Deli Dumrul, iş başında...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

28 Eylül 2020 Pazartesi - 23:30

  • Deli Dumrul’un hızına yetişmek mümkün değil. Dişine taze kan değmiş “kutsal atası kurt“ gibi sağa, sola seğirtip Moğolların esirlerine yaptığı gibi esir Kürtlerin sırtına binmek, IŞİD’li kardeşleri misali onlara işkence etmek, diri diri yakmakla, ordusu da tecavüz, adam kaçırma ile meşgulken, bir bakıyorsunuz çelik kaplama savaş tenekelerini araçlara yüklemiş, peşine İslamo Faşist katillerden derlenmiş kiralık savaşçıları takarak, yen kanlı cephe açmaya yollanmış.

Ele, geme gelmeyen hızı yüzünden, tasarladığımız gazete yazıları da, daha yazılmadan eskiyip bayatlaşıyor ve bizler, yenisini kurgulamak üzere, “iyot“ gibi açıkta kalıyoruz.

Kürtlerin yurdunu çalıp talan ettikten sonra, bir ayağı Mağribi Afrika’da gözüne kestirdiği petrol kuyularındaydı. Öteki ayağı Arabistan çöllerinde işaretlediği ganimette, eski korsanlar misali Ege, Akdeniz sularındaydı. En son, “gücüne güvenen karşıma çıksın“ haykırışı ile sağa, sola posta koyarken Akdeniz’de zora çatmış ve iki büklüm eğilip “ver elini öpim“ demiş, sular durulunca da, zırh kaplama savaş tenekelerini yüklenip peşine İslamo Faşist çetelerden seçme katilleri takarak Kafkasları karıştırmaya koşmuştu. Gören onu, çağın fesat-fitne başı sanıyordu.

O önde gidiyor, Deli Dumrul demokrasisinin “cici“ muhalefeti de, koyun tarzı “meleme“ ile ırkçı sloganlar ata ata peşinden, Kafkasya’da vadedilmiş ganimetlere akıyordu. Deli Dumrul için bütün çevre vadedilmiş ganimet yatağıydı, çünkü...

Kaç tane adamı, oyu var bilinmiyor ama, sloganlarıyla kendini halkın kurtuluşuna adamış ve acayip derecede sosyalist bir parti de, Kafkas seferinde yedeğine takılmış, soyu kırılmış fukara Ermenilere yumruk gösteriyor, “hidddet ve celal“ ile “mazlum Azeriler“e karşı, Ermenilere “kahrol lan terörist“ diye bağırıyordu.  

Özün özüne gelirsek: Azerilerin Ermenilerle davası var. Ama şimdi, ortalıkta Azeri yok, onlar adına Türkler var. “Tutmayın beni“ diye diye, ortalıkta dört dönüyor, savaş kızıştırıyorlar.

Ermenileri vuran pilotsuz uçaklar Türk işidir. Kazancı ise damadın kasaların akıyor. Cihatçı kiralık katiller onlardan. Ücret Azerilerden. Savaşın plan, proje ve stratejisini çizenin bunlar olduğu, hava gücünün bunlar tarafından kullanıldığı söyleniyor. Kısacası orada yalnız fesat, fitne yuvası değil, tetikçi ve ücreti mukabilinde savaşçıdır, bunlar.

 O nedenle Ruslar, dün “uzak dur, haddini bil“ diye ihtarını yaptı. Haddini bilmezse İdlib veya Libya benzeri bir bomba mı kopar gökten, bilinmez...

Ama, Azerbeycan üzerinden, kazanç hayali büyük. 1990’larda darbe bile düzenlediler. Şimdilik kardeş yalamacılığıyla yanaşıyorlar. Silah taciri “kutsal damat“ın kasalarına, öldürülmüşlerin kanı yerine dolar doluyor.

Türk halkının, en altlardaki yandaş oy deposu ise gezenin garibanları olarak aval aval etrafa bakıyor, Kürtlerin çarmıha gerilmesinde mutluluk arıyorlar. Kürtlere yapılan (silah, mühimmat, kiralıkların ücretleri ve diğer) harcamalar yüzünden aç kaldıklarından habersizler. 13 milyon gencin bu yüzden resmen işsiz, hayatları batal olduğundan da bihaberlerdi. Umudunu yitiren aç insanlar, kestirmeden çare olarak intihar ediyor, hastaları Medine dilencileri misali kapılarında sürünüyorlar.

Ötede, dünün gecekondu güzelleri için hayat, gül bahçesi. Deli Dumrul düzeninin nazeninleridir, onlar. Erkekleri, serçe parmaklı pırlanta yüzüklü, ortalık da “yağma Hasan’ın böreği“ ile doludur. Gecekondudan taşındıkları köşklerde, yüzme havuzlu villa ve denizin duvarlarını yaladığı yalılarda, “dindarlıktan renkli cam bardalarda mey“ içiyor, eşlerinin düzenlediği partilerinde pırlanta-elmas çekilişinde milyon dolar harcıyorlar.

Ötede, doyasıya ekmek yiyemeyenler, ruhlarına şırınga edilen ırkçılık afyonu ile kafayı buluyor, dökülen Kürt kanı ile mutlu oluyorlar. Buna ek olarak 45 yıldır işleyen, hiç olmayan veya iki sene önce iki bakan tarafından açılışı yapılmış fabrikaların “yeniden açılışı“nda alkışçı olmakla mutlu oluyorlar.

Oysa aç bırakılmış koyunlar, ses sese meleşerek, göğü yere indiriyor, gom duvarlarını yıkıyorlar. Bunlarda ise ses, tıs yok. Ama bunlar, oyları ile Deli Dumrul gilleri var edendir. Vergileriyle besleyen, köşkler, saraylarda yaşatandır. Kürtleri öldürmek söz konusu olduğunda da “ölmeye geldim Dumrulum, beni öldürmeye götür“ diyelerdir.

Bu yüzden ortalık katiller, katil adayları, Kürt’ü diri diri yakan caniler yatağıdır. Elinde, insan asma ipiyle ortalıkta dolaşan mahalle delisi ise “başbuğ“dur.

Herneyse, geçelim bunları:

Deli Dumrul rejimin 1960 darbecilerinden General Cemal Gürsel, Cumhurbaşkan ve “haşin“ bir Komünizm düşmanıydı. Ama ikide bir, “Komünist Parti kurulmalıdır“ diye tutturuyordu. Gazeteciler, bir gün isteğininin sebebini sordular. Cevap şaşırtıcıydı: “Komünist partisi kurulsun ki, kimin ne olduğunu tesbit edip tutuklayabilelim.“

Gürsel’in ömrü, bu tuzağı kuramaya yetmedi. Ama Recep Tayyip’in cisminden yaratılan diktatörlük, Anayasa’nın “kimseden izin almadan gösteri düzenleme“ ile seçilmişlerin parlamentoda her türlü söz ve fikri ifade etme özgürlüğüne sahip olduklarına ilişkin anayasa maddelerini, Kürtlere tuzak yapmayı başardı.

Kürtler, Kobanêli kardeşleri gözleri önünde IŞİD’liler tarafından katledilirken, onların hamisi Recep Erdoğan, Antep’te IŞİD’lilerin ailelerine “Kobanî, düştü düşecek“ müjdesi vererek Kürtleri tahrik ediyordu. Bu söylemi protesto etmek için sokağa çıkanlar, polis takviyeli para militer güruhun saldırısına uğruyor, çoğu Kürt 52 kişi katlediliyor, Kürt evleri, iş yerleri tahrip ve talan ediliyordu.

Ve Deli Dumrul düzeni, suçluları bırakıp Kürtler üstüne yürüyor, 6 yıl sonra da dışarıda kalmış siyasi temsilcilerini tutukluyorlardı. Çünkü, tamtamlarla savaş fesatlığı, fitneciliği yapan kendi mutluluğu için, kaoslar yaratan Deli Dumrul’un keyfi böyle istiyor, öyle buyuruyordu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.