Çözüm HDP’de, Demokrasi İttifakı'nda

Sezai TEMELLİ yazdı —

10 Ağustos 2022 Çarşamba - 08:00

  • Savaşın ve talanın finanse edilemez boyutlara ulaştığı, ekonomik krizin artık geri çevrilemez ve yönetilemez boyutlara ulaştığı, sermaye kaçışının ayan beyan ilan edildiği bir süreçte toplumsal kriz de sürekli derinleşiyor.
  • Amed’den İstanbul’a, Van’dan İzmir’e kadar sokakta, meydanlarda demokrasi ittifakını ilmek ilmek örmek adına 12 Haziran’da başlayan büyük yürüyüş sürüyor. 

Türkiye’de son dönemde siyasi krizin derinleşmesine etki eden önemli faktörlerden biri de otorite krizinin giderek belirginleşmesidir. Devletin ve AKP iktidarının çöktürme planı sonrası hızla biçimlendirmeye çalıştığı otoriter rejim kendisini ayakta tutacak dayanağı savaş politikalarında buldu ve Kürt düşmanlığına bağlı yeni savaş stratejisini ısrarla sürdürerek otoriter rejimi yapılandırmak istedi. Bu strateji bir yanıyla sermayenin yeniden bu hat içinde yapılanmasını ve büyüme arzusunun karşılanmasını sağlayacaktı, diğer yanıyla da köhne ulus devletin restorasyonuna hizmet edecekti. Her ikisi de gerçekleşmedi…

Otoriter rejimin inşası için ortaya konulan model Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiydi ve bu sistem aslında klasik başkanlık sistemine öykünen bir sistemdi. Başkanlık sisteminin demokratik mekanizmalarına tahammül edemeyen akıl Türk tipi başkanlık denen bu uydurma sistemi hayata geçirdi. Başta oligarşik sermaye olmak üzere sermayenin geniş kesimleri kendi çıkarları uğruna bu sisteme destek verirken, geleneksel otoriter bürokrasi de tarihte görülmemiş bir konsensüsü gerçekleştirdi. Otoriter rejimin küresel dinamiklerle olan ilişkisi de bu süreçte önemli bir belirleyen oldu. Cumhuriyetin yeni yüzyılının sistematiğini bu şekilde biçimlendireceğini düşleyen yönetici tayfa büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Direniş karşısında evdeki bulgurdan olmak üzere olanlar kızıl elmanın çürük bir elma olduğunu nihayet anlamaya başladılar.

Otorite krizi hem sermaye grupları hem de devlet ve iktidar içinde belirgin bir hal almaya başlıyor. Savaşın ve talanın finanse edilemez boyutlara ulaştığı, ekonomik krizin artık geri çevrilemez ve yönetilemez boyutlara ulaştığı, sermaye kaçışının ayan beyan ilan edildiği bir süreçte toplumsal kriz de sürekli derinleşiyor. Toplumsal, sınıfsal eşitsizliklerin ulaştığı boyut ve ekolojik yıkım içeride sömürülebilir kaynakların sınırına işaret ederken, dışarıdan kaynak bulmak da olanaksız hale gelmiş durumda. İktidar şiddet, baskı, aşırı borçlanma, medya gücü gibi can havliyle sarılabildiği her enstrümanla ayakta durmaya çalışsa da nafile bir çaba içinde debelenmekte olduğunu biliyor.

İlginç olan bu tablo karşısında ana akım muhalefetin hala otoriter sistemi restore etme peşinde olmasıdır. Bakmayın parlamenter sistem, helalleşme güzellemelerine, bunlar toplumun beklentilerini ve bu denli krizin sonlanmasına çare üretebilecek adımlar değil. Sistemi krize sürükleyen yapısal ve sistemik meselelere dair bir muhalefet ortaya koyamayanlar, değişim programı üretemeyenler, sistemin kendisini yeniden üretmesine hizmet etmektedirler. Meselelerin merkezide yer alan Kürt meselesinin siyasi çözümüne dair ısrarlı siyasetsizlik olsa olsa ironidir, Kürt halkıyla alay etmektir…

Bugün HDP bu otoriter sisteme doğrudan karşı olan ve mücadelesini bu karşıtlık üzerinden örgütleyen bir yapı olması nedeniyle Türkiye siyasetinde farklı bir çizgiyi temsil etmektedir. Bu çizgi tarihsel ve yapısal meselelere çözüm üreten bir çizgidir. Gerçekçidir bu nedenle imkânsız görünenin peşindedir. Kimilerine göre imkânsız görüneni mümkün kılacak bir siyasi programı, bir mücadele ve direniş aklı vardır. Bu akıl köhne rejimin ısrarla dayattığı tekçi ulus devlet anlayışının karşısında demokratik ulusla, sermayenin dayattığı sömürgeci-talancı anlayışın karşısında antikapitalist anlayışla, erkek egemen sistemin dayattığı toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşısında kadın özgürlük mücadelesiyle, savaştan beslenen neo-faşist otoriter rejim karşısında anti-militarist duruşuyla kendisini var etmektedir. 

Bu akıl tarihin, mücadelenin, bilimin, bilgeliğin imbiğinden süzülüp gelmiş bir paradigmanın yolculuğuyla biçimlenmiştir ve hala da kendisini kolektif bir inançla yeniden üretmeye devam etmektedir. Radikal bir muhalefet anlayışıyla yeni dönemi özgürlükçü demokratik bir zeminde inşa etme adına kararlı bir şekilde mücadelesini yükseltmektedir. Radikal demokrasi çizgisi ve üçüncü yol stratejisi üzerinden hareket eden bu güçlü dinamik şimdi Türkiye halklarının, emekçilerinin, kadınların kısaca bu otoriter rejimden mağdur olan herkesin kurtuluş umududur. Çözüm bu umudun siyasetindedir. HDP çözüm bizde derken tüm toplumu büyük bir kurtuluş mücadelesine davet ediyor. 

Bugün için demokrasi ittifakı kritik öneme sahip bir ittifak anlayışıdır. Diğer ittifakların ittifak olmadığı, ittifak siyasetinden ne denli yoksun oldukları, siyasi pazarlıklara sıkışmış bir anlayış oldukları artık açıkça görülmüştür. İttifak radikal demokrasi anlayışıyla, müzakereci, kolektif aklın üretimiyle ve içinde hiçbir çıkar hesabı bulundurmayan bir siyasi etik yaklaşımla mümkün olabilir. Bugünün acil sorunlarına güçlü bir mutabakat zemininde oluşturulabilecek geçiş programının hayata geçirilmesi için HDP hazırdır. Amed’den İstanbul’a, Van’dan İzmir’e kadar sokakta, meydanlarda demokrasi ittifakını ilmek ilmek örmek adına 12 Haziran’da başlayan büyük yürüyüş sürüyor. Tecridi kıracak olan, savaşı sonlandıracak, karanlığı yırtacak olan bu iradedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.