Bilim ‘yararsız’ retenin peşinde
Kadın Haberleri —

Rete Ovari/foto:Wikipedia
- Anatomi kitaplarında silinen ve ‘yararsız’ sayılan, kadın anatomisinin "unutulmuş" bir parçası olan rete ovarii yeniden keşfedildi.
REWŞAN DENİZ
Colorado Üniversitesi’nde gelişim biyoloğu Jennifer McKey, farelerde yumurtalık gelişimini incelerken beklenmedik bir keşfe imza attı. Yumurtalıkların tabanında, at nalı şeklinde tüplerden oluşan bir yapı buldu: Rete ovarii (yumurtalık ağı) 150 yıl önce tanımlanmış, ancak “işlevsiz” sayılarak anatomi kitaplarından çıkarılmış bu doku, şimdi yeniden bilim dünyasının tartışmalarına konu oldu. Jennifer McKey’nin bulguları, rete ovariinin hormon dengesinden kist oluşumuna kadar önemli işlevleri olabileceğini gösteriyor.
Güncel literatürde yok
Rete ovarii, 1870 yılında keşfedilmiş ve günümüzde insan anatomisi çalışmalarında referans kaynağı olan ünlü " Gray's Anatomy " ders kitabının anatomik çizimlerine hızla dahil edilmiştir. Buna rağmen, bu yumurtalık uzantısı doktorlar ve bilim insanları tarafından " işe yaramaz ", esasen embriyonik gelişimin bir kalıntısı olan ve yetişkinlikte hiçbir işlevi olmayan bir organ olarak kabul edilmiştir. Jennifer McKey, deneyinde Fallop tüpü hücrelerini kırmızı renkte parlayacak şekilde işaretlemeyi hedefliyordu. “Boyanmış yumurtalıklara baktığımda, önce güzel Fallop tüpünü gördüm” diyor. Ancak yumurtalıkları çevirdiğinde, sırt kısmına yakın bir bölgede, daha önce görmediği bir yapı ortaya çıktı: “At nalı gibi uzanan, tüplerden oluşan dikkat çekici bir yapı.” Ne ders kitaplarında ne de güncel literatürde bu yapıya dair bilgi vardı. Danışmanı Blanche Capel ile eski anatomi kitaplarını karıştıran McKey, bunun rete ovarii olduğunu fark etti.
Kesinlikle bir kalıntı değil
McKey ve ekibinin araştırmaları, rete ovariinin birden fazla parçadan oluştuğunu ortaya koydu. Bir parçası yumurtalıkların alt ucunu sararken, bir diğeri küçük tüplerden oluşan bir ağ gibi görünüyor; bir kısmı ise yumurtalıkların içinde yer alıyor. Bu parçaların hormon dengesi, yumurtalıkların embriyonik gelişimi ve hatta kist oluşumuyla bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Aslında, vücuttan gelen belirli hormonal sinyalleri aldığında aktif hale gelen, adet döngüsü ve kadın doğurganlığı ile ilgili proteinlerin yanı sıra homeostaz ve yumurtalıkların korunmasında rol oynayan proteinleri salgılayan bir tür "anten" görevi görecektir. Jennifer McKey, “Bu yapı tüm gelişim sürecinde varlığını koruyor. Kesinlikle bir kalıntı değil,” diyerek rete ovariinin önemine vurgu yapıyor.
Tarih boyunca ihmal edilmiş
Rete ovarii, sadece farelerde ya da insanlarda değil, ineklerden kedilere kadar tüm memeli dişilerde bulunuyor. McKey, “Arandığında bulunamamış tek bir memeli türü bile yok” diyor. Bu yaygınlık, yapının evrimsel bir işlevi olduğuna işaret ediyor. Ancak tıpkı klitoris gibi, rete ovarii de tarih boyunca ihmal edilmiş. Berlin’de jinekoloji uzmanı Mandy Mangler, kadın pelvisini gösteren anatomik çizimlerin yüzde 95’inde klitorisin yer almadığını belirtiyor: “Bu, erkek pelvisini penis olmadan çizmek gibi.”
Erkeklere ait olsaydı ciddiye alınırdı
Mandy Mangler, bu ihmalin tarihsel kökenlerine dikkat çekerek: “Tarihe bakarsak, kadınlar uzun süre tıp eğitimi alamadı. Yüzlerce yıl önceki anatomi uzmanları hep erkekti ve kendi aralarındaydı. Klitorisi tanımlayıp incelemiş olsalar da, “Ne işe yaradığını tam bilmiyorlardı ve bu organın neden gerekli olduğunu anlamadılar. Zamanla bu bilgi anatomi kitaplarından kayboldu” diyor. Ancak 2022’den itibaren Almanya’daki Prometheus anatomi kitapları, klitorisi tam karmaşıklığıyla göstermeye başladı. McKey, rete ovariinin erkek anatomisinin parçası olsaydı daha önce ciddiye alınacağını düşünüyor ve ekliyor: “Kadın üreme sistemi ve sağlığı, araştırmalarda uzun süre ihmal edildi.”
Yeniden keşif önemli bir adım
Araştırmacılar artık rete ovariinin aslında yumurtalık fonksiyonunda ve dolayısıyla doğurganlıkta çok önemli bir rol oynadığını keşfettiler. Şu anda bu sadece bir hipotez, ancak yapının etrafındaki önemli miktarda kan damarı ve sinir varlığı, gerçekten de kadın doğurganlığında temel bir rol oynadığını düşündürüyor. Ekip ayrıca yapının üç ayrı bölgeye sahip olduğunu ve hormonal sinyallere yanıt verebileceğini ortaya koydu. Bu yeniden keşif, kadın anatomisine dair eksik bilgilerin tamamlanmasında önemli bir adım. Jennifer McKey ve ekibi, bu dokunun kadın sağlığı açısından yeni kapılar açabileceğine inanıyor. Bilim dünyası, bir zamanlar ‘yararsız’ sayılan bu yapının sırlarını çözmek için çalışmalarını sürdürüyor.















