- 30 yıllık tutsak Mehmet Savur’un iki kez yakılan infazına gerekçe gösterilen disiplin cezaları bile uyduruldu. Savur’un oğlu Mehmet Savur, cezaevi müdürünün ‘çıkmanıza izin vermeyeceğim’ şeklinde tehditte bulunduğunu; gerçekten de hakim ve savcıdan daha üstün olduğunu gösterip dediğini yaptığını söyledi.
MİHEME PORGEBOL/İSTANBUL
Cezaevi müdürünün ‘elimden geldiğince dışarı çıkmanıza izin vermeyeceğim’ dediği 30 yıllık tutsak Mehmet Savur’un tahliyesi ikinci kez ‘iyi halli’ olmadığı gerekçesiyle iptal edildi. Altı ayı beklemeden 3 ay için toplanarak red kararı veren Gözlem Kurulu’nun gerekçeleri de hukuk dışı.
Tutsakların tahliyesini gardiyanın keyfine bağlayan ”Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesi Yönetmeliği” 2021’in başında yürürlüğe girdi. Bu yönetmenlikten kaynaklı birçok mahkumun tahliyesi ertelendi. Mağdurlarından biri de Mehmet Savur (53). Savur, kendisine verilen 30 yıllık haksız hükmü tamamlamasına rağmen ‘iyi halli’ olmadığı gerekçesiyle tahliye edilmiyor. Şakran 3 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutulan tutulan Savur, Temmuz’da 30 yıllık tutsaklığı doldurup tahliye olacaktı, ancak tahliyesi, üyeleri arasında hapishane personellerinin de bulunduğu gözlem kurulu tarafından iptal edildi. Yapılan itirazlar sonucu 6 ay sonra ikinci kez toplanması beklenen gözlem kurulu beklenenden üç ay erken toplanıp Savur’un infazını ikinci defa yaktı.
Hücre cezaları gerekçe
İnfaz Hakimliğine ve Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvurudan sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını belirten Savur, ”Biz 6 ayın dolmasını beklerken meğerse gözlem kurulu tekrar toplanmış ve ‘iyi halli değilsin, yaptığın suçtan pişman değilsin’ diyerek infazı tekrar yakmış. Buna gerekçe olarak da 2016 ve 2019’da verilen hücre cezalarını gösterdi” dedi.
Tek fiilden iki ayrı ceza
İkinci kez 26 Ekim’de toplanan gözlem kurulu kararında infaz yakma gerekçesi olarak belirtilen hücre cezaları ise başka bir hukuki skandal. Kurul kararlarının dayandığı 2016 tarihli iki tutanak, tutsakların bir eylemden iki defa cezalandırıldığını gösteriyor. Aralarında Mehmet Savur’un da bulunduğu tutsakların hücre cezasına çarptırıldığı olayı Savur’un avukatı Şükran Öztürk şöyle aktartı: ”2016’da Mehmet Savur’un bulunduğu oda başka bir odaya taşınmak isteniyor. Tutsaklar da bunun nedenini sorup itiraz ediyorlar. Buna karşın da ‘görevli memura zorluk çıkarmak’ gibi bir sebeple kurumun disiplinini bozdukları bahanesiyle iki ayrı disiplin cezası veriyorlar. Tek bir olaydan iki defa cezalandırılıyorlar. Tek bir fiil var ortada. O fiilin suç olup olmaması bir yana; bir fiilden iki ayrı ceza verilemez.”
Hem suçlu hem güçlüler
Mehmet Savur’un oğlu da o güne ilişkin şunları ifade etti: ”Koğuş değişikliği sırasında babamı dövüyorlar. Ne hastaneye gitmesine ne de darp raporu almasına müsade ediyorlar. Babamla birlikte diğer mahkumlar da darp ediliyor. Hem koğuşları değiştiriliyor, hem tutanak tutuluyor, hem darp ediyor hem de hücre cezası veriyorlar. 2016’da yaşanan bu olayı aynı günde iki defa yapılmış gibi gösteriyorlar. Aynı olay için iki kere tutanak tutulmuş. Böyle bir şey karşısında ne diyeceğimizi bilemiyoruz.”
Savcıya rağmen
İnfazın yakılmasına gerekçe olarak sunulan bir diğer olay da 2019’da gerçekleşiyor. Avukat Öztürk’ün buna ilişkin verdiği detaylar ise şöyle: ”2019’da Efrîn saldırısıyla ilgili olarak 57 tutsak bu saldırının doğru olmadığını, barış getirmeyeceğini, kendilerinin barış istediklerini, oradaki akrabalarının hayatlarından endişe ettiklerini söyleyen bir dilekçe yazdılar. Dilekçeyi Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı‘na gönderdiler. Bu tutsaklardan bir tanesi de Mehmet Savur’du. Cezaevi idaresi de bu dilekçeyi gerekçe gösterip ‘propaganda yapıyorsunuz’ diyerek tutsaklara 11 gün hücre hapsi cezası verdi. Bununla da yetinmeyip savcılığa tutsaklar hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcı, buna cevaben resmi makamda yazılan ifadelerin propaganda olarak değerlendirilemeyeceğini söylüyor. Tüm bunları belirtmemize rağmen gerek infaz hakimliği gerekse ağır ceza mahkemesi sanki dosyada savcılık değerlendirmesi yokmuş gibi itirazlarımızı reddetti.”
Öztürk, hak taleplerini sürdüreceklerini ve tüm hukuki yolları zorlamaya devam edeceklerini söyledi.
Müdür dediğini yaptı
Babasının cezaevi müdürü tarafından tehdit edildiğini hatırlatan Savur, ”Cezaevi müdürü babama ‘Elimden geldiğince dışarı çıkmanıza izin vermeyeceğim’ şeklinde tehditte bulunmuştu. Gerçekten de bir hakimden, bir savcıdan daha üstün olduğunu gösteriyor ki bu kararı verip hakim ve savcılara onaylatabiliyor. Bir hakimin, bir savcının makam ve mevkisinin hangi derecede olduğu tartışmaya açıktır artık. Savcı ve hakimlere ne kadar güvenebileceğimiz kafamızda bir soru işareti olarak duruyor” dedi.
‘Ömrümüzden 30 yıl çaldılar’
Başta hukukçu ve siyasetçiler olmak üzere konuyla ilgilenen herkese çağrıda bulunan Savur Ailesi, şunları ifade ediyor: ”Bu karar gözden geçirilsin ve haklarımız verilsin. Biz geriye kalan ömrümüzü ailemizle geçirmek istiyoruz. Ömrümüzden 30 yıl çaldılar ve hâlâ çalıyorlar. Bu adaletsizliğe son versinler. Babamız herhangi bir suç işlemedi. Onun masum olduğu 30 yıl önceki delillere bakınca da anlaşılıyor. Herhangi bir suç işlememesine rağmen pişmanlık dayatıyorlar. Sırf işlemediği bir suçtan pişman olsun diye 30 yıldır babamı içeride tutuyorlar. Bir insan işlemediği bir suçtan nasıl pişman olsun ki. Pişmanlık duygusu ancak bir suç işlenirse ortaya çıkabilir. Biz haklarımızı arayacağız. Bütün kapıları çalacağız.”