CHP aklı yerinde sayıyor

Fehim IŞIK yazdı —

25 Temmuz 2021 Pazar - 23:00

  • Artık yönetemediği, miadını doldurduğu bariz olan AKP-MHP ittifakının hala iktidarda olmasının bir nedeni de bu zihniyettir. 

CHP derken kastımızın devlet olduğu açıktır. Devleti kuran zihniyet, statükonun her halükarda devamlılığından yanadır. Bunun için de her yolu mubah sayar.

Artık yönetemediği, miadını doldurduğu bariz olan AKP-MHP ittifakının hala iktidarda olmasının bir nedeni de bu zihniyettir. Batı devletlerinin özellikle son dönemde Erdoğan’a bir kez daha prim vermesinin altında da bu zihniyet yatıyor.

Açmaya çalışalım.

Kürtler açık alandaki siyasal mücadele zemininde HDP ile birlikte belirgin olmaya başladı. 7 Haziran 2015 seçimleri bu realiteyi tescil etti. Bu durumla birlikte esasen AKP iktidarı da son buldu. Ancak durumdan vazife çıkaran Erdoğan’ın seçimleri yok sayması, CHP aklı sayesinde gerçekleşti. Bir diğer deyimle devlet aklı bir kez daha devreye girdi, Kürtlerin belirleyici aktör olduğu süreci engellemek amacıyla 28 Şubatlarla yok etmek istediği Erdoğan’a sığınmakta bir beis görmedi. HDP’nin siyaseten etkisizleştirilmesi operasyonu böylece başlatılmış oldu. Kandil’e savaş uçaklarının gönderilmesinin yanı sıra Eşbaşkanların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının tutsak edilmesi süreci de bu operasyonun ilk ayağıdır.
Çok uzatmayalım.

Nihayetinde Erdoğan bir yandan önceki dönem ortağı olan Gülen Cemaati’ni 15 Temmuz darbe girişimini gerekçe ederek saf dışı bırakma yönünde adım attı. Bir yandan da Kürtlere karşı ilan ettiği savaşla çok yönlü devlet politikasını adım adım yaşama geçirmeye başladı.

Erdoğan önce Milli Görüş gömleğini çıkarmıştı. 15 Temmuz’la birlikte bir siyaset argümanı olarak kullandığı Müslüman kimliğinden de sıyrıldı. Daha açık dersek, Erdoğan artık devlet oldu. Bu, MHP ve Ergenekon’un AKP ile birlikte kader ortaklığı yapacak düzeyde iş tutmasının yolunu da açtı.
Gelinen nokta bir şeyi daha açığa çıkarmış durumda.

Tüm saldırılara rağmen devlet, bu kez Erdoğan’ı kullanarak devreye soktuğu Kürt halkının özgürlük mücadelesini yok etme, bitirme konusunda başarılı olamadı. Onca saldırıya, baskıya, işkence, zorbalığa ve işgal siyasetine rağmen Kürt özgürlük mücadelesi teslim olmadı, beyaz bayrak çekmedi. Aksine, her türlü bedeli ödemekten çekinmeyerek direnişini inatla sürdürdü. Bu arada eskinin devlet aklını temsil edenler, bir diğer deyimle CHP zihniyeti uluslararası güçleri de tatmin edecek adımlar atmadığından, ABD ve NATO aklı –görünen o– bir kez daha AKP’yi tercih etti. Söz konusu yaklaşım hiç kuşku olmasın Erdoğan’ın işine yarar ve bu durumu da sonuna kadar kullanır.

Gelinen tabloda belli olan şu ki eskinin devlet aklı yaşananlardan ders çıkarmış değil. Öyle ki HDP’ye bile tahammül edemeyecek noktadadır.

AKP’ye gelince, nasıl ki kendini devletleştirerek pisliklerinin üzerine oturabildiyse, şimdilerde de yeniden kaybetmek üzere olduğu iktidarı NATO ve ABD ilişkileri üzerinden güncelleyip akla bile gelmeyecek en pragmatik adımı atabilir. Geçmişte bunu yapan şimdi de yapar. Buna yol açan da gelişmeleri kör statükoculuğa kurban eden CHP, yani devlet aklıdır. CHP’nin yaptığı, en basit anlatımla “Kürt anasını görmesin” politikasıdır.

Peki, başarılı olabilirler mi?

Devlet aklının da, pragmatizmin batağında siyaset üretenlerin de bilmesi gereken şu: Köprülerin altından çok sular geçti ve Kürtler siyaseti öğrendi. En azından son 50 yıldır, 70’li yılların ortalarından bu yana Kürtler inat ve direnişlerinin meyvelerini toplayacak kadar ustalaştılar artık. Ne statükoya teslim olurlar, ne de pragmatizmi esas alıp hırsızlık ve yolsuzluklara boğulanların, barbar yaklaşımlarla soykırım politikalarını yaşama geçirenlerin ya da bu zihniyete destek verenlerin ince hesaplarına bakarlar.

Kürtlerin esas alacağı, sadece Kuzey Kürdistan eksenli değil bu kez, en azından Rojava ve Güney Kürdistan parçalarını da kapsayacak esaslı çözüm, yani çözüm gibi çözüm olur. Kim buna hazırsa onun karşısına geçip pazarlık etmekten de çekinmez. Bu, Kürt’ün en doğal hakkıdır.

Kürtlere dönük çözüm endeksli bir yaklaşım sergilenmez ise ne olur?

Artık herkes biliyor. Savaş büyüdükçe, direniş de büyüdü. Üstelik direniş öyle bir büyüdü ki bir halkı 7’den 70’e politize etti. Bu politizasyon da, bu direniş de artık bitmez. Kaybeder, kaybettirir, ama yine de bitmez. Bu da böyle biline.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.