•  AİHM, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek 17 yıldır cezaevinde tutulan Ayetullah Ay’ın cezasına temel oluşturan delillerin orjinalliği, gerçekliği ve niteliğini sorgulayarak, ihlallere işaret etti ve yeniden yargılanmasını istedi.  
  •  İhlal kararı üzerine Ay’ın infazının durdurulması ve yeniden yargılanması talep edildi. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Haziran 2021’de verilen ek bir kararla Ay’ın yeniden yargılanma talebini kabul etti. Davasının ilk duruşması 16 Aralık’ta Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

 

MEHMET ASLAN/MA/İSTANBUL

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 17 yıldır cezaevinde tutulan Ayetullah Ay hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının “orjinalliği ve gerçekliği araştırılmayan” deliller üzerinden verildiğini belirterek, ihlal kararı verdi.   

Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Ay, 29 Ekim 2004’te İstanbul’da “PKK’ye yönelik operasyon” kapsamında gözaltına alındı. Avukatı olmadan zorla ifadesi alındı ve savcılık izni olmadan iki kez evi arandı. Birinci ev aramasında “suç” teşkil edecek bir delil bulunamadı. Ay, aramanın ardından evden çıkarıldı. Bu sırada polis oldukları iddia edilen sivil 3 kişi evde ikinci bir arama gerçekleştirdi. İkinci ev aramasında bir cep telefonu bulunduğu iddia edildi. Ay, telefonun kendisine ait olmadığını ve sonradan eve bırakıldığı gerekçesiyle hazırlanan polis tutanağını imzalamadı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, aynı günün akşamında olaya dair hazırlanan ve ikinci ev aramasında el konulduğu iddia edilen telefondan bahsedilmeyen tutanağa ilişkin “suç ve suç unsuruna rastlanmadı” kararı verdi. Buna rağmen bir gün sonra Ay’ın Amed’de bulunan akrabası Y.Y’nin evine baskın düzenlendi. Ay, söz konusu baskında el konulan notlar gerekçe gösterilerek tutuklandı. 

Ay hakkında Şubat 2005’te iddianame hazırlandı. İddianamede, 7 Eylül 2004’te bir polis kontrol noktasında 3 polisin öldürülmesi, 7 Haziran 2004’te Amed’in Hani ilçesinde bir tabur komutanlığına yapılan silahlı saldırı ile M.Ç. adındaki bir çiftçiye ait cep telefonu ve kimlik kartına el konulması iddiaları yer aldı.  

Evine üçüncü kez baskın

 Ay hakkında açılan davanın yargılaması sürerken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ikinci bir iddianame hazırlandı. Bu iddianamenin temelini ise Ay’ın 5 Nisan 2005’te annesiyle cezaevinde yaptığı görüşmenin ardından üzerinde taşıdığı iddia edilen “şifreli notlar” oluşturdu. İddianamede, görüşmenin üzerinden 9 gün geçtikten sonra Ay’ın üzerinde taşıdığı iddia edilen “şifreli notların” görüşme sırasında kamera kayıtlarına yansıdığı kaydedildi. Bu notlar gerekçe gösterilerek, Ay’ın İstanbul’da bulunan evine bir kez daha baskın düzenlendi. Baskında, C4 patlayıcı, tabanca, mermi ve bazı notlar bulunduğu iddia edildi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kriminal Laboratuarı’nda yapılan incelemede bulunduğu iddia edilen patlayıcı ve mermilerde Ay’ın parmak izine rastlanılmadı. 

İddianamede bile yer almadı

 Ay hakkında açılan dava dosyaları daha sonra birbirleriyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle birleştirildi ve dava Nisan 2007’de karara bağlandı. Ay, 2 polisin öldürülmesi ve Hani’deki silahlı saldırılara lilişkin iddialardan beraat etti. Mahkeme, “Türk devletinin birliğini bozma ve devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma” iddiasıyla Ay’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 

Bu cezaya iki temel gerekçe gösterildi; 

* “M.Ç.’nin telefonu ve kimliğini alıkoymak” iddiası. 

* Ay’ın M.Ç’nin el konulan telefon telefon ve kartıyla 30 Ağustos 2004’te Amed’de gerçekleşen “Zafer Bayramı Geçit Töreni”ne bombalı saldırı girişiminden yer aldığı iddiası. 

İkinci iddia, Ay hakkında açılan ve daha sonra birleştirilen iki iddianamede de yer almıyordu. Buna rağmen bu iddia cezaya gerekçe yapıldı. Mahkemenin gerekçeli kararında, bombalı saldırı girişimi olayında kullanıldığı iddia edilen telefona yer vermemesi dikkat çekti.  

Yargılama sürecinde çoklu ihlal

 Ay hakkında verilen cezalara dair yapılan itirazlar reddedildi. İç hukuk yollarının tüketilmesi sonrası dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM, 27 Ekim 2020’e Ay’ın adil yargılanmadığına karar verdi. AİHM, 8 Mart 2021’de kesinleştirdiği kararda, yargılama sürecinde çok sayıda ihlalin yaşandığına dikkat çekti. Kararda, “Türkiye, incelenmemiş kanıtları değerlendirmekten kaçınmalıdır” uyarısı yapıldı. Kararda, Ay’ın lehine olan tanıkların çağrılmadığı, dosyanın Ay’a verilmemesi nedeniyle savunmanın ihlal edildiği, 29 Ekim 2004 tarihli ev aramasında avukatın olmayışının usul eksikliği olduğu ve 3 sivil giyimli kişi tarafından bulunduğu iddia edilen telefonun yargılamanın ana materyali haline dönüştüğüne vurgu yapıldı. AİHM, ev aramasında tutulan tutanakta Ay’ın imzasının bulunduğunun iddia edildiğini, ancak Türkiye’nin konuya ilişkin sunduğu tutanakta Ay’ın imzasının yer almadığına işaret etti. Kararda, o dönemki iç hukuk hükümlerine işaret edilerek, mahkeme tarafından verilmesi gereken ev arama kararının polisin el yazısıyla verilen karar üzerine yapıldığı ifade edildi. Aramada iki tarafsız tanığın bulunma koşulunun da ihlal edildiği belirtilen kararda, polisin ertesi gün mahkemeden arama için karar aldığı hatırlatıldı. 

Mahkeme kararındaki çelişti

 AİHM, yerel mahkemenin telefonla ilgili gerekçeli kararındaki çelişkiye işaret ederek, “Söz konusu cep telefonu, arama emri uyarınca 29 Ekim 2004’te yapılan aramada bulunmuştur. Ancak mahkeme gerekçeli kararında 6 Nisan 2005’te yapılan aramaya işaret etmiş” dedi. 

Türkiye kanıt sunamadı

AİHM, cezaevinde bulunduğu belirtilen notların kameraya kaydedildiğini iddia eden S.Ç. adlı gardiyanın dinlenmediğini, ayrıca kamera kayıtlarının mahkemeye sunulmadığını, mahkemenin gardiyanlara “koşulsuz” güvendiğini, Ay’ın böylece dezavantajlı duruma düşürüldüğüne hükmetti. AİHM, Ay’ın cezaevinde olduğu sırada evine yapılan baskında bulunduğu iddia edilen materyallerin Geçit Töreni’nde kullanılan bomba aparatında kullanılıp kullanılmadığına dair herhangi bir incelemenin olmadığını ve materyaller üzerinde Ay’ın parmak izinin bulunmamasının dikkate alınmadığını ifade etti.  

Aynı telefon tekrar bulanamaz!

 Kararda, 30 Ağustos’ta “Zafer Bayramı Geçit Töreni’nde” el konularak, savcılığa sunulan raporda imha edildiği belirtilen telefonun, 29 Ekim 2014’te Ay’ın evinde bulunduğu iddia edilen telefon olduğu iddiası üzerinde de duruldu. AİHM, bu duruma ilişkin şunları kaydetti: “Mahkeme, bu iki versiyonun biribirini dışlamış olduklarını gözlemlemektedir. Zira 30 Ağustos 2004’te Zafer Bayramı Geçit Törenine yönelik bombalı saldırı girişiminde polis tarafından bulunan ve el konulan aynı telefon, 29 Ekim 2004’te başvurucunun evindeki aramada tekrar bulunamaz.” 

AİHM, ayrıca mahkemenin iki ayrı telefonun aynı telefonlar olup olmadığını dahi araştırmadan “Bu iki telefonun aynı olduğu sonucuna” vardığına dikkat çekti. 

Parmak izinin olmaması

AİHM, kriminal incelemede Ay’ın parmak izinin bulunmadığı bomba düzeneğine dikkati çekerek, “Ne var ki, davanın görüldüğü mahkemenin kararı bu konuyu da incelemiş görünmemektedir. (…) Mahkeme, davanın görüldüğü mahkemenin önündeki olguları aydınlığa kavuşturmaya yönelik çaba sarfetmediği ve tarafların beyanlarını ve delilleri gereğince inceleme görevini yerine getirmediği ve böylelikle başvurucunun telefonla bağlantısına dair ilgili olguları tespit edememiş olduğu görüşündedir” diye kaydetti. 

Yargıtay da görevini yapmadı

 Yargıtay’ın da aynı hususları incelemediğine belirten AİHM, “Mahkeme, mevcut davanın özünü oluşturan önemli hususları ele almamış, kararları için gerekçe sunmamış ve önemli delil parçaları karşısında uygun güvenceleri uygulamamış, ki bu tarafların beyanlarını gerektiği gibi inceleme ve gerekçeli karar verme görevlerini yerine getirmemiş. Böylelikle de demokratik bir toplumda mahkemelerin kamuoyuna aşılamaları gereken güveni zedelemiş ve Sözleşmenin 6. Maddesi’nde belirlenen yargılamanın adilliğini ihlal etmiş oldukları anlamına gelir. Mahkeme başvurucunun, Türk ceza yargılaması sistemindeki mümkün olan en ağır cezaya çarptırılmasına temel oluşturan delillerin orjinalliği, gerçekliği ve niteliğine ilişkin spesifik ve detaylı argümanlarına, bu argümanları ya hiç dikkate almamış ya da yeterli bir gerekçe göstermeden reddetmiş” tespitinde bulundu. 

İlk duruşma 16 Aralık’ta

AİHM’in verdiği ihlal kararı üzerine Ay’ın infazının durdurulması ve yeniden yargılanması talep edildi. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Haziran 2021’de verilen ek bir kararla Ay’ın yeniden yargılanma talebini kabul ederek, tahliye talebini reddetti. Ay’ın yeniden görülecek davasının ilk duruşması 16 Aralık 2021’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.