Beyaz Adamın katliamı

Toplum/Yaşam Haberleri —

11 Temmuz 2021 Pazar - 20:00

  • Artık cesetler – kelimenin tam anlamıyla – yüzeye çıktığına göre, Kanada şok mu oldu? Ne büyük bir maskaralık! Birçok Kanadalı, uzun zamandır ülkelerinin tarihinin gerçeklerini ve yerli halkların kötü durumunu inkar ediyor. Bu ortamda cehalet ve ırkçılık bol.

BRANDİ MORİN

 

Çocuğunuzun size baskı yapanların yasalarını uygulayan polisler tarafından kollarınızdan koparıldığını düşünün; zorla asimilasyon ve sömürgeleştirme biçimindeki şeytanın, kilise tarafından yönetilen kurumlar kisvesi altında çocuklarınızı sizden çalıp dövdüğünü, cinsel tacize maruz bıraktığını, utandırdığını ve kimliklerinden kopardığını; veya çocuğunuzun – ya da halanız, amcanız, erkek kardeşiniz veya kız kardeşinizin – yetersiz beslenmeden, sağlıksız yaşam koşullarından öldüğünü veya istismarcılar tarafından öldürüldüğünü düşünün.

Bunu düşünün, atan kalbinizin göğsünüzden koparıldığını düşünün.

Kayıp yerli çocukların ruhları adalet için haykırıyor. Sonunda, dünya dinliyor gibi görünüyor.

Geçen ay Saskatchewan'da binlerce kemik içeren bir mezar alanının keşfi – 'Yerli yatılı okulları' olarak bilinen korku evlerinden birine gitmeye zorlanan birçok masum çocuk da dahil olmak üzere 751 kişinin kalıntıları – küresel şok dalgalarına sebep oldu. Bu, British Columbia'da başka bir eski yatılı okulda işaretsiz mezarlarda 215 çocuğun kalıntılarının benzer şekilde keşfinden sadece haftalar sonra oldu. Daha geçen hafta, British Columbia'daki başka bir okulda 182 isimsiz mezarda aynen bu şekilde bir üçüncü keşif daha yapıldı.

 

Bu maske sonsuza dek düştü

Çok sık olarak, dünya Kanada'yı barış ve eşitlikte lider ve aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere sahip geniş bir yer olarak görüyor. Bu maske sonsuza dek düştü.

'Yerli yatılı okulları', Kanada hükümeti tarafından finanse edilen ve büyük ölçüde Katolik Kilisesi tarafından yönetilen Yerli çocukları 'asimile etme' resmi misyonuna sahip zorunlu yatılı okullardı. Sonuncusu 1997'de kapanan bu okullar 100 yıldan fazla bir süredir varlar. On yıllar boyunca, bu yerlerin dehşeti tartışılmadı ve hayatta kalanların gözyaşlarını bastırmaları ve günlerinin geri kalanını şikayet etmeden yaşamaları beklendi. 'Unut gitsin artık' baskın tutum gibi görünüyordu.

 

Geçmişten günümüze sömürgeci şiddet

Çocuklar sistematik olarak ve zorla ailelerinden alınıp bu kurumlara hapsedildi. Hayatta kalanlar, “Hakikat ve Uzlaşı” duruşmalarında arkadaşlarının öldürülmesine tanık olduklarını ifade ettiler. Bazı çocuklar yetersiz beslenmeden, diğerleri ise sağlıksız yaşam koşullarında yaygın olan tüberküloz gibi hastalıklardan öldü. İçinde mezarlık olan çok fazla 'okul' yoktur normalde.

Ben ve birçok yerli, meselenin soykırım olmadığını savunan insanlara karşı sabrımızı kaybediyoruz. Deneyimlediğimiz şey şu: toprakların ve kaynakların çalınması ve İlk halkların zulme uğraması.

Bu, 1997'de son yatılı okulun kapanmasıyla sona ermedi. Sömürgeci şiddet, Başbakan Justin Trudeau'nun aynı zamanda kayıp ve öldürülen yerli kadın ve kız çocuklarına (yerli olmayanlara göre 12 kat daha fazla şiddete maruz kalıyorlar) yönelik süregiden soykırım olarak kabul ettiği şekliyle hala geçerliliğini koruyor.

Güvenli olmayan, sağlıksız su sistemleri ve yaşam koşulları sayısız İlk halklar topluluğunda mevcut. İntihar oranları salgın boyutlarına ulaştı. Yerli erkekler ve kadınlar orantısız şekilde hapsediliyor ve polis vahşetine maruz kalma olasılıkları çok daha yüksek.

Koruyucu ailedeki çocukların yarısından fazlası yerli. İronik ama, şu anda yatılı okul sisteminin zirvede olduğu dönemden daha fazla yerli çocuk devlet korumasında/koruyucu aile sisteminde. Bunun da ötesinde, federal hükümet şu anda Yüksek Mahkeme'nin yerli evlatlık çocuklara tazminat ödenmesine ilişkin kararlarına uymayı reddediyor.

Ailelerimiz, yatılı okulların acımasız suistimallerinden nesiller arası travmanın yansımalarını çekmeye devam ediyor. İnsanların küçük düşürüldükten, utandırıldıktan ve fiziksel, cinsel, sözlü ve ruhsal olarak istismara uğradıktan sonra normal şekilde işlev görmelerini nasıl bekleyebilirsiniz?

 

Kanada yerli topraklarını sömürerek zenginleşti

Bu kötü dönem, genel olarak sömürgecilikle birlikte, bizi neredeyse tamamen yok etti. Hayatta kalanlar beyaz dünyaya atıldı, kırıldı ve kirletildi. Pek çok kişi için bu deneyimlerin sonuçları uyuşturucu bağımlılığı, işlev bozukluğu, istismar, şiddet ve diğer yıkım biçimlerini içeriyor.

Kanada hükümetinin yerli insan hakları ihlallerini giderme konusundaki gönül rahatlığı, kontrol ettiği bölgeler kadar geniş.

Kanada yerli topraklarını sömürerek zenginleşti ve 1867'de konfederasyonu izleyen yerli uluslara karşı sayısız anlaşma yükümlülüğünü ihlal etmeye devam ediyor.

Hükümetler ve endüstriler, ekonomik kazanç için bölünmemiş yerli topraklarını devralıyor ve dümdüz ediyor. Yerli toprak savunucularını zorla yerinden ediyor ve yerli ulusların hayatta kalması için kutsal ve gerekli olan geleneksel topraklardan geriye kalan çok az şeyi yok ediyor.

Kanada, insan haklarımızı aktif ve sistematik olarak göz ardı etmektedir. Halklarımıza karşı devam eden bir savaş varken, adaleti nasıl sağlayabiliriz veya doğru şekilde nasıl iyileşebiliriz?

 

Adalet neye benzerdi?

Bu cehennemvari yatılı okullarda cesetlerin bulunması, hayatta kalanlar, aileleri ve yerli uluslar için zor oldu. Bazı çocukların isimsiz mezarlara atıldığını zaten biliyorduk. Bu okullardan kurtulanlardan bazıları, 2015 yılında nihai raporu yayınlanan Kanada Hakikat ve Uzlaşı Komisyonu'nda (TRC) sınıf arkadaşlarının mezarlarını kazmaya zorlandıklarını veya cinayete tanık olduklarını anlattılar.

O zaman, TRC komisyonu üyeleri federal hükümete bu iddiaları araştırmak ve cesetlerin yerini tespit etmek için fon (2 milyon Kanada dolarından az) istediler, ancak reddedildi. Bazı yerli halklar, zaten kısıtlı olan fonlarını kayıp akrabaları aramak için kullanarak kendi işlerini kendileri görmeye çalıştılar.

 

Ne büyük bir maskaralık!

Artık cesetler – kelimenin tam anlamıyla – yüzeye çıktığına göre, Kanada şok mu oldu? Ne büyük bir maskaralık! Birçok Kanadalı, uzun zamandır ülkelerinin tarihinin gerçeklerini ve yerli halkların kötü durumunu inkar ediyor. Bu ortamda cehalet ve ırkçılık bol.

Kanada hükümetinin yerlilerin insan hakları ihlallerini giderme konusundaki umursamazlığı, kontrol ettiği bölgeler kadar geniş. Yatılı okullar hakkında (istismarcıların kimlikleri dahil) daha fazla bilgi yayınlamalı, suistimalleri ve cinayetleri araştırılmalı ve failler adalet önüne çıkarılmalı.

 

İnsanlığa karşı suç

Adalet, Kanada'nın insanlığa karşı işlediği suçlardan uluslararası düzeyde sorumlu tutulmasını da gerektirir. Ve yerli yatılı okullarının %70'ini yöneten Katolik Kilisesi'nin şu anki lideri Papa Francis'in, kurumunun bu korkunç tarihteki rolü için özür dilemesi de gerekli.

Kanada'da adalet ise, yerli haklarının kesin olarak desteklenmesini gerektirir; (çocukların konuşması yasak olan) yerli dillerinin yeniden canlandırılması; onlarca yıllık sistematik istismardan iyileşme desteği ve yerli halkların egemenliğine ve içsel değerine saygı.

Ayrıca, çalınan yerli topraklarının topluluklarımıza iadesini; nesiller boyu yerli halkların sırtından kazanılan zenginliklerin tazmin edilmesini; ve mevcut ve gelecek nesillerimizin ruhsal, ekonomik ve fiziksel olarak gelişme olasılığını da içerecektir adalet.

Trudeau şunları söylemişti : “Kanada için hiçbir ilişki yerli halklarla olan ilişkiden daha önemli değildir.” Ancak adalet eylem gerektirir - ezbere sözler değil. Bu ulusu temellerinden sarsmak gerek. Kanada'nın kötü geçmişinin ve sorunlu bugününün gerçeklerini ortaya çıkarmak gerek. Irkçı ideolojileri ve sistemleri kökünden söküp toplumu her alanda birlikte yeniden inşa etmek gerek.

 

Çeviri: Derya Yılmaz

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.