Demokratik İran, Özgür Kürdistan
Dosya Haberleri —

Peyman Viyan
PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan ile savaşın gölgesinde İran ve Rojhilatê Kurdistan'daki son durumu konuştuk:
- İttifakın büyük sorumlulukları var. Ulusal bir duruşa sahip olmak gerekir. Ancak sadece Rojhilatê Kurdistan’la sınırlı kalmamalıyız. Demokratik İran ve Özgür Kürdistan projesi. PJAK olarak bizim projemiz tüm İran halklarını kapsayacak. Biz bu savaşın tarafı değiliz. Üçüncü çizgiyiz...
- Rejim, askeri gücünü sivil kurumlara konuşlandırmak istiyor. Bununla da askeri gücünü şehir merkezlerinde bırakmak ve korumak istiyor. Rejim savaş suçları işliyor; son anlarını yaşıyor ve giderken bile acısını halktan çıkarmak istiyor. Halk onları mahalle ve sokaklarından kovmalı.
- Kürdistan’ın diğer parçaları bu hassas süreçte Rojhilat’ın yanında olmalıdır. Rojhilat, “Jin, Jiyan, Azadî” devrimi sürecinde. Bu devrim, Kürdistan’ın tüm parçalarının mücadelesi ve emeğinin ürünüdür. Hepimiz milyonlarca bedende yaşayan tek bir ruhuz. Kaderimiz bir.
FELEKXAN SERHAT/GÜLCAN DERELİ
O an yaklaşıyor... Erken bir adım katliama, geç bir adım tarihsel bir kayba yol açabilir. Rojhilat ve İran tam da bu kavşakta... Bu bir nevi tarihsel Med kavşağı... Med İmparatorluğu, kadim zamanlarda Kürt-Pers ortaklığı olarak Mezopotamya'da uzun bir dönem hüküm sürdü. Mezopotamya'ya bereketli tohumlar bıraktı. Şimdi tarihin günümüzdeki bu olasılıkları yeniden canlanıyor. Ancak fırsatlar kadar tehlikeler de büyük ve güncel Harpagos'lar risk oluşturuyor. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş, bütün bu binlerce yıllık tarihin öyküsünü de bugüne çağırıyor. Bu çağrıya Rojhilat partileri, Med İmparatorluğu'nun simgesi ile yanıt verdiler. 6 Kürt partisi, İran Kürdistanı Siyasi Partiler İttifakı'nı kurdu. Bu ittifakın kurucularından Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), spot ışıklarının odağında yer alıyor. Gücü, etkisi, kabiliyeti ve ideolojik derinliği uluslararası medya ve güçlerin dikkatini çekiyor. Biz de PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan ile savaşın gölgesinde vizyonlarını, Rojhilat'taki ulusal birliğin yankılarını, Üçüncü Yol’un imkanlarını, İran'da Med deneyiminin güncelliğini konuştuk.
Rojhilatê Kurdistan’daki 6 Kürt partisi, Ortadoğu’da yaşanan savaş ve kaos sürecinde bir araya gelerek ittifakını ilan etti. Bu ittifak Kürt kamuoyunda büyük destek gördü. Sizleri bir araya getiren etkenler nelerdi?
Mevcut savaşı öngörüyorduk. Ortadoğu'nun yeni dizaynında güç dengelerinin artık değiştiğini biliyoruz. Ulus devletlerin yöntemleri değişiyor ve eskisi gibi kalmıyorlar. Bölgedeki İran ve Türkiye hegemonyasının yerini şu anda İsrail alıyor. Bu durum zaten, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde yaklaşık üç yıldır tartışılıyordu. Yani aslında şu an devam eden savaş yeni başlamadı. Bunun yanı sıra küresel ve bölgesel egemen güçlerin projelerinin hayata geçirilmesine engel olan her türlü güç ya ortadan kalkıyor ya da bir şekilde işlevsiz hale getiriliyor. Ne özgürlük ne de demokrasi, kapitalist modernite sisteminin küresel egemen güçleri için bir iğnenin ucu kadar bile anlam ifade ediyor. Dolayısıyla, demokratik ve özgürlükçü güçler bu tür dönemlerde ne kadar hazırlıklı olurlarsa, o kadar büyük kazanımlar elde edebilirler. Bu savaşı ve mevcut durumu az çok öngörmüştük.
Halkın bu savaşta kazanım elde edebilmesi ve savaşın bir tarafı olmaması için, Kürt birliğinin güçlendirilmesi konusunda hemfikirdik. Aynı şekilde, halkın savaşın kurbanı ve mağduru olmasını önlemek için, Rojhilatê Kurdistan’daki Kürt partileri olarak güçlerimizi birleştirmeliyiz. Sonuç olarak halk, bu ittifakımızı olumlu karşıladı ve ittifakımız büyük umutlar yarattı.
İttifakın Rojhilat ve İran vizyonu nedir? Nasıl bir İran ve nasıl bir Rojhilat öngörüyorsunuz?
İttifakın büyük görev ve sorumlulukları var. Verdiğimiz sözlerin kağıt üzerinde kalmaması en önemlisi. Halkımızın beklentilerini pratikte karşılamak için başta PJAK olarak elimizden ne gelirse yapmaya hazır olmalıyız. Çünkü ortak çalışma hayati önemde. Ulusal bir duruşa sahip olmak gerekir. Ancak ittifak olarak sadece Rojhilatê Kurdistan’la sınırlı kalmamalıyız.
Bir sonraki adımımız, İran’daki tüm halklarla ilişkiler geliştirmek olacak. Ayrıca İran halkı da desteğini dile getirerek bu ittifakımızı destekledi. Bu bizim için çok değerli bir gelişme. Bize İran’daki tüm halklara ulaşabileceğimiz ve kimsenin dışarıda bırakılmayacağına dair umut veriyor. İttifakımızı genişleterek tüm halklarla stratejik ilişkiler kurmak için çaba göstereceğiz. Bizim için önemli olan bir diğer konu ise savaş sürecinde halkımızı korumak için ortak bir mekanizma oluşturmak. Olası bir saldırı durumunda halkımızı korumak için ortak bir güç oluşturmaya çalışıyoruz.
Öte yandan, İran halklarının çıkarlarını esas alan ortak bir diplomasinin varlığı da önemini koruyor. Dil ve tutumda birlik esastır, bunun için girişimlerimiz artacak.
ABD-İsrail ve İran arasında savaş başladığında, rejim Başûrê Kurdistan’da Kürt partilerinin merkezlerini ve kamplarını hedef alıyor. Rejimin bu politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Savaş her geçen gün daha fazla şiddetleniyor ve bölgeye yayılıyor. Rejim yıllardır, İran içinde savaşın patlak vermemesi için her şeyi yaptı. Yıllarca Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’da radikal örgüt ve grupları eğitti, bölgedeki savaşlarda kullandı. Ancak şu an kendi evinde savaş yaşanıyor. Ve savaşı kendisinden uzaklaştırmak için yine bu grup-örgütleri kullanmaya çalışıyor. Söz konusu gruplar bugün İran için savaşıyor ancak güçleri eskisi gibi değil ve kayıpları çok fazla. İran şu an yaralı bir yılan gibi her yere saldırıyor. Kürt partilerine, kendisi için ‘tehlike’ olarak gördüğü için saldırıyor. İran’ı yöneten tüm rejimler Kürtleri her zaman ‘potansiyel tehlike’ olarak gördü. Kürtlerin attığı her adımı ‘suç’ sayıp, en ağır cezaları verdiler. Şüphesiz diğer halklara karşı da aynı politikayı yürüttüler. Ancak şu anda olduğu gibi Kürtlere her zaman ‘ayrılıkçı’ gözüyle baktılar. Çünkü rejim Kürtlerin gücünden korkuyor ve Kürtlerin İran’ı, değiştirecek temel aktör olduğunu iyi biliyor. Kürtler, İran’ın demokratikleştirilmesi projesine sahiptir.
İran rejimi, Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçleri İttifakı’nı ve Başûrê Kurdistan Bölgesi'ni tehdit etti. Kürtlerin olası bir hareketliliğinde Başûr’un altyapısını hedef alacağını belirtti. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Kürtlerin birlik olmasını istemiyor. Çünkü rejimler için en iyi halk ‘parçalanmış’ halktır. Rejim yıllarca sadece Kürt birliğini değil Kürt-Azeri, Kürt-Fars, Kürt-Beluç ve Kürt-Arap birliğini de engellemeye çalışıyor. Bunda çok başarılı olamadı ancak yine halklar arasındaki birliği parçalamaya devam ediyor. Rojhilatê Kurdistan partileri harekete geçtiği zaman kimseden izin almayacaktır. Ayrıca Başûrê Kurdistan’ın kazanımları bizim için çok önemli. İran rejiminin mevcut savaşta Başûr’a saldırılarını yoğunlaştırdığını görüyoruz. PJAK olarak güçlerimiz en çok Rojhilat sınırı içinde bulunuyor. Yani Başûrê Kurdistan hükümetine yönelik tehditler çözüm getirmeyecek, sadece savaşı derinleştirecek. Hatta rejimin bazı yetkililerinin tehditler savurduğunu da gördük. Zaten Başûrê Kurdistan yönetimi tutumunu net şekilde açıkladı.
Medler ve İttifak’ın simgesi
İran Kürdistanı Siyasi Partiler İttifakı'nda 6 parti yer alıyor. İttifakın logosu ise Med İmparatorluğu'na ait ‘Güneş’ simgesi oldu. Logonun kaynağı Süleymaniye kentinde bulunan ve Med İmparatorluğu dönemine ait olan Qizqapan kaya mezarına dayanıyor. Med İmparatoru Kral Kyaxares dönemine ait sembol, Medler ve Lidyalılar arasında sağlanan barışa atıf yapıyor. Sembolde yer alan 21 ışın ve meşale ise çok sesli ve tek bir güç anlama geliyor. 21 ışın aynı zamanda Newroz'u da simgeliyor. 5 parti ile başlayan ittifak, 6 parti ile yoluna devam ediyor;
*Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK),
*İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP),
*Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK),
*Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komala),
*İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Sazman-ı Xebat),
*İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu (Komala).
İran'da üçüncü bir yol mümkün mü? Ve zemini nedir? Bazı İranlı muhalif çevreler, Demokratik İran, Özerk Rojhilat önerisinde bulundular, bu yönde açıklamalar yaptılar. Bu vizyonun İran halklarındaki karşılığı nedir? İran, "jin, jiyan, azadî" etrafında yeni bir dönemin kapısını aralamaya yakın mı?
ABD’nin kendi projesi, bizim de İran halkları özgürlük hareketi olarak kendi projemiz var. Demokratik İran ve Özgür Kürdistan projesi. Özellikle PJAK olarak bizim projemiz tüm İran halklarını kapsayacak. Ancak bir kez daha tekrarlıyoruz; biz bu savaşın herhangi bir tarafı değiliz. Üçüncü çizgiyi savunuyoruz. Üçüncü çizgi ise hem savaş hem barış kararını kendisi verecek halkın gücüne dayanıyor. Halk, hiçbir güç ve iktidarı beklemeden kendini örgütlüyor ve son sözü söylüyor. Rejim, özellikle kadınların öncülük ettiği tüm halkların direnişinden dolayı yıkılmak üzere. İran halkının büyük bedeller verdiğini, binlerce kişinin katledildiğini, tutuklandığını ve idam cezasına çarptırıldığını çok yakın tarihte gördük. Bu, rejimin baskıcı politikalarının sadece bir kısmı. Halklar, özellikle kadınlar bu rejimi istemiyor ve bu rejimi değiştirecek etken yine bu halkın dinamik gücüdür. Bu dinamik güce güveniyor ve ‘Jin Jiyan Azadî’ devrimine doğru cesur adımlar atıyoruz.
Türk devletinin rolünü sormak istiyoruz. Türk devleti PJAK’ı “bölgesel tehdit” olarak tanımladı ve Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçleri İttifakı’nı yakından takip ettiğini söyledi. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk devleti, zarar görmek istemiyorsa Kürtlere doğru yaklaşmalı. Çünkü Kürtlerle ittifak Türkiye’yi kurtaracak. Kürtlere düşmanlık ve tehdit, Türkiye’yi de zorlu bir sürece götürecektir. Rêber Apo’nun Türkiye ve Bakurê Kurdistan’da başlattığı süreç doğru okunmalı. Bakur’daki Kürtlerle barış istiyorsa Rojhilat’taki Kürtlerle de barışmalı. Kürtleri parçalama veya tehditler savurmanın İran’ın başına neler getirdiğini gördük. Dolayısıyla, Türkiye Suriye’de yaptığı yanlışları tekrarlamamalı ve bölgedeki diktatör rejimlere destek vermemeli. Herkes Kürtlerle ittifak kurmak istiyor, en doğrusu da budur. Türkiye, Rojhilat’taki Kürtleri neden ‘tehlike’ olarak görüyor? Şu ana kadar Türkiye’ye karşı herhangi bir eylem veya karşıt bir çalışma yapmadık, yapmayacağız da. Ancak Türkiye de bundan sonra farklı güçleri bize karşı kışkırtmamalı ve Kürtlere karşı yaklaşımını değiştirmeli. Kürtler, Türkiye’nin en iyi komşuları olacak, selefi radikal gruplar değil.
ABD ve İsrail, İran’ın Rojhilat’taki tüm askeri üslerini ve merkezlerini aralıksız bombalıyor. Ayrıca rejimin sivil kurumları boşaltarak askerlerini konuşlandırdığı belirtiliyor... Rojhilat, şu an nasıl bir tabloyla karşı karşıya?
Evet, doğru. Rejim, askeri gücünü tüm sivil ve insani kurumlara konuşlandırmak istiyor. Bununla da askeri gücünü şehir merkezlerinde bırakmak ve korumak istiyor. Rejim savaş suçları işliyor. Sivil ve halk kurumlarını canlı kalkan olarak kullanıyor. Bu da krizi daha da derinleştirecek ve halkın büyük zararlar görmesine neden olacak. Halkın, rejimin şehirleri militarize etme ve güçlerini konuşlandırmasına izin vermemesi noktasındaki tutumu çok önemlidir. Şu anda İran ve Rojhilat’taki tüm şehirlerde böylesi bir durum söz konusu. Şehirler militarize ediliyor. Ağır savaş koşullarında bile halka baskı kuruyor. Her sokağın başına Besic ve Devrim Muhafızları’nı konuşlandırıyor.
Halkın her hareketini ve eylemini gözetim altına alıyor, hayatı onlara zehir ediyor. Bu rejim, son anlarını yaşıyor ve giderken bile acısını halktan çıkarmak istiyor. Öte yandan, savaş durumu var ve halkımızın da buna göre örgütlenmesi gerekiyor. Özellikle savunma ve sağlık komiteleri çok önemli. Birbirinin yardımına koşmalı ve birbirine sahip çıkmalı. Başka güçlerin şehirlerinizi işgal etmesine izin vermeyin; onları mahalle ve sokaklarınızdan kovun.
Son olarak gözleri Rojhilat'ta ve İran'da olan tüm Kürt halkına ve dostlarına mesajınız ne olur?
Rojhilatê Kurdistan, en zorlu zamanlarda Kürdistan’ın diğer parçasındaki halkımızın yardımına koştu. Kürdistan’ın diğer parçaları da bu hassas süreçte Rojhilat’ın yanında olmalı. Kürdistan’ın hem maddi hem manevi açıdan birliği önemlidir ve bunun daha da güçlendirilmesi gerekir. Şüphesiz, Kürdistan’ın bir parçasındaki en ufak değişim diğer parçaları da etkiliyor. Rojhilat, “Jin, Jiyan, Azadî” devrimi sürecinde. Bu devrim, Kürdistan’ın tüm parçalarının mücadelesi ve emeğinin ürünüdür. Özcesi, “Jin, Jiyan, Azadî” devrimine sahip çıkmak emeğe de sahip çıkmak demektir. Hepimiz milyonlarca bedende yaşayan tek ruhuz. Kaderimiz bir.














