ABD'nin Pêşmerge kesintisi olağan mı?

Pêşmerge

Pêşmerge

  • Pêşmergeye ABD kesintisi, paradan çok Amerikan silahlarına, teçhizat kontratlarına, ABD güvenlik mimarisi içinde kurumsal tanınırlığına erişim meselesidir. Bunu kaybetmek, o statüyü de kaybetmek anlamına geliyor.

Pentagon’un gelecek yıl için sunduğu bütçe teklifi, Federe Kürdistan Pêşmerge İşleri Bakanlığına yönelik ABD eğitim ve silah desteğini tamamen sona erdirmeyi öngörüyor. Bu kalem, 61 milyon dolardan sıfıra iniyor. Geriye yalnızca 1 milyon doları biraz aşan tıbbi sürdürülebilirlik tahsisi kalıyor. Federal Irak güçleri ve Suriye ise fonlanmaya devam ediliyor. 2027’de Lübnan ve Ürdün ilk kez DAİŞ karşıtı fon havuzuna dahil ediliyor. YNK etkisindeki güvenlik birimine ise tahsisat artırılıyor.

Pentagon’un Pêşmerge’yi ayrı ve bağımsız bir güç olarak desteklemesi, DAİŞ savaşı öncesinde bir geçmişe sahip değildi. Bu kanal, savaş döneminde acil bir tedbir olarak açıldı: 2015’te yaklaşık 354 milyon dolar, 2016’da 415 milyon dolar, ve yıllık 290-365 milyon dolar arasında değişen tutarlar. DAİŞ’in yenilgisinden sonra rakamlar kademeli olarak düştü, ancak varlığını korudu. 2022’de 257 milyon, 2023’te 207 milyon, 2024’te 164 milyon, 2025’te 139 milyon, bu yıl 77 milyon dolardı. Gelecek yılki talep ise 1,35 milyon dolara düşürüldü. Son 5 yıldaki düşüş tedriciydi. 77 milyon dolardan neredeyse sıfıra iniş ise ani oldu. TNC'nin analizine göre; Washington’un kesinti için sunduğu açıklama, mantıklı ve tamamen yanlış da sayılmaz. Eylül 2022’de imzalanan ABD-Federe Kürdistan Mutabakat Zaptı, dört yıllık bir süreyi kapsıyordu ve geçtiğimiz Eylül ayında sona erdi. Pêşmerge maaş ödemeleri daha önce zaten durdurulmuştu; Washington, maaş yükünü Bağdat’ın üstlenmesini bekliyordu. Gelecek yılki talep, yenileme olmadan bu sürenin bitişini yansıtıyor, ancak bu açıklamanın sorunu, eğitim ve teçhizat kalemiyle ilgili. Maaşların kesilmesi Mutabakat Zaptı çerçevesinde anlaşılabilir fakat 61 milyon dolarlık teçhizat kaleminin sıfıra indirilmesi, Mutabakat Zaptı’nın sona ermesiyle otomatik olarak gelmez. Washington’un seçenekleri vardı: Mutabakatı uzatmak, revize edilmiş bir versiyonu müzakere etmek veya desteği farklı bir mekanizma üzerinden sürdürmek. Daha zor siyasi şartlarda başka yerlerde bunu yaptı. Suriye’de QSD’nin toprak kontrolü büyük ölçüde azaldı, eski QSD'liler nominal olarak yeni Suriye güvenlik yapısına entegre oldu ve siyasi ortam tamamen değişti. Buna rağmen ABD’nin Suriye’ye ayırdığı fon 130 milyon dolarda sabit kaldı. Formül değişti ama para değişmedi.

Peki ne anlama geliyor?

Bu nedenle Pêşmerge’ye silah sevkiyatındaki kesintinin arkasında daha geniş bir tablo ve jeopolitik koşullar olduğuna dair güçlü işaretler var. Paranın kendisi asıl mesele değil. 60 milyon dolar, ABD savunma bütçesi açısından önemli bir tutar değil. Federe Kürdistan'daki tek bir medya kanalının yıllık bütçesi bile buna yakın olabilir. Bu kalemin asıl temsil ettiği şey, “erişim”dir: Amerikan silahlarına, teçhizat kontratlarına, bir gücün ABD güvenlik mimarisi içinde kurumsal tanınırlığına erişim. Bunu kaybetmek sadece parayı değil, o statüyü de kaybetmek anlamına geliyor.

Lübnan ve Ürdün'e

Fonların bir kısmı, Lübnan ve Ürdün’e yönlendirilmiş görünüyor. Bu, kesintiyi daha geniş bağlamda kısmen açıklıyor. Lübnan, ilk kez DAİŞ karşıtı fona dahil ediliyor; Lübnan Silahlı Kuvvetleri, sınır güvenliği ve özel operasyon kapasitesi üzerinden çerçevelendiriliyor. Ürdün de ilk kez giriyor ve Suriye ile geniş Levant’taki doğrudan ABD ayak izi azalırken, bölgesel misyonlar için bir platform olarak tanımlanıyor. Resmi etiket 'DAİŞ karşıtlığı' olsa da, altında inşa edilen bölgesel tasarım, İran’a karşı baskı ve ABD desteğinin merkezi hükümetler ile devlet onaylı güçler arkasında konsolide edilmesi yönünde. Suriye’ye fonun devam etmesinin nedeni de bu; artık yeni Suriye ordusuna entegre olan veya olmakta olan birlikler üzerinden çerçevelendiriliyor.

'Sonuçları olacak' tehdidi

KDP’nin konumu, kesintiyi yalnızca bürokratik bir işlem veya Mutabakat Zaptı’nın zamanında sona ermesi olarak okumayı zorlaştırıyor. ABD, Şubat 2026’da İsrail ve İran arasında yaşanan savaş sırasında, İran Kürt muhalif gruplarını Irak Federe Kürdistan'dan sınır ötesi operasyonlar için aktive etme planı veya en azından ciddi bir Amerikan-İsrail ilgisi vardı. Plan, son anda çöktü. Kürt gruplar maddi destek aldıklarını reddetti, yakın eylem planı yapmadıklarını belirtti ve Federe Kürdistan, çatışmanın İran topraklarına yayılmasında herhangi bir rolü olmadığını kamuoyuna açıkladı. Trump ise kamuoyu önünde ABD’nin İran protestocuları için Kürt aracılara silah gönderdiğini, ancak silahların onlara ulaşmadığını söyleyerek “sonuçları olacağını” belirtti. Kürt gruplar, bu çerçeveyi reddetti. Detaylar tartışmalı olsa da bunu takip eden olaylar dizisiyle birlikte bakıldığında, tesadüf olarak okumak zorlaşıyor.

Dikkat çekici zamanlama

Silah kesintisine ek olarak Adalet Bakanlığı, Mansur Barzanî’yi kamuoyuna açık bir açıklamada doğrudan isim vererek suçladı. Hewlêr'deki Amerikan askerlerine yakıt teslimi kontratlarıyla ilgili rüşvet ve kara para aklama şemasına karıştığı iddia edildi. Zamanlamayı dikkat çekici kılan husus, iddiaların 2016-2020 dönemine ait olması; yani olayların üzerinden en az 5 yıl geçmiş olmasıdır. Böyle davalar uzun yıllar alır ve hukuk kendi takvimine göre ilerler. Yeni olan, tam da Pêşmerge İşleri Bakanlığı kanalının kesildiği anda Barzanî’nin (en üst düzey Barzanî askeri figürü) kamuoyuna isim verilerek bir ABD hukuk davasına dahil edilmesidir.

Bağdat'taki ilişkiler

Bağdat’taki siyasi sıralama da aynı okumayı güçlendiriyor. KDP, Irak Cumhurbaşkanlığı oturumunu boykot etti. Parlamento buna rağmen devam etti. YNK bağlantılı aday Nizar Amedî, KDP destekli Fuad Hüseyin’in de aralarında bulunduğu adaylar arasından Cumhurbaşkanı seçildi. Çoğu grup, KDP’nin boykotuna rağmen birkaç gün içinde katıldı. ABD Büyükelçisi yeni Cumhurbaşkanı Amedî'yi ziyaret etti. Amedî, hükümeti kurma görevini Ali Zaidi’ye verdi ve Washington diyalog sinyali verdi. KDP’nin tutumu “zorluk” olarak görüldü, “zorunluluk” olarak değil.

Silêmanî'ye artan miktar

Daha da dikkat çekici olan, aynı bütçede YNK bağlantılı özel operasyon birimi Silêmanî SWAT’ın tahsisatının 4 milyon dolardan yaklaşık 5 milyon dolara yükseltilmesidir. Eğer Pêşmerge kesintisi yalnızca DAİŞ misyonunun sona ermesi veya Mutabakat Zaptı’nın bitmesiyle ilgili olsaydı, bu kalem de ortadan kalkardı. Pentagon bunu, Bağdat tarafından tanınan ve doğrudan ABD özel operasyon güçleriyle çalışan bir kolluk kuvveti ortağı olarak tanımlıyor. Kürt güvenlik siyasetini takip eden herkes için siyasi konumu gizli değil: Silêmanî Asayişi, YNK alanı, doğrudan Özel Kuvvetler entegrasyonu.

KDP cezalandırılıyor mu?

Bunların hiçbiri KDP’yi cezalandırmaya yönelik tek bir koordineli kararın kanıtı değil, ancak resmi “DAİŞ misyonu bitiyor” açıklamasının açıklayamadığı bir örüntü ortaya koyuyor. YNK'nin Silêmanî SWAT birimi ve “eski QSD savaşçıları” olarak adlandırılanları hâlâ çeşitli düzeylerde fonlanmaya devam etmesi, KDP bağlantılı güçleri Washington tarafından fonlanan tek Kürt grubu olmaktan çıkarıyor.

İç Kürt sinyalinin ötesinde, fonların yeniden yönlendirilmesinin niteliği, bölgesel güvenlik mimarisinde farklı bir geçişe işaret ediyor: Daha doğrudan devlet aktörleri üzerinden kanalize edilen, onları içten güçlendiren ve hem DAİŞ’e hem de İran etkisine karşı konumlandıran bir çerçeve. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.