• Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit düşen 25 sanatçının yaşam öyküsü, “Bîra Stranan” adlı kitapta bir araya getirildi. Eserde, Hozan Mizgîn ve Sefkan gibi tanınan isimlerin yanı sıra, değerli eserler üretmesine rağmen zaman içinde hafızalardan silinen çok sayıda sanatçının yaşamı da yer alıyor.
  • Îbrahîm Sarı, Vedat Erdemcî, Nûcan Nûrhaq, Şoreş Arjîn, Zanîn Rûbar, Kamuran Penaber ve daha birçok sanatçının yaşamını, eserlerini kayıt altına alan kitabın hazırlayıcısı Bermal Çem, “Bîra Stranan, onların unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması için atılmış mütevazı bir adımdır” diyor.

ERKAN GÜLBAHÇE

Kürt Özgürlük Mücadelesi yalnızca siyasal ve toplumsal alanda değil, kültür ve sanat alanında da güçlü bir miras yarattı. Yıllar boyunca onlarca sanatçı; kimi sazıyla, kimi sesiyle, kimi de kalemiyle bu mücadelenin bir parçası oldu. Yaşamlarını yitirseler de geride bıraktıkları eserlerle halkın ortak hafızasında yaşamayı sürdürdü. İşte “Bîra Stranan” (stranların hafızası), bu hafızayı geleceğe taşımak amacıyla kolektif bir emeğin ürünü olarak hazırlandı. Bermal Çem’in koordinasyonunda yürütülen çalışmada, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit düşen 25  sanatçının yaşam öyküsü, 28 yazar ve sanatçının tanıklıklarıyla bir araya getirildi. Yaklaşık iki yıllık araştırma sürecinin ürünü olan kitap, sanatçıların eserlerini, mücadelelerini, yaşamlarını ve geride bıraktıkları kültürel mirası da kayıt altına alıyor.

“Bîra Stranan” kitabını hazırlayan sanatçı Bermal Çem ile kitabın ortaya çıkış sürecini, araştırma yöntemini, şehit sanatçıların Kürt müziğine bıraktığı mirası ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk.

"Bîra Stranan" kitabını hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu fikir yaklaşık üç yıl önce ortaya çıktı, ancak çalışma iki yıl sürdü. Bu kitabı hazırlamaktaki temel amacım, şehit sanatçıların eserlerini, yaşam öykülerini kayıt altına almaktı. Bugün birçok insan onların stranlarını biliyor, ancak hangi koşullarda yaşadıklarını, nasıl mücadele ettiklerini ve hangi bedelleri ödediklerini yeterince bilmiyor.

Özellikle son yıllarda bazı şehit sanatçıların eserlerinin isimleri belirtilmeden ya da başkalarının adıyla paylaşıldığını gördüm. Oysa her eserin arkasında büyük bir emek, mücadele ve yaşam hikayesi var. Mizgîn ve Sefkan gibi tanınan isimlerin yanı sıra, önemli eserler bırakmasına rağmen zamanla unutulan çok sayıda sanatçı bulunuyor. MKM’den Koma Agirî’ye kadar birçok sanatçı sazını ve sözünü alarak özgürlük mücadelesine katıldı. Kimi elinde silahla, kimi sazıyla aynı direnişin parçası oldu. Onların bıraktığı kültürel mirası kayıt altına almak artık bir sorumluluktu.

Kitabın hazırlık sürecinde bilgi, belge ve tanıklıklara ulaşırken nasıl bir araştırma yöntemi izlediniz? Sizi en çok zorlayan aşamalar neler oldu?

Hazırlık sürecinin en zor yanı kaynaklara ulaşmaktı. Eski şehit sanatçılarla ilgili dijital medya, YouTube ve çeşitli arşivlerde belli ölçüde bilgi bulunuyordu. Ancak özellikle son yıllarda şehit düşen sanatçıların fotoğraflarına, kayıtlarına ve yaşam öykülerine ulaşmak oldukça zordu. Bu eksikliği ailelerine, yakınlarına ve birlikte mücadele ettikleri arkadaşlarına ulaşarak gidermeye çalıştık. Bazı sanatçılar hakkında elimizde yalnızca birkaç fotoğraf ve isim vardı. Farklı anlatımlarla karşılaştığımız için ulaştığımız bilgileri birden fazla kaynaktan doğrulamaya özen gösterdik. Özellikle ailelerin aktardıkları en önemli kaynağımız oldu. Böylece daha önce bilinmeyen bazı eserlere ve bilgilere de ulaştık.

Araştırmalar sırasında uzun yıllardır kayıp olduğu düşünülen bazı kayıtların izine de ulaştık. Bunlardan biri Hozan Çiya’nın ikinci kasetiydi. Uzun yıllar ulaşılamayan bu kayıtların yeniden dinleyiciyle buluşturulması için çalışmalar sürüyor. Başlangıçta bütün portreleri kendim yazmayı düşünüyordum. Ancak araştırma kadar tanıklığın da önemli olduğuna karar verdim. Bu nedenle sanatçıları yakından tanıyan ve aynı mücadeleyi paylaşan arkadaşlarının yazmasına öncelik verdik. Yazarlardan klasik bir biyografilerinden ziyade, sanatçıların kişiliğini, üretim anlayışını, mücadele içindeki yerini ve geride bıraktıkları izleri anlatmalarını istedik.

Îbrahîm Sarı

Kitapta yer alan sanatçılardan hangilerinin yaşam öyküleri sizi en çok etkiledi? Okurlar bu portrelerde hangi bilinmeyen hikayeler ve tanıklıklarla karşılaşacak?

Bu kitapta daha çok gerilla saflarında sanat üreten, müzik gruplarında çok görünür olmayan ama önemli eserler bırakan sanatçıların yaşamlarını anlatmaya çalıştık.

Bunlardan biri Îbrahîm Sarı’dır. Bugün elimizde ona ait yalnızca üç-dört kayıtlı eser bulunuyor. Oysa ailesi, onlarca bestesi olduğunu, yanında sürekli taşıdığı bir kasetçalar ve bir defteri bulunduğunu anlattı. Ne yazık ki bunların akıbeti hâlâ bilinmiyor. Îbrahîm’in yaşam öyküsü de eserleri kadar etkileyiciydi. Ailesi onu Patnos’a okumaya gönderiyor. Ancak o okulunu bırakıp çalışmaya başlıyor; gazete ve dergi dağıtıyor, inşaatlarda çalışıyor ve kazandığı parayla yoksul ailelere destek oluyor. Hareketi de o yıllarda tanıyor. Babası notlarını sorduğunda, “Merak etme baba, diplomamı görünce çok mutlu olacaksın” diyor. Daha sonra sazını alarak gerilla saflarına katılıyor.

Vedat Erdemcî

Bir diğer isim Vedat Erdemcî’ydi. Onu 2017 yılında Rojava’da tanıdım. Elinde yan flütüyle sokak sokak dolaşır, çocuklara ve gençlere müzik yapardı. Siyasi baskılar nedeniyle Rojava’ya gelmiş, burada kendi imkânlarıyla çocuklara müzik eğitimi veriyordu. Eşini ve çocuğunu geride bırakmasına rağmen Rojava Devrimi’nin bir parçası olmayı seçti. Serêkaniyê direnişi başladığında cepheye gitti ve orada şehit düştü.

Nûcan Nûrhaq

Nûcan Nûrhaq da unutulmaması gereken sanatçılardan biridir. Onu 2006 yılında tanıdım. Gerilla yaşamı boyunca onlarca beste yaptı, şiirler yazdı ve günlük tuttu. Ne yazık ki bunların büyük bölümü kayıt altına alınamadı. Yalnızca “Navê te Berîtan e” adlı eserini kayıt altına alabildik. Nûcan’la sanat üzerine uzun sohbetlerimiz olurdu. Kültür-sanat çalışmalarına neden gelmediğini sorduğumuzda, “Ben stranlarımı savaşın en sıcak anlarında, savaşan yoldaşlarımın yanında söylemek istiyorum” derdi. Sanatı mücadeleden hiç ayırmadı. Yakın arkadaşı Berîtan’ın şehadetinden sonra “Navê te Berîtan e” bestesini yaptı. Ardından kendisi de şehit düştü. Bugün ondan geriye ulaşabilen en önemli kayıt bu eser oldu.

Şoreş Arjîn

Şoreş Arjîn çok yönlü bir sanatçıydı. Ressamdı, şiir yazıyor, besteler yapıyor, müzikle resmi birbirinden ayırmıyordu. Koma Awazê Çiya ve Koma Amara’da yer aldı. Dağlarda tuvalini kurar, resim yaparken stranlar söylerdi. Erbanesi de resim malzemeleri de sırtından eksik olmazdı. “Biz bu yaşamı sanatla değiştireceğiz” derdi ve bu inanç bütün üretimine yansıyordu. 2019 yılında şehit düştü.