Dayê Gulê’nin cesareti milat oldu
Kadın Haberleri —

Dayê Gulê (Gulê Mişko)
- DAİŞ’e teslim olmayı reddeden Dayê Gulê, 30 kurşunla çocuklarının gözü önünde katledildi. Mücadelesi bugün Êzîdî kadınların gücü, cesareti ve iradesine dönüştü.
DAİŞ’in 3 Ağustos 2014’te Şengal'de Êzîdîlere yönelik gerçekleştirdiği ve "74’üncü Ferman" olarak tarihe geçen saldırıların üzerinden 9 yıl geçti. Halen yaraları kapanmayan saldırılarda katledilen binlerce kişinden birisi de 53 yaşındaki Gulê Mişko'ydu. Doğduğu topraklarda "Dayê Gulê (Gulê Anne)" olarak bilinen Mişko, verdiği mücadeleyle Êzîdî kadınlara umut oldu.
Çocuklarının gözü önünde kurşuna dizildi
Mişko, DAİŞ'in Şengal'e bağlı Sinûnê kasabasına saldırı başlatması üzerine 13 çocuğundan 11'inin Başûrê Kurdistan’a ulaşmasını sağladı. Ardından diğer 2 çocuğuyla birlikte tıpkı binlerce Êzîdî gibi yönünü Şengal Dağı'na çevirdi. Ancak bir grup DAİŞ’li tarafından yolu kesildi.
Mişko, bu sırada elbisenin altına sakladığı silahla DAİŞ grubuna liderlik yapan Selim Cezrawi ile başka bir DAİŞ emirini öldürdü. Mişko, diğer DAİŞ'liler tarafından esir alınarak, Sinûnê kent merkezine kadar sürüklendi, çocuklarının gözleri önünde kurşuna dizildi.
Kızı İdlib’e kaçırıldı, tecavüze uğradı
Mişko'nun kaçırılan kızı DAİŞ tarafından Suriye'nin İdlib kentine götürüldü ve burada sistematik bir şekilde tecavüze maruz kaldı. Mişko'nun DAİŞ tarafından kaçırılan iki çocuğu, 74’üncü Ferman'ın 4’üncü yılında DAİŞ’ten kurtarıldı.
Sinûnê’ye heykeli dikildi
Başûrê Kurdistan’a giden diğer aile fertleri ise Şengal’in özgürleştirilmesinden sonra, 2016 yılında yeniden topraklarına döndü. Mişko'nun çocukları, Şengal'e döndükten sonra annelerinin cenazelerini aramaya başladı ve cenazeyi yıkılmış bir evin enkazı altında buldular. Mişko'nun mücadelesinin gelecek nesillere taşınması için 2021 yılında Sinûnê kent merkezinde heykeli dikildi.
Mişko'nun Şengal'de yaşayan çocuklarından Şirîhan Reşo, saldırılar sırasında yaşadıklarını ve annesinin mücadelesini MA’ya anlattı.
30 kurşunla katledildi…
74'üncü Ferman'da yaşananları asla unutmayacağını belirten Şirîhan Reşo, “DAİŞ Şengal'esaldırdığında ben ve 10 kardeşim Şengal’den bir araçla ayrıldık. Erkek ve kız kardeşim Sinûnê’de annemin yanında kaldı. Araçta yer olmadığı için annem, babama, ‘siz gidin çocukları bırakın, biz burada sizi bekleriz’ dedi. Babam evden çıkmadan önce anneme, ‘Bu tabanca yanında dursun, ben çocukları bırakıp size almaya geleceğim' dedi. Annem o tabancayı alıp elbisesinin altına sakladı. Annem bir süre sonra Şengal Dağı'na sığınmak için komşularıyla evden çıkıyor. Sinûnê kent merkezine yakın bir yerde bir grup DAİŞ’li ile karşılaşıyor. Annem DAİŞ’lilere ‘biz aileyiz, bizi bırakın erkekleri alın' demiş. DAİŞ çeteleri de ‘bizim erkeklerle işimiz yok, sizinle işimiz var' demiş. Annem de silahı çıkarıp DAİŞ emirini öldürüyor. Annem de orada yaralandı ama onlara boyun eğmedi. Annemi sürükleyerek Sinûnê kent merkezine yaralı bir şekilde götürüyorlar ve orada 30 kurşunla katledildi" sözleriyle o dönem yaşananları anlattı.
‘Direngen Êzîdî kadını’
Annesinin "direngen Êzîdî kadınını" temsil ettiğini belirten Şirîhan Reşo, “Annem katledildikten sonra 9 ve 10 yaşındaki kardeşlerim esir alındı. Eğer Başûr ve Irak hükümeti isteseydi bu 9 yıllık süreçte esir düşen bütün çocukları ve kadınları kurtarırdı. Birçok Êzîdîkadın çocuklarını korumak için DAİŞ'e karşı mücadele etti ve bu uğurda can verdi. Annem de onlardan biriydi” dedi.
Dayê Gulê’nin eylemiyle Êzîdî kadının cesaretini ve boyun eğmeyeceğini gösterdiğini ifade eden Şirîhan Reşo, “Annem bütün Êzîdî kadınların gücü oldu. Annem direngen ve cesaretliydi. Bu yüzden onu unutmayacağız. O Êzîdî kadınların gücü, cesareti ve iradesidir. Tek dileğim DAİŞ'in elinde olan Êzîdî kadınların bir an önce kurtarılması ve özgürlüğüne kavuşmasıdır” diye konuştu.
“PKK, Êzîdîlerin imdadına yetiştikten sonra birçok kişi ölümden kurtulabildi” diyen Reşo, 9 yıldır akıbetleri bilinmeyen kadınların DAİŞ'in elinden kurtarılmasını istedi. ŞENGAL













