Birlik ve dayanışma ruhu

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

22 Kasım 2022 Salı - 09:30

  • Kürtler de, giderek bölgeninin felaketi haline gelen Türk faşizmi karşısında yıllar var ki “Kürt ve Kürdistan ruhu“ diyor. HDP için sandığı akan oylar, Kürt ve Kürdistan içindir. Dört parçada durum bu. O nedenle zulüm yağmurlarına rağmen Kürtler daha güçlü. Bu bölge boyunca, birleşen kalplerin gücüdür.
  • Kuzuların sessizliği ile çobana itaat eden sağcısı, solcusu, dincisi, yoksulu, zenginiyle kalabalıklar, yüz yıllık soykırımlarda can alan, mala, mülke çökenlerin torunlarıydı. Ta o günden beri Kürtler söz konusu olunca, bana da ne düşer beklentisiyle Faşizme biatta yani tabi olmakta tek ses, bir nefesti.

Efrîn şehri, Kürtlerin renkleriyle donanımlı bir mimarı galeriydi. Sokakları, parklarıyla “bal dök yala” dedikleri cinsten, tertemizdi. Şehrin ortasında yükselen Demirci Kava heykeli, emekle, ter ve kanla kazanılmış özgürlüğü sembolize ediyordu.

Hemen ötede, sonsuzluğa uzanıyor hisi veren tepe ve düzlükler boyunca zeytin ağaçları ormanları başlıyordu. Bakımlı, düzenli.
Ve şehirde, zeytin yağı damıtım merkezleri, zeytinciliğe bağlı sabun üretim alanları...

Efrîn’de yoksulluk, yok denecek kadar azdı.

Sonra Türkler ve önlerinde mayın eşeği niyetine yürüttükleri, uluslararası İslamo Faşist taburlarla göründüler. Moğol sürüleri gibi Efrîn’i kuşattılar. Havadan ve karadan vurmaya başladılar. Kürt savaşçılar, bakmaya kıyamadıkları şehir ve zeytin ağacı bahçeleri, güllüklerle süslü toprakları ganimet avcılarının talanı ile yıkım ve yangınından esirgemek için çekildiler.

Ganimet avcıları, bir zamanların Kıbrıs’ında olduğu gibi, dört bir yana üşüştüler. kendilerine yakışanı ile soygun yaptılar. Hırsızlığa, talana başladılar. Cinayetler. Rum ve Ermeniler gibi öldüremedikleri Kürtleri, namlu doğrultan eşkıya olarak evlerinden çıkardılar. Evleri, malları, mülklerine çöktüler.

Hiç bir şey bulamayanlar zeytin ağaçlarını kesip, Türk şehirlerine kamyon kamyon odun taşıyıp para kazandılar.

Pazar günü Rusların, üç yıl sonra açtığı hava sahasını kullanıp, ırkçı kindarlıkla Efrîn‘den sürülmüşlerin sığındıkları alanları bombaladılar. Derik’te sivil kırım yaptılar. Unutulmaz DAİŞ yenilgisinin intikamı için Kobanê’yi hedef aldılar, hastaneyi de vurdular.

Faşizm buydu. Temel harcı ve de gıdası ırkçılıktı. Irkçılık da vicdanların körelip çürümesi, puç olması, insanlık damarlarının ölmesi demekti. Türk tarihi ise bu ölü damar üstünde yeşerdi. Geçenlerde Baskın Oran’ın alıntıladığı üzere beyni ırkçıkla yıkanmış, insanlıktan çıkarılmış, kendisine benzemeyen her yerliye düşman, garip ve alabildiğine cahil ırkı yarattılar. Can alıp mala, mülke çökmeye tutkulu...

Kürtler canavarı 1920‘de gördüler. Ama tedbirleri yoktu. Zincirlerini koparmış canavar Amed, Muş hatında, Botan‘da, Ağrı Dağı etekleri, Zîlan’da, sona kalan Dersim’de soykırım yaptılar. Geçenlerde ölen Dersim’li Bego’nun anlattığı üzere, henüz doğmamış bebeklerle savaştılar. Onları anne karnından çıkarıp süngü ucunda havada döndürerek, “keyifleri“ni getirdiler.

Mafyanın bile şerefine yakıştırmadığı, çocuk, bebekle keyif getirme cinayetleri, bir kaç yıl önce Cizre’de, Sur’da bahse tutulmaya -kumara-  dönüştürüldü. Pencerede görünen bebekleri, evin eşiğine çıkan çocukları, nişancılıkta kim vurur, kim vuramaz konusu yaptılar. Anne kucağındaki Miray bebek ve Cemile çocuğu böyle vurdular. Bu bir Türk icadıydı.

Kürtler sadece ve yalnızca farklı soyları yüzünden, hedef tahtasında nişangahtı. Kürt Mars’ta da olsa, kendisi statü istiyorsa eğer, o yok edilmesi gereken düşmandı.

Liderleri Recep Erdoğan, dünyanın dört bir yanında Kürt kırımının tadını çıkarırcasına “bir gece ansızın gelebiliriz“ diyor, sonra sınırdan 180 kilometre ötedeki Kürtlerin ölüm emrini veriyor, sivil katliam yapıyordu.

Dünya buna seyirciydi. Dahası çağ medeniyetinin temsilcileri, Erdoğanı muhatap alıyor, elini sıkıyorlardı.

Örneğin, son taarruz gerekçesi olarak İstanbul‘da patlayan bomba öne sürülüyordu.

Oysa bu bombanın bir sahtekarlık oyunu olduğu, daha patlarken dünyaca malumdu. İş, işlev bakımından, 6-7 Eylül için Selanik’te patlatılan bombanın benzeriydi. Büyük bir sahtekarlıktı. Dersimde, soykırıma gerekçe yapılan hayali köprü uçurma gibiydi. 2014’deki ölü polis olayı gib...

İstanbul İstiklal patlamasını, Türk ırkçılığının hamur yoğuranları dışında, kimse Kürtlere mal edemedi. Senaryoda rol verilenlerin tümü DİAŞ’le bağlantılı Araptı.  

Utanmadan, bunu gerekçe yapıp saldırdılar. Sonra, Kürtlükten Afaroz zehir Hafiye Hakanın keskin zekasının ürünü yeni yalanlar uydurdular. Öncüpınar ve Antep’te Kürtlere mal edilen füzeler düşürdüler.

Bütün bunlar olurken ve Kürtler kanarken Türk kamu oyunda, yani vicdanında vaziyet neydi? Hemen söyleyeyim, yapılacak seçimlerden sonrası için başbakan adaylığını açıklayan Bulgar ama Türk ırkçısı Meral Akşener Kürt ölümlerini alkışlıyordu. Kuzuların sessizliği ile çobana itaat eden sağcısı, solcusu, dincisi, yoksulu, zenginiyle kalabalıklar, yüz yıllık soykırımlarda can alan, mala, mülke çökenlerin torunlarıydı. Ta o günden beri Kürtler söz konusu olunca, bana da ne düşer beklentisiyle Faşizme biatta yani tabi olmakta tek ses, bir nefesti.

Tarihçi Ayşe Hür, onların hallerini sosyal medyada şöyle anlatıyordu:

“Taksim bombası tıkır tıkır işliyor. İnsanlık bir kere daha ölürken, kimimiz başımızı çeviriyor, kimimiz kulağını tıkıyor, en kötüsü de kimimiz bakıyor ve oh olsun diyor...“

Evet, 1920‘den beri bu böyleydi.

Ve Kürtler, onlara bakarak, doğayı örnek alarak tavır alıyorlardı. Doğada bile türlerin dayanışması vardı. Otçul gameşten, etçil aslana dek böyleydi.

Kürtler de, giderek bölgeninin felaketi haline gelen Türk faşizmi karşısında yıllar var ki “Kürt ve Kürdistan ruhu“ diyor. HDP için sandığı akan oylar, Kürt ve Kürdistan içindir. Dört parçada durum bu. O nedenle zulüm yağmurlarına rağmen Kürtler daha güçlü. Bu bölge boyunca, birleşen kalplerin gücüdür.

Türk ırkçılığına en gür tepki sesi, İranlı mollaların diktası altındaki Kürdistan’ın, efsanevi Mahabad şehrinden yükseliyordu.  
Zulüm şiddetlenebilir. Ama unutmamak gerek, birlik ve  dayanışma ruhu ölümsüzdür...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.