Covid-19 ve ahlaki çöküş

Forum Haberleri —

2 Aralık 2020 Çarşamba - 23:00

  • İnsanlar yavaş yavaş daha denetimli ve kontrollü olan bir düzene geçişe alıştırılmaktadır. Sevgi, dokunmak, kucaklaşmak ve misafirlikler, düğünler, her türden etkinlikler ve eğlenceler alıştıra alıştıra unutturulmaktadır.

HÜSNÜ ÇAVUŞ

Öncelikle belirtmek gerekir ki Korona (Covid-19 virüsü), iflas etmiş olan kapitalizmin kendisini kurtarmak için sistemini yeniden inşa etme amaçlı çok yönlü hamlesinin adıdır. Toplumsallığa, vicdan ve ahlaka dair temel değerleri kapitalizm için tehlike olmaktan çıkarmayı hedeflemektedirler. Toplumsal kelepçenin ve kısıtlamaların normalleştirilmesinin adı maske takmak olmuştur. Her türden demokratik eylem ve etkinliklerin kısıtlanması da buna hizmet etmektedir. İnsanlar yavaş yavaş daha denetimli ve kontrollü olan bir düzene geçişe alıştırılmaktadır. Sevgi, dokunmak, kucaklaşmak ve misafirlikler, düğünler, her türden etkinlikler ve eğlenceler alıştıra alıştıra unutturulmaktadır.

İnsanların bireysel yaşamını tamamen denetime almak için sürekli hamleler yapılmaktadır. Bütün bunların anlamı, ahlak ve vicdana, rızalık ve paylaşımcı özelliklere dayalı yaşayan insan neslinden, robotlaşmış ve modern dijital köleler haline getirilmiş duygusuz, sorumsuz ve gelecek tasarımı ve mücadelesi olmayan insan nesline geçişi sağlamaktır. Çünkü bu insan tipi kapitalist sistem için ideal insandır. Ahlaktan yoksun olan bilimcilik, hak ve adaletten uzak dincilik, erkek egemen zihniyete dayalı cinsiyetçiliğin ancak böyle garanti altına alınabileceğine inanılmaktadır.

Peki bu geçiş sürecinin somut yansımaları hayatımızda nasıl şekillenecek? Dokunduğumuz ve taşıdığımız para tedricen yürürlükten kaldırılarak, herşey tamamen kartla yapılacaktır. Böylece nasıl beslendiğimiz, neleri tükettiğimiz, gittiğimiz yerler ve bütün harcamalar çok daha net denetlenebilecek ve her adımımız izlenebilecek. 5G sistemine geçiş de bununla bağlantılıdır. Yarın 6. 7. 8… G‘li sistemlerin hazırlıkları da daha şimdiden yapılmaya başlanmıştır. İsveç, Norveç ve Danimarka daha sonra da Hindistan’da 2030’a dek nakit paranın kaldırılması kararı alındı. Kenya’da 1 Ocak’tan itibaren nakit paralı yaşam sona erecek. Teksas’ta 190 bin gönüllüye çip takıldı. İnsanlar adım adım izlenebilecek ve gönderilen elektro dalgalarla da anında etkisiz kılınabilecektir. İnsan hafızasına müdahale edilerek geçmişlerinin silinebileceği ve ileride de ekranda görüntülü hale getirilebileceği üzerine yapılan çalışmalar hızla ilerliyor.

Algoritma diktatörlüğüne doğru hızla gidilmektedir. Toplum dışı bir sistem olan Kapitalizmin bilimden yararlanması, tamamen kendi güvenliği ve zenginleşmesi üzerinedir. Teknolojiyi esas olarak toplumların sistem karşıtlığını bertaraf etmek için kullanmaktadırlar. Rockefeller ailesinin 1950‘lerde Filipinler‘de kurduğu vakıfta 5 bin “bilim insanı” çalışıyor. Güneydoğu Asya‘nın 140 bin çeşit tohumu olan pirincini altı çeşite indirdiler. Ahlaktan yoksun ve esas amacı sermayenin kârını arttırmak için egemenlerin hizmetindeki “bilim” şimdi de “sentetik insan"ı var etme peşinde. Dijitalciler buna “Tanrı insan" demektedir. İnsan nesneye dönüştürülerek kapitalist pazara sunuluyor. Yaşlı kesimle genç kuşak arasındaki kültür aktarma bağı yok edilmek istenirken, özel hayatın sırlarına da erişilebilecek. Daha şimdiden Almanya’daki psikologların kendi müşterilerine ilişkin dosyaları merkezileştirildi. Politikayla ilgilenenlerin bu bilgilerinin yarın aleyhlerine şantaj, tehdit vb unsur olarak kullanılmayacağının bir garantisi yoktur.

Elon Musk’ın desteklediği bir Amerikan teknoloji şirketi tarafından yapay zeka ile insan beyninin birbirine aktarımda bulunmasına dönük çalışmaların (nörolink) olduğu biliniyor. Bütün nesnelere de yerleştirileceğinden, insan da nesneleştirilerek kendi özelliği kaybedilip dijital insana doğru dev bir adım daha atılacak. Hitler’in “über Mensch” (üstün insan) yaratma hedefine doğru bir gidişin olduğuna ilişkin ciddi kuşkular bulunuyor. Hitler’in kendi partisini esas olarak “biyolojik yapılanma” olarak tanımlamasını ve “Eski insan cins olarak yok olma aşamasına girdi. Bütün yaratıcı güç yeni cinste toplanacak” sözlerini hatırlayalım.

Artık gen değiştirme yoluyla biyolojik eşitsizlik dönemine giriliyor. Büyük plan virüs maskesiyle devam ediyor. Hitler laf olsun diye şu cümleyi kurmamıştı: “İnsanın yaratılma işini, yaratan henüz bitirmiş değil.” Dünya sermayesini ellerinde tutanlardan Rockfeller ailesinin bir üyesinin 1969’da kullandığı, “Bebekleri yataklarından alıp laboratuvara getireceğiz” cümlesi de bu stratejiyi ifade ediyordu. Fiziki vb özellikleri DNA’lara yapılan müdahale üzerinden (genom teknolojisi) belirlenmiş ve DNA’sıyla oynanmış bebek siparişlerinin verilebileceği günlerin yaklaştığını belirtmek abartı sayılmamalıdır. Paranın miktarı kadar kalitesi olan çocuk siparişi verilebilecek. Bu ise beraberinde biyolojik eşitsizliği derinleştirerek, yeni neslin yeni sınıfını doğuracak. “Bu iki tip, zıt yönlere hızla ilerleyecek. Birine Tanrı insan diğerine de hayvan kitle denilecek.”

Bütün bunlarla günümüzün bağlantılarını kurduğumuzda, kapitalist modernite’ye hizmet eden dijital teknolojinin altında derin bir ırkçılık olduğunu ve insanlığın toplumsal dokusuna can veren demokratik komünal değerlerini parçalamayı hedeflediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu değerlerin kendini var ettiği topraklar tarımın da anası olan Mezopotamya topraklarıdır. Dünya sermayesinin devlerinden Rothschild ailesinin temsilcisi Nett 15 Mayıs 2020’de attığı Twitt’te, “Tarım yeni bir yapıya kavuşmalıdır...” demişti. Çünkü bütün tohumlar ellerinde. Mezopotamya’nın da ana tohumlarını ellerine aldılar. Uluslararası şirketler 99 yıllığına toprakları büyük bölümünü kiraladı. Türkiye topraklarının yüzde 25’i bugün ölmüş durumdadır.

GDO’lu gıdalarla insanlara yeni hastalıklar yüklediler ve bunun ilaçlarını da ürettiler. Daha büyük kâr peşindeler. Doymuyorlar. Sentetik ilaçlarla hastalandırdıkları insanları yeni pazar alanları haline getiriyorlar. Esas hedef de Mezopotamya’yı çoraklaştırmaktır. Kürdistan’a ve bu coğrafyanın ahlaki politik toplumunu hedefleyen özgürlük hareketine yapılan amansız saldırının bu genel planla bağı bulunmaktadır. Çünkü en direngen olan ve asla teslim olmayan güç, egemenlerin yeni sistemine geçişin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. Bilim ahlaktan yoksun olarak bir avuç kapitaliste hizmet ettiriliyor. Teknolojik gelişmeler insanlığın aleyhine kullanılmaya devam ediyor. Ellon Mask “ben insanı yeniden tasarlamak istiyorum” demişti. İnsanlık için özgürlük-adalet-haklarda eşitlik ve kadının özgürleşmesine dayalı bir sistemi kurmak isteyenler de, egemenlerin bu sinsi planlarına karşı, bilim ve teknoloji temelli mücadeleye hazırlanma göreviyle karşı karşıyadırlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.