Bir Kürt’ün devletler arası hukuk mücadelesi
Yurt Dışı Haberleri —

Despo Pilavaki ve Kenan Ayaz
- Almanya ve Kıbrıs’taki 3 yıllık tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuşan Kürt siyasetçi Kenan Ayaz, ilk olarak Kürt dostu Theofilos Georgiadis’in mezarını ziyaret etti ve Rêber Apo’yu yakından tanıyan Despo Pilavaki’yle buluştu.
- Ayaz, mücadeleye devam edeceği mesajını verirken, Kıbrıslı aydın Despo Pilavaki, “Kıbrıs halkı onu bağrına basıyor; Hoş geldin mücadeleci yoldaşım. Kıbrıs ve Kürdistan’ın özgürlüğü mücadelesinde birlikteyiz” şeklinde konuştu.
HİKMET ERDEN
Kürt siyasetçi Kenan Ayaz, devletler arasında üç yıl süren tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuştu. Almanya ve Kıbrıs’taki siyasi baskılar ve hukuksuzluk zinciri, Ayaz’ın dik duruşu ve dayanışma ağları sayesinde kırıldı. Özgürlüğüne kavuşan Ayaz, ilk olarak 20 Mart 1994’te Türk devleti tarafından katledilen Kıbrıs Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı Theofilos Georgiadis’in mezar anıtını ziyaret etti. “Mücadeleye devam” dedi.
Kıbrıs’ta “siyasi mülteci” statüsünde bulunan Ayaz’ın dosyası, tam anlamıyla bir hukuksuzluk örneğiydi. Türkiye’de demokratik siyaset çalışmaları yürütürken, 2009 yılında başlatılan KCK Ana Davası kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkarıldı, çok sayıda dava açıldı. Türkiye’de 12 yıl cezaevinde kaldı, 2012 yılında siyasi mülteci olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geçti.
Siyasi çalışmaları ‘suç’ sayıldı
Ayaz, özellikle entelektüel birikimiyle Avrupa’da çok sayıda panel, seminer, kongre ve konferansta konuşmacı olarak katıldı. Almanya hükümeti, 2022 yılının Haziran ayında kriminalizasyon politikaları çerçevesinde “PKK ile ilişkili” olduğu iddiasıyla hakkında dava açtı; 2018-2020 yılları arasında yürüttüğü çalışmaları “suç” saydı. Ayaz, 15 Mart 2023’de Larnaca Havalimanı’nda gözaltına alındı, ardından tutuklandı.
Kıbrıs, ülkesinde “siyasi mülteci” konumunda bulunmasına rağmen Almanya’nın baskılarına boyun eğerek onu Berlin’e teslim etti. Hamburg’daki Damtor Cezaevi’ne götürüldü, duruşmaları 2023 yılının Kasım ayında başladı. Aylarca süren davada hakkında tek bir somut delil sunulamadı.
Onu yargılayanları yargıladı
Ayaz, duruşmalarda adeta yargılayanları yargıladı; Kürt demokratik siyaseti ve mücadelesini anlattı, Alman devletinin, faşist ve ırkçı bir devlet olduğu tüm dünyada kabul gören Türk devleti ve Erdoğan’la olan hukuksuz ilişkisine dikkat çekti. Savunmalarının merkezinde “Kürt onuru” vardı. Hamburg Eyalet Mahkemesi’ndeki ilk duruşmalarda, Alman Anayasası’nın ilk maddesinin "İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır” ibaresine dikkat çekti. Kürtlerin faşizme karşı kendilerini savunduklarını ve bunun asla “terörizm” olmayacağının altını çizdi.
‘Ben değil, Erdoğan yargılanmalıydı’
Bu süreçte en dikkat çekici olan detay ise yargılanma sürecinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyaretinde Ayaz hakkında açılan davayı kastederek, “Hamburg’taki mahkeme memnuniyet verici” sözleriydi. Buna karşın Ayaz, davanın siyasi boyutuna işaret ederek mahkeme heyetine, “Erdoğan faşizmi en çok insan onurunu çiğniyor. İnsan onurunu ayaklar altına alıyor. Soykırım ve savaş suçu işliyor. Alman Anayasası’na göre de büyük bir suç işliyor. Bugün burada ben değil, Erdoğan yargılanmalıydı” demişti.
Hamburg Yüksek Bölge Mahkemesi, 2 Eylül 2024’te Ayaz’a Alman Ceza Kanunu’nun 129a ve 129b maddeleri uyarınca 4 yıl 3 ay hapis verdi. Kararın temelinde, Ayaz’ın Kürt kültürü ve insani meselelerle ilgili dokuz barışçıl gösteriyi organize etmek ve bu gösterilere katılmak iddiaları yer aldı. Karar, ifade ve örgütlenme özgürlükleri savunucuları tarafından sert tepkiyle karşılandı, hiç bir somut delil olmadığı halde ceza verilmesinin hukuksuz ve siyasi bir karar olduğu kaydedildi.
Ayaz’ın avukatları mahkûmiyet kararına karşı Almanya’daki iç hukuk yollarına başvurarak itiraz etti, temyiz başvurusu yaptı. Federal Mahkeme 14 Mayıs 2025’te, Hamburg’daki kararın hukuka uygun olduğuna hükmetti ve temyiz talebini kabul etmedi.
Bunun üzerine avukatları dosyayı Kasım 2025’te AİHM’e taşıdı. Ayaz’ın avukatı Antonia Von Der Behrens, Alman yargısının vermiş olduğu kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11’inci maddesindeki toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü, ayrıca adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı maddeyi ihlal ettiğine dikkat çekti. Mahkûmiyetin siyasi saiklerle verilmiş olduğuna işaret eden Av. Behrens, Almanya’daki mahkemenin barışçıl gösterilere katılımı suçlama konusu yapmasının gayri hukuki olduğunun altını çizdi. Ayaz, Almanya’da 2 buçuk yılı aşkın bir süre cezaevinde kalmasının ardından Kıbrıs’a gönderildi.
Almanya’da mahkeme Ayaz’ın cezasının üçte ikisini yattıktan sonra serbest bırakılabileceğini belirtti. Ayaz, 8 Eylül günü Alman Polisi tarafından Larnaca’ya kelepçesiz bir şekilde getirildi. Serbest bırakılacağı beklenirken, bu kez ellerine bir daha kelepçe takıldı ve Lefkoşa Centrol Cezaevi’ne gönderildi. Yani Kıbrıs, Avrupa hukukuna göre Ayaz’ı serbest bırakması gerekirken ceza verdi. Ayaz, af veya serbest bırakılma talebinde bulunmadı, hükmü kabul etmeyeceğini ve işlemediği eylemler veya siyasi inançları nedeniyle pişmanlık duymayacağını vurguladı. Ve 14 Şubat günü Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı’nın yetkisiyle serbest bırakıldı.
‘Hoş geldin mücadeleci yoldaşım’
Özgürlüğüne kavuşan Ayaz, ilk olarak Kürt dostu Theofilos Georgiadis’ın Lefkoşa’daki mezarını ziyaret etti. “Helen halkları ile Kürtlerin ortak mücadele şehidi” olarak Kürdistan tarihine geçen Georgiadis’ın mezarına karanfiller bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulanan Ayaz, özgürlük anılarına bağlılığın sözünü bir kez daha yineledi. Hemen ardından ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı yakından tanıyan ve ömrünü Kürtlerin mücadelesine adayan Despo Pilavaki’yle buluştu.
Ayaz’ın özgürlüğüne ilişkin konuşan Kıbrıslı aydın Despo Pilavaki, “Arkadaşım ve yoldaşım hırsızlık yapmadı. Uyuşturucu tüccarı değildi, organize suçlarla ilgisi yoktu. Türkiye onu, özgür bir vatanı özgürce yaşamak istediği için suçladı. Kıbrıs halkı onu bağrına basıyor. Hoş geldin mücadeleci yoldaşım. Kıbrıs ve Kürdistan’ın özgürlüğü mücadelesinde birlikteyiz” şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın hukuksuz tutumunu da eleştiren Pilavaki, “Hala merak ediyorum. Biz neden onu hapiste tuttuk?” diye sordu.
‘Kıbrıs’a Özgürlük, Kürdistan’a Özgürlük’
Kıbrıslı siyasetçi, aydın, akademisyen ve hukukçulardan oluşan Kenan Ayaz Gözlemevi de Ayaz’ın özgürlüğü için açıklama yaptı. “Kıbrıs’a Özgürlük, Kürdistan’a Özgürlük” başlığıyla yapılan açıklamada, Kıbrıs hükümetinin ‘Kenan Ayaz ile Dayanışma Ağları’nın baskısı sonucu geri adım attığına dikkat çekildi.
Ayaz’ın “siyasi mülteci” statüsünün yeniden onaylandığına işaret edilen açıklamada, “Ayaz, Mart 2023’teki tutuklanmasının ardından, Kıbrıs yargı ve yürütme makamları tarafından mağdur edildi. Alman sistemi tarafından işkence gördü. İşgalci Türk devletinin talimatı ve Erdoğan’ın onayıyla cezalandırıldı. Ayaz’ın geç de olsa serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ayaz’ın da sürecin başından bu yana defalarca vurguladığı gibi, bu mücadele asla onun bireysel özgürlüğüyle ilgili değildi; insanlığın Kürt halkına karşı tutumuyla ilgiliydi. Adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesi Theophilos Georgiadis’in açtığı yolda devam ediyor” denildi.
Georgiadis’a adanan savunma
Ayaz gözaltı, tutuklanma ve yargılama süreci Kürtlerle bir dayanışma ağı oluşturdu. Almanya’dan Kıbrıs’tan ve enternasyonal hareketlerden Kürt ve Rum siyasetçi, hukukçu ve sendikacıları bir araya getirdi. Ayaz için düzenlenen eylemlerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm paradigması tartışıldı ve halkların ortak mücadelesine dikkat çekildi.
Öte yandan, Ayaz’ın dava süreci boyunca yaptığı ve “İnsanlık Galip Gelecek” adlı kitapta topladığı savunmaları, 20 Mart 1994’te katledilen Kıbrıs Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı Theofilos Georgiadis’i adandı.















