Çocuklar için bayramın adı var

Çocuk işçi
- Milyonlarca çocuk, '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı yoksulluk, sömürü ve şiddet sarmalında karşılıyor.
Türk devletinin övünerek tek çocuk bayramı diye pazarladığı '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' yaklaşırken, çocukların yaşadığı şiddet, sömürü ve hukuksuzluk ciddi boyutlarda.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989'da benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türkiye’de 14 Ekim 1990'da imzalandı ve 27 Ocak 1995'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sözleşmeyle çocuk haklarının korunması amaçlanırken, taraf devletlerin bu hakların yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları zorunlu hale geldi. Sözleşme, "Ayrım gözetmeme, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, katılım hakkı" gibi temel ilkeleri esas alıyor. Bu ilkeler, sadece kağıt üzerinde kaldı.
Çocuklara yönelik sistematik ihlallere dair çok az konu hukuk nezdinde karşılık buluyor. Büyük çoğunluğu cezasızlık ya da hukuka taşırılmadan sistematik ihlal boyutunda kalıyor. Yargı sisteminde çocuklara yönelik ihlalleri önleyici mekanizmaların yokluğu suça itilmiş çocukların artışına neden olan temel etkenlerden biri. Dikkat çeken bir başka yön ise kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla yargı karşısına çıkarılan çocukların sayısının çocuk nüfus içinde ciddi oranda fazla oluşu. TÜİK’in verilerine göre; güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların toplam sayısı 2021'de 499 bin 319 iken, 2022’de yüzde 20.5 oranında artarak 601 bin 754’e yükseldi. 2023’te 537 bin 583 olarak açıklandı.
Suça itilen çocuklar
Eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal hayata kadar yaşanan ihlaller, aile içi fiziksel ve psikolojik şiddet, çocuklardaki şiddet ve saldırganlık eğilimini tetikliyor. Son dönemde Riha ve Mereş'teki okullarda bizzat çocuk öğrenciler tarafından ortaya konan şiddet ve saldırganlık olayları buna emsal olarak görülüyor. Ortaya çıkan bu sonuçların çözümü ise tam bir kaotik süreç. Öyle ki, mevcut yasaların dahi uygulamada problemli olması sonucu daha da ağırlaştırmakla kalmıyor, adeta tetikliyor. Özellikle mağdur ve suça sürüklenen çocuk sayılarındaki artışlar, çocukların suç ve şiddet ortamlarıyla temasının arttığına dair veriler bu gerçekliğin bir parçası. Çocuk tutuklu sayısının her geçen yıl artmasının altında yatan bu nedenler, aynı zamanda Türkiye'nin imzacı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin belirlediği kriterlere de uymadığının göstergesi. Ceza infaz sisteminde çocuklara hak temelli ve duyarlı bir biçimde yaklaşılması gerekirken, yasalar ya da sözleşmeleri dikkate almayan politikalar, sadece ihlalleri artıran bir seyir izliyor.
Sömürü çarkında çocuklar
Çocuk haklarının en fazla ihlal edildiği ve sömürünün katmerli uygulama alanlarından biri de çocuk işçiliği. Özellikle son yıllarda Mesleki Eğitim Merkezleri'nde (MESEM) olanlar, çocukların hem emek hem de insan olarak nasıl sömürüldüğü, istismar ve şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Sadece 2025 yılında MESEM'de çalışan 16 çocuk, bu sömürü çarkında işçi cinayetinde katledildi. TÜİK'in 2024 verilerine göre; 15-17 yaş grubundaki 3 milyon 894 çocuktan 970 bini kayıtlı olarak çalıştırılıyor. MESEM'e kayıtlı çocuk işçi sayısı 2024’te 503 binin üzerine çıktı. Kayıtlı çalışan çocuk sayısı 1 milyon 474 bin. Kayıt dışı çalıştırılan çocuklar da dahil edildiğinde, çocuk işçiliğinin kapsamının yaklaşık 3.5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.
Şiddetlenen yoksulluk
Çocuk işçiliğinin bir başka nedeni de yoksulluk. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre; “şiddetli yoksulluk” içinde yaşayan en az 6.5 milyon çocuk bulunuyor. Her 5 çocuktan biri yeterli beslenemezken, her dört çocuktan biri ise okula aç gidiyor. OECD'nin "şiddetli yoksulluk" verisi, çocuk işçiliğinin artmasındaki önemli nedenlerden biri oluyor. Her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor. Her üç kadından biri çocuk yaşta anne olurken, çocuk yaşta evlenen kadınların yarısı ise fiziksel şiddete maruz kalıyor.
Cezasızlık teşvik ediyor
"Terörist" denilerek katledilen Uğur Kaymaz'dan 2008'de Amed'deki toplumsal eylemlerde birçok çocuk polis kurşunuyla katledildi. Tüm bunlar cezasızlıkla ödüllendirilince çocuklara yönelik ihlaller, saldırılar, katliamların da sonu gelmiyor.
İmzalanan sözleşmeler
Bu sistematik ihlal mekanizması, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. maddesinde belirtilen "çocuğun ekonomik sömürüden ve gelişimini engelleyebilecek işlerde çalıştırılmasından korunma hakkını güvence altına almaktadır" ilkesine aykırı. Aynı zamanda Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 138 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi ile 182 No’lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması Sözleşmesi'nin çocuk işçiliğiyle mücadelenin hukuki temelini oluşturan ilke de ihlal ediliyor. MA/İZMİR













