- Cizre’de 2017’de tutuklanan Celadettin Demir’e, hakkında açılan davada ağırlaştırılmış müebbet ve 54 yıl hapis cezası verildi. Demir’in babası, “Bir insanın ömrü bu kadar cezaya yeter mi?” dedi.
ZEYNEP DURGUT/MA/ŞIRNAK
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen ve 79 gün süren sokağa çıkma yasakları sırasında 177’si “Vahşet bodrumlarında” olmak üzere 288 kişi yaşamını yitirdi. Sokağa çıkma yasaklarının hemen ardından yüzlerce kişi gözaltına alınıp yargılandı, yüzlerce yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargılamalar sırasında onlarca hak ihlali yaşandı. Hak ihlaline maruz kalanlardan biri de sokağa çıkma yasaklarından bir yıl sonra gözaltına alınan Celadettin Demir oldu. 2017’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Demir (30), şu an Elazığ Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor. Şırnak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 28 Şubat’ta görülen karar duruşmasına Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Savcılığın, “Devletin birlik ve bütünlüğü bozmak ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, izinsiz patlayıcı madde bulundurma” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet cezası istediği Demir’e, mahkeme heyeti, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla birlikte 54 yıl hapis cezası verdi. Hakkında ifade veren birçok tanık daha sonra ifadelerini polis baskısı altında aldıklarını söyleyerek geri almıştı.
Beni bırakıp oğlumu aldılar
Demir’in babası, bu cezaya tepki göstererek, bir insan ömrünün bile bu kadar cezaya yetmeyeceğine dikkat çekti. Baba Selahattin Demir, “Ben 2006’da tutuklandım. Siyasi çalışmalarda yer aldığım için 11 yıl cezaevinde kaldım, 2017’de tahliye oldum. Daha tahliye olmam üzerinden iki ay geçmedi oğlum Celalettin tutuklandı. Oğlum 5 yıldır cezaevinde, 5 yıldır duruşmaları görülüyor. Hakkında hiçbir delil ve kanıt yok. Tek şey siyasi faaliyetleridir. Oğlum keyfi olarak tutuklandı. 28 Şubat’ta tahliye edilmesini bekliyorduk, çünkü herhangi bir suç işlememişti, cezaya hükmedecek bir delil yoktu. Polis işkencesi altında ifade verenlerin çoğu da gidip ifadelerini geri aldı, ancak ceza verildi” dedi.
Kürtler için adalet yok
Mahkeme heyetinin bu kararı bağımsız bir şekilde vermediğini dile getiren baba Demir, “Kararı, devletin istihbaratına ve JİTEM’e göre verdi. Kanunlar ve yasalar bir kenara bırakılarak bu karar verildi. Bu zulüm kabul edilemez. Bu saygısızlıktır, haksızlıktır ve hukuka aykırıdır. Kürtlere gelince hukuk da adalet de yok” diye konuştu.
Muhbir, suç yaratıyor
Demir’in avukatı Yusuf Çakas da dosyada somut bir delil olmadığını belirterek, “haber alma elemanı” olarak tabir edilen bir kişinin verdiği beyan üzerinden suçlu olarak gösterildiğini söyledi. Çakas, şunları paylaştı: “Dosyada tanık beyanları dışında somut bir delil yok. Tanık beyanlarının tamamına yakın dava açıldıktan sonra daha kavuşturma aşamasında, ‘Biz böyle beyanlar vermedik. Bize ait değildir’ şeklinde beyanda bulunuyorlar. Tabii tamamı değil. Celadettin’in birkaç kişiyi hürriyetinden yoksun bıraktığı ve Cizre yasaklarında nöbet tuttuğu ileri sürülüyor. Onunla birlikte yakalanan kişi ‘haber alma elemanı’dır (devlete ajanlık yapan). Bu kişi ifadesinde, ‘Benim elimde makyaj çantam vardı’ diyor. Daha sonra makyaj çantası dediği çanta, ağır diye Celaddetin taşıyor. Makyaj malzemeleri içerisinde patlayıcılar çıkıyor. Celadettin patlayıcı maddeleri izinsiz bulundurma suçlamasıyla da ceza veriliyor. Celadettin’e ait olmayan bir şeyin ‘haber alma elemanı’ tarafından Celadettin’inmiş gibi gösterilerek bir suç yaratılıyor.”
Kişi ve ifadeler çelişkili
Avukat Çakas, dosyada tanık ifadelerinde çelişkiler olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bu ‘haber alma elemanı’ hakkında yargılama devam ediyor ama birden nereden geliyorsa mahkeme başkanı, ‘Sen ‘haber alma elemanı’ mısın? diye soruyor. Bu şahıs da reddediyor. Daha sonra bir dahaki celsede yazı geliyor ve ‘haber alma elemanı’dır deniliyor. Bir önceki mahkeme heyetinin o şahıs ile ilgili ‘Her ne kadar kendisi ‘haber alma elemanı’ysa da örgüt baskısından korktuğu için kendisi söyleyemiyor’ diyor. Burada çok ciddi bir çelişki var. Kadın böyle bir şey demiyor ama mahkeme onun niyetini okuyarak, onun yerine yazmış oluyor. Celadettin’in şöyle bir durumu daha var, daha sonraki aşamalarda dinlenen bazı tanıklar köylü olduklarını izah ediyor ve Cizre yasaklarında Cizre’de değil, köyde olduğunu söylüyor. Aşamaları değerlendikçe, tanık beyanları dışında bir şey çıkmıyor ve Celadettin’e böyle bahsettiğimiz gibi ağırlaştırılmış müebbet ve 54 yıl gibi korkunç bir ceza veriliyor. Tutuklama devam gerekçesinde ise dağa gitme gibi bir iddia ortaya konuluyor. Oysaki Celadettin dosyanın her aşamasında örgüt ile bir ilişki ve irtibatının olmadığını ayrıntılı bir şekilde izah ediyor.”