• Oğlu Vedat Yeşilkaya'yı Rojava'da yitiren Faik Yeşilkaya, 33 yıl önce devlet baskısı sonucu göç etmek zorunda kaldığı İstanbul'da da mücadeleden kopmadıklarını söyledi.
  • Yeşilkaya, "Nerede bir eylem ve etkinlik olursa aile olarak giderdik. Çocuklarımı hiçbir zaman mücadeleden uzak büyütmedim. Vedat da daha çocukken eylemlere katılırdı" dedi.

 

Rojava'daki devrim mücadelesinde şehadete ulaşan Vedat Yeşilkaya’nın babası Faik Yeşilkaya, ‘Kobanê düştü, düşecek’ denildiğini ama Kobanê’nin düşmemesinin düşmana büyük bir dert olduğunu anımsatarak, şunun altını çizdi: "Bu bizim için büyük bir onur oldu. Gururluyuz ve başımız dik. Bir zamanlar Rojava’da Kürtlerin kimliği dahi yoktu ama şimdi orada kazanımlarımız var. Bu da bizim için gururdur.”

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın ardından 19 Temmuz 2012’de Rojavayê Kurdistan'da öz yönetim ilan edildi. Kürdistan’ın dört parçası başta olmak üzere Türkiye metropolleri ve Avrupa’dan da çok sayıda kişi Rojava'daki devrim mücadelesine katıldı. Bu direnişe katılanlardan biri de Vedat Yeşilkaya’ydı (Gelhat Serhed). Qers'ın Dîgor (Digor) ilçesinden 1993’te göç ettirilen Yeşilkaya ailesi, 33 yıldır İstanbul’da yaşamlarını sürdürüyor. Vedat Yeşilkaya, 2015'te Rojava'daki mücadeleye katıldı, 19 Ekim 2019’da Hesekê’nin Zirgan bölgesinde şehit düştü.

MA'dan Roza Arpa'ya konuşan Yeşilkaya’nın babası Faik Yeşilkaya, 33 yıl önce ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek, Halkın Emek Partisi (HEP), Demokrasi Partisi (DEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) başta olmak üzere tüm partilerde çalıştığını hatırlattı. Yeşilkaya, "Sadece kendim değil, nerede bir eylem, miting, etkinlik olursa olsun aile olarak giderdik. Çocuklarımı hiçbir zaman mücadeleden uzak büyütmedim. Vedat (Gelhat Serhed) da daha çocuk yaşlarında her zaman eylemlere ve çalışmalara katılırdı" dedi.

Kobanê kırılma oldu

Kobanê’de yaşanan savaşın, Vedat için bir kırılma noktası olduğunu belirten Yeşilkaya, "Üzerinde çok büyük bir etki yarattı. Kobanê’de savaş devam ettiği sırada burada da direniş oluyordu. Esenyurt’ta gençlik eylemleri çok yoğundu. Vedat’ın bir arkadaşı olaylar sırasında yaralanmıştı. Arkadaşını hastaneye götürüyor ama hastaneden çıkartamıyorlardı. Hastanenin her tarafı polislerle dolu ve çıktıkları an polis onları tanıdığı için yakalanabilirlerdi. Daha sonra büyük oğlumla birlikte gidip onu ve arkadaşını bir şekilde çıkarmıştık” diye konuştu.

Bir kez konuşabildi

Gittikten sonra uzun yıllar Vedat'tan haber alamadıklarını söyleyen Yeşilkaya, şunları paylaştı: "Onlar halkının ve ülkesinin bütün dertlerini kendilerine dert etmiş ve bunu hissederek gitmişlerdir. Sadece bir kez Efrîn’de savaş olduğu zaman, 18 Mart’ta aradı. Kendilerinin güvenli bir yerde bulunduklarını ve durumlarının iyi olduğunu söyledi. Öyle bir zamanda bile moralli olmaya ve bize moral vermeye çalışıyordu. Yarım saat kadar konuştuk. Fazla konuşamadık, çünkü hat sürekli kesiliyordu. Bir daha kendisinden hiç haber alamadık, şehadetini öğrenene kadar...”

Bizim için büyük onur

‘Kobanê düştü, düşecek’ denildiğini ama Kobanê’nin düşmemesinin düşmana büyük bir dert olduğunu anımsatan Yeşilkaya, "Bu bizim için büyük bir onur oldu. On binlerce şehit verdik ama gururluyuz ve başımız dik. Bir zamanlar Rojava’da Kürtlerin kimliği dahi yoktu ama şimdi orada kazanımlarımız var. Bu da bizim için gururdur” dedi.

Devlet masaya getirildi

Bütün acılara rağmen barışta ısrar ettiklerini vurgulayan Yeşilkaya, şunları ekledi: “Önderlik (Abdullah Öcalan) süreci bu aşamaya kadar getirdi. İsyanların hepsi katliam ve idamlarla bitirildi ama 29’uncu isyan, Türk devletini masaya getirmeyi başardı. Bu büyük ve önemli bir nokta. Bundan sonraki durum ise halkın sorumluluğunda. İktidar, süreci sürüncemede bırakıyor. Bu yüzden devleti zorlayacak olan halktır. Devlet, 2015'te işine gelmedi ve hemen her şeyi tersine döndürdü. Halen o zihniyet ve tehlike var. Bu yüzden tarihimizden ve tecrübelerimizden dersler çıkarmamız gerekiyor.”