CHP faşizme koşarken nerdeydiniz?

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

9 Mayıs 2022 Pazartesi - 23:59

  • Musa Peygamberin sözü ile güneşin altında (aydınlıkta) hiçbir şey yeni değildir. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu CHP’sinin meşrebine uygun ve ona yakışan bir şahsiyettir. Sizler, Kılıçdaroğlu koşup sütre gerisinde, AKP-MHP faşizmi ile bütünleşirken nerdeydiniz?

Kemalist toplumun Türkleri, hızarla kesilmiş yakacak odun gibi, “tek tip“ti. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı ve Alman Kayzeri’nin askerleri disipliniyle biatkar.

Şu ya da bu şekilde, “yoldan sapan“ın gırtlağına, yağlı urgan dolanıyordu. Karşı linç seferleri ile can alınıyor, bugünkü gibi hapishane işletmeciliğiyle “kışla disiplini” sağlanıyordu.

Ama, 1960 darbesinden sonra, akademisyenlerin ağırlıklarını koymasıyla yazılan anayasanın ardından, Atatürkçü disipline aykırı düşen siyayasal, sosyal ve geçimsel (ekonomik) sesler duyulmaya başladı.

İzin dahilinde oluşan örgütlenme ve yayınlarla, renkler, zevklerin yanında, toplumun üstüne  örtülen “kışla disiplini“ ve disiplinin gölgesinde “malı götürenler düzeni“ tartışmaya açıldı. Bu arada Atatürk’ün Başbakanı İsmet İnönü, CHP’nin yeni rotasını, “ortanın solu“ diye değiştirdi.

Tartışmalar yoğunlaştı. Dönemin Genelkurmay Başkanı General Memduh Tağmaç, Atatürkçülüğe aykırılığı, “sosyal gelişme“ felaketine bağladı. 1971 darbecilerinin başına geçti. Darağacı terörü ile disiplini oturtmaya çalıştı. Ama başarılı olamadılar. 1980’de ikinci darbeyi yaptılar. Başını kaldıran Kürtlerin öncülerini, pislik ve ölü fare yedirme, onları köpeğe selama durdurma barbarlığı ile çembere aldılar. Türkleri, hızarla kesilen odun misali, tek tip düşüncede birleştirmeye çalıştılar. Onları, “sağı, solu karıştır ve barıştır“ formülü ile disipline ettiler. Hatta, ‘adalet yerini bulsun’ diye, bir ondan, bir bundan hesabı, bir solcu bir de sağcı genç astılar.  

Sonra, o güne kadar, “biz devrimciler” söylemi ile kışla düzeni karşı çıkan, yüksek perdeden “kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi” naraları atarak en has, en arı solcu olduğunu ilan edenlerden kimileri, “eyyama uyum” ile hızla değişme uğradı.  

Bu tayfa, “nimetlere koşun, liboşlar” naraları ile piyasaya daldılar. Günün “kıravatlı çetecileri”nden bazıları, o zamanki yeni hayatlarında “eli James Bond çantalı“ olarak, talan sisteminde yer aldılar. Eski sloganları, “marjinal görüş“ olarak kenara atıldı.

O arada, İsmet İnönü’nün “ortanın solu“ kavramı, Ecevit’in ardından CHP’nin su başlarını tutan Deniz Baykal döneminde kadro tasfiyesi ve dünya görüşü sapmaları ile eridi. Tanınmaz hale geldi. Eski bir devlet memuru olan Kemal Kılıçdaroğlu eliyle de CHP vara vara faşist çizgide demirledi. Erdoğan’ın ırkçı ve faşist rejiminin payandası haline geldi.  

Kılıçdaroğlu, Atatürk döneminden sonra, CHP tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, Türk ırkçılığının simgesi it, kurdu kutsadı. “Ulumadı“ ama, meydanlarda parmaklarını birleştirip it, kurt başı işareti yaptı. Onlardan birini (Ekmeleddin) cumhurbaşkanı adayı olarak CHP’lilere sundu.

Erdoğan faşizminin itaatkarı olarak, Kürtler kırılırken, şehirler insan başına yıkılırken, sessiz destek verdi. Kılıçdaroğlu, Efrîn Kürtleri üstüne sefere çıkan askerlerin ardından el sallayıp başarı dileyerek, bugünkü açlık ve yokluğun sebeplerinden biri olan yayılmacılığa arka çıktı.

Suriye ve Suriye Kürdistan’nın talanına katkı niteliğinde, seyirci durdu. Sonra bu dönemin Başbakanı dahil, tekmil ırkçılarla işbirliği masası kurdu. Erdoğan’ın korkusundan Kürtlerle birlikte görünmekten kaçtı. 6 milyon kişinin oyunu alan HDP’nin lideri Selahattin Demirtaş gece yarısı baskını ile evinden hapishaneye götürülürken kör, sağır, dilsiz kaldı, Kılıçdaroğlu. Faşizmle saflarını sıkılaştırdı.

CHP faşist cepheye otururken (Fazıl Say’ı tenzih ederek söylüyorum. O’nun isyancılığı babadan mirastır) yandaşları da sessizdi. Ama İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ın eskitip kenara attığı bir kadro ile Karadeniz gezisine çıktığı için isyan ediyorlar.

Oysa İmamoğlu bu yolda yeni değildir. O, hep düzenin adamıydı. Eski CHP’li Necip Mirkelamoğlu’nun deyimi ile “her gelene eğilen“di. 1920’lerin kanlı katili, eşkıyabaşı Topal Osman’a bağlılık bildiren adamdı. (Topal Osman Karadeniz Rumları ve Koçgiri Kürtleri’nin katili olarak nam yapıp heykelleşen Türk büyüğüdür).

İmamoğlu’nun dününde bu katili kutsamak vardır. Ayrıca, beyin yapısı, baba tarafından MHP’ye dayanıyor. Kendisi, Özal’ın partisinde iş tutan bir yap-satçı, sonra CHP’lidir.

Her renk ve kalıbın adamıdır. Deniz Gezmiş’i anma toplantısında konuşmacı ama ondan önce 12 Eylül 1980 darbesi öncesinin kanlı sürecinde ülkücü çetenin başı olan Muhsin Yazıcıoğlu‘nu yücelten adamdır. Yazıcıoğlu, 7 öğrencinin de katili olan mafyacı Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı ve Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca’nın da reisi idi.

O, alkışlar arasında CHP’de yükseklere çıktı. Kimsecikler itiraz etmedi. Ama cumhurbaşkanlığı yolundaki yürüyüşünde, Nagehan Alçı ile fırıldak Ertuğrul’u (Özkök) rehber, kadrosunun adamı seçince, kıyametler koptu.

Oysa, bırakın bu demokratlık ayaklarını. Musa Peygamberin sözü ile güneşin altında (aydınlıkta) hiçbir şey yeni değildir. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu CHP’sinin meşrebine uygun ve ona yakışan bir şahsiyettir. Sizler, Kılıçdaroğlu koşup sütre gerisinde, AKP-MHP faşizmi ile bütünleşirken nerdeydiniz?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.