Yoldaşımız Bernd...

Dosya Haberleri —

Bernd Ruprecht

Bernd Ruprecht

  • Bernd, Wolfgang ve Annett’in ısrarla çabalayarak sürdürdüğü o küçük komün, zamanla bir nevi 'akademiye' dönüştü. Özgürlük Hareketi etrafında oluşan dayanışma ağı, çoğalan dostlar ve enternasyonal arkadaşlar için bu öğreti bir mihenk taşıdır. İyi ki, Bernd ile yoldaşlık yaptık.

Bernd Ruprecht'in anısına

Kürdistan Report dergisinin uzun yıllar editörlüğünü yapan ve Kürdistan Enformasyon Merkezi (ISKU) yayın kurulu üyesi olan Bernd Ruprecht, uzun ve ağır bir hastalığın ardından 10 Nisan'da Berlin’de yaşamını yitirdi. 1957 yılında Kiel’de doğan Bernd, gençlik yıllarını Bielefeld kentinde geçirdi. O yıllarda sol, sosyalist ve devrimci düşüncelerle tanışarak politik bir kimlik kazandı; bunda arkadaşları belirleyici bir rol oynadı. 1980’li yıllarda Bielefeld’de Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışması, onu sadık, enternasyonalist bir devrimci dosta ve arkadaşa dönüştürdü. Hareketin Almanca enformasyon çalışmalarına çok önemli katkılarda bulunan ve bu alanda arkadaşları ile bir akademi etkisi yaratan Bernd’i; özellikle 2000’li yıllardan itibaren birlikte çalıştığı arkadaşları, onun öğretilerini ve kendilerinde bıraktığı etki ve izleri kaleme aldılar.

DERVİŞ ÇİMEN

Bernd Ruprecht ile yolumuz 2000’li yıllarda, Almanya’da gerçekleştirilen coşkulu Newroz kutlamaları ve büyük festival meydanlarında kesişiyordu. Ben 2004 yılından itibaren Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) çalışmalarında yer almaya başlamıştım. Bunun sonucunda o büyük etkinliklerde stand açanken, hemen yanı başımızda ya da çok yakınımızda Informationstelle Kurdistan (ISKU) da standı açardı. O dönem YXK standında Almanca çıkan Ronahî dergisi başta olmak üzere Almanca ama ağırlıkla Türkçe kitaplar bulunurdu. Yaşar Kemal’den Bookchin’e, Wallerstein’dan Rosa Luxemburg’a, Fanon'dan Negri’ye, Galeano'dan ve Che Guevara’ya kadar uzanan geniş bir yelpazemiz vardı. Bu yazarların pek çoğu, 1999 yılında uluslararası bir komplo ile esir alınan Rêber Apo’nun esaret koşullarında okurken referans gösterdiği isimlerdi. Hüseyin Çelebi’nin "Mektuplar" kitabı ise olmazsa olmazlarımızdandı. Çünkü YXK onun etkisi ve izinde kurulmuştu. 80'li ve 90'lı yıllarda Almanya'da Özgürlük Hareketi ile tanışan tüm Alman dost ve arkadaşlarda Hüseyin'in etkisi vardı. Yani Özgürlük Hareketi'ni dışarıya ilk anlatanlarımızdan ve etkisi en belirgin olanımızdır...

Hüseyin Çelebi’nin izinde

Kürtlerin Almanya'da kendilerini ifade etme süreci her zaman zorlu geçti; özellikle 90'lı yıllar bu sürecin en sancılı dönemi oldu. Kuşkusuz bu sancının en derini, Kasım 1993'te yürürlüğe giren yasaklarla yaşandı. Bu baskı ortamına bir yanıt olarak, Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne dair bilgileri kamuoyuna ulaştırmak amacıyla 1994 yılında ISKU kuruldu. Kurum 1998'de Köln’e taşındığında Bernd de çalışmalara dahil oldu. Değişen zaman ve koşullar yeni ekipleri beraberinde getirse de temel amacına sadık kalan ISKU; Bernd ve Annett tarafından 1999'da önce Berlin’e, 2000’li yılların başında ise Hamburg’a taşındı. Bernd, Berlin’de kalmayı tercih etse de evinden yürüttüğü çalışmalarla Hamburg’daki yoldaşlarına her türlü desteği sunmaya devam etti.

ISKU standındaki arkadaşlar, Almanya'daki o kalabalık eylemlerde her daim farklı bir soluk, özgün bir duruş sergilerdi. Devrimci bir ısrarla enformasyon standını açar; 1982'den beri değişik periyotlarla yayınlanan Kürdistan Report dergisinin yeni sayılarını ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni anlatan -o dönem sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen- kitapları, az sayıda ilgi gösterene sunarlardı. Hafızamda yer eden kitapların bazıları şunlardı; "Licht am Horizont", "Im Dschungel der Städte, in den Bergen Kurdistans… Leben und Kampf von Andrea Wolf", Carla Solina’nın "Der Weg in die Berge" ve Abdullah Öcalan'ın AHİM savunmalarından oluşan "Gilgameschs Erben - Vom sumerischen Priesterstaat zur demokratischen Zivilisation". Elbette bu seçkiye zaman zaman dünya ilerici ve devrimci literatürünün Almanca baskıları da eşlik ederdi.+

Wolfgang, Annett ve Bernd

Zaman akıp geçerken çok şey değişti ama o standın arkasındaki güzel insanlar hiç değişmedi. Wolfgang Struwe, Annett Bender ve Bernd Ruprecht... Onlar, o dönem o küçük devrimci komünün sarsılmaz üçlüsüydü. Bugün güncel tartışmalarda anlatılan komünün, bir ihtiyacı karşılamak üzere bir grup insanın örgütlü çabası olduğundan ısrar ediyorlardı. Zaman zaman Agnes, Anja, Ellen, Monika, Micha ve Elmar gelip onlara omuz verirdi. Eğer büyük bir eylem varsa Robert, Beate, Eva ve Doris de mutlaka uğrar, standı ziyaret eder, gelenler ile sohbet ederlerdi. Bu grubun en belirgin ortak noktası, hayatlarına etki yapan Hüseyin Çelebi ve heval Ronahi yani Andrea Wolf'tur. Hüseyin ile bizzat tanışmamış olsalar da onun bıraktığı mücadele mirası tıpkı o dönemki YXK’liler gibi onları da derinden etkilemişti. Andrea Wolf ise bu mirası kuşanıp etkisini Kürdistan dağlarına kadar taşıyanların öncüsüydü. Tüm bu yürekleri birleştiren ise kuşkusuz Abdullah Öcalan’ın ideolojik fikirleriydi. Tüm bu arkadaşlarımız, sosyalizmin kapitalist saldırganlık ile gözden düşürülmeye çalışıldığı bir dönemde, Rêber Apo’nun demokratik sosyalizme dair mücadele ve perspektifinden etkilenmişlerdi.

“Gizli ve devrimci” ittifak

YXK ve ISKU, 2000’li yıllarda Almanya'da adı konulmamış, "gizli ve devrimci" bir ittifakın paydaşları gibiydi. Hareketin sesini öğrencilere ve dış kamuoyuna duyurmak için kısıtlı imkânlarla, fakat devasa bir inançla çalışıyorlardı. Wolfgang, Annett ve Bernd, YXK'li arkadaşlar için devrimci kültürün yaşayan birer timsaliydiler. Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin dostlarının kalesi Hamburg’da durmaksızın çabalıyor ve üretiyorlardı. Bernd, bu "gizli" ittifakın en sessiz ama en çalışkan üyesiydi. Az konuşur, çok iş yapardı. Sessizliği mütevazılığındandı; kimseyi incitmeyen, dingin bir ruh hali vardı.

2004-2010 yılları arasında YXK’de çalışırken ISKU bizim için güvenli bir limandı. Orada soluklanır, Özgürlük Hareketi’ni dünyaya ve kamuoyuna anlatmanın yolları üzerine uzun tartışmalar yürütürdük. Wolfgang burada en tecrübeli olanımızdı. 90’lı yıllardaki enformasyon çalışmalarına kıyasla 2000’lerde bir nebze zayıflamış olsa da ISKU; Kürdistan Report, haftalık "Nûçe" bülteni ve web sitesindeki günlük çevirilerle bu boşluğu tek başına dolduruyordu. Bu devasa emeğin mutfağında Bernd’in çabası daimiydi ve bu bir hazineydi. Bu anlamda, Almanca yayınlar için yapılan 'Hareketin editörü' tanımı ona çok yakışıyordu. Bazı öğrenci arkadaşlar, ISKU'nun önemli çeviri çalışmalarına destek sunuyordu. Hatta Wolfgang ve Bernd, bunun neden daha örgütlü yapılmadığını eleştiriyor ve duruma anlam veremiyorlardı. Fakat çabalarının bir gün sonuç vereceğini de biliyor ve ısrar ediyorlardı.

ISKU’nun öğretisi…

2010 yılında bir grup arkadaşla Civaka Azad - Kurdisches Zentrum für Öffentlichkeitsarbeit (Kürtlerin Kamuoyu Çalışma Merkezi) çalışma merkezini Frankfurt'ta oluşturduğumuzda, ISKU artık sadece bir liman değil, bizim için bir deryaya dönüştü. O dönemki çalışmalarımızın uluslararası yankısı, bu yazının konusu değil belki ama ISKU’daki arkadaşlarımızın katkısı çok önemli. Artık haberlerin ötesine geçerek röportajlar, günlük basın bültenleri, analiz ve yorumlar hazırlıyor; başta basın ve siyaset olmak üzere kamuoyunu yoğun bir biçimde bilgilendiriyorduk. O dönemde, Civaka Azad çalışmaları aracılığı ile Rêber Apo’nun Demokratik Konfederalizm, Demokratik Ulus ve Demokratik Özerklik gibi konularını Almancaya çevirip yansıtmanın yanı sıra; Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigma ile 2012’de gerçekleşen Rojava Devrimi’ni -özellikle de o yıllarda Türkiye ile PKK arasında yürütülen 'Çözüm Süreci' bağlamında- Almanya siyasetine ve kamuoyuna aktarırken ISKU bünyesindeki arkadaşlardan önemli bir destek alıyorduk. Öyle ki, yıllarca bizi takip eden Alman bir gazeteci hayretler içinde, "Yazılarınızda tek bir hata yok, bu kadar düzgün bir Almancayı kim yazıyor?" diye sormuştu. İşte o mükemmelliğin ardındaki görünmez kahramanlar Bernd ve Wolfgang’dı. Almanca bilmek ile o dilde edebi, siyasi ve vurucu yazmak arasındaki o ince çizgiyi biz onlardan öğrendik. Bunu Bernd hayattayken ona yeterince söyleyememiş olmanın burukluğunu şimdi daha çok yaşıyorum.

Kürdistan Report ve Bernd…

2010-2015 yılları arasında Kürdistan Report dergisinin yayın kurulu toplantılarına katılıyordum. İki ayda bir yaptığımız toplantılara en geç gelenimiz Bernd oluyordu. Çünkü ciğerlerindeki hastalık, bol merdivenli buluşma yerimizde basamakları çıkmasını zorlaştırıyordu. Geldiğinde nefesi tükenmişçesine dakikalarca zorluk çekerdi. Biz bu durumuna üzülürken, o hiçbir şey olmamış gibi, 'Haydi başlayın' derdi.

Sessiz, mütevazı ve saygılı arkadaşımız Bernd’in sağlığı 2010’lu yıllardan itibaren kötüleşmeye başlamıştı. Ancak o, buna rağmen son yıllara kadar Hamburg'da ISKU merkezinde Wolfgang ve Annett’e Kürdistan Report dergisini çıkarmakta ve çevirileri düzeltmeye destek olmaktan geri durmadı. Onun bu 'sözsüz' desteği; öğrenci çalışmalarından gelen ve bugün de yürütülen kamuoyu çalışmalarına önemli katkılar sunmaya devam eden Mako ve Ali başta olmak üzere, hepimizin ona olan saygısını katlayarak artırdı. O eski 'gizli ittifak' artık yerini açık, daha da büyümüş ve genişlemiş bir yoldaşlığa bırakmıştı.

Dostluk akademisi…

Bugün belki Newrozlarda ve festivallerde o eski ISKU standı yok, ancak onların ilmek ilmek ördüğü o dostluk ve arkadaşlık köprüsü sayesinde, artık meydanlarda birçok kurum tarafından sunulan Almanca, İngilizce ve diğer dillerdeki materyallerle binlerce dostumuzla buluşuyoruz. Bernd, Wolfgang ve Annett’in ısrarla çabalayarak sürdürdüğü o küçük komün, zamanla bir nevi 'akademiye' dönüştü. Bugün farklı dillerde yürütülen enformasyon çalışmalarının, yayımlanan onlarca kitabın ve çeşitli faaliyetlerin temelinde o komünün ve okulun öğretileri vardır. Özgürlük Hareketi etrafında oluşan dayanışma ağı, çoğalan dostlar ve enternasyonal arkadaşlar için bu öğreti bir mihenk taşıdır.

Bernd, son yıllarına kadar Kürdistan Report başta olmak üzere pek çok çalışmanın editörlüğünü üstlenerek bu mirasın bugünlere taşınmasını ve yeni meyveler vermesini sağlayanlardandı. O, böyle yaşamayı ve üretmeyi bir zorunluluk olarak değil, bilinçli bir sosyalist devrimcinin tercihi olarak görüyordu. Bir devrimci için asıl olan, ne kadar yaşadığı değil, ardında bıraktığı izin derinliğidir. Bernd, bu izin mimarlarından olan arkadaşımız ve öğretmenimiz. İyi ki, Bernd ile arkadaşlık ve yoldaşlık yaptık. Onu tanıyanlara ve birlikte çalışan herkese selam olsun.

* * *

 

Seni çok özleyeceğiz Bernd

Kurdistan Report için her bir makaleyi çok dikkatle incelerdi, hele ki çeviri söz konusuysa, mükemmeliyetçiydi. Gönüllü olarak yaptığı bu işin değeri paha biçilmezdi. Kurdistan Report neredeyse hiç imla ve dilbilgisi hatası olmadan çıkardı... Seni çok özleyeceğiz, arkadaşım Bernd.

MAKO QOÇGİRÎ

Uzun bir hastalıktan sonra arkadaşımız Bernd'i kaybettik. Sonunda o kendisi bizden ayrılmaya karar verdi. Bu da biraz Bernd'e özgü bir şeydi. Hayatını nasıl sürdüreceği, günlerini nasıl geçireceği, işini nasıl yapacağı konusunda kendi fikirleri vardı. Kimsenin lafına da bakmazdı. İşte sonunda da, hayat destek ünitelerine bağlı olarak varlığını sürdürmemeye karar verdi. Böylece aramızdan ayrıldı.

Onunla son temasım kısa bir telefon konuşmasıydı. Bir arkadaş kaldığı bakım evinde onu ziyaret etmek istiyordu, ben de Bernd'i arayıp ziyaretten haberdar edeyim dedim. Konuşmanın sonunda Bernd, "senin taraf daha sakin olduğunda sen de uğrarsın" dedi. Ama bir daha nasip olmadı.

Ne yazık ki Bernd'i ondan önceki yıllarda da pek ziyaret etmemiştim. Hep erteledim durdum. Bir şekilde onu ziyaret etme fikri bile bana stresli geliyordu. Bernd'le ne konuşacaktım? O da benim gibi pek konuşkan biri değildi. Hiçbir şey, o içinden ne diyeceğini bilemediğin ve aynı zamanda o rahatsız edici sessizliği bozmak için bir şey söyleme baskısı hissettiğin anlardan daha ağır gelmez insana. Bernd'i ziyaret ettiğimde böyle anların yaşanma ihtimali bana çok gerçekçi geliyordu. Bu yüzden mümkün olduğunca kaçındım. Onunla yaptığım son konuşma, içimde ‘bir kez daha denemeli miyim?’ sorusunu uyandırdı. Ama bir daha fırsat çıkmadı.

Tanışma sürecimiz…

Bernd'le Hamburg'da tanıştım. Üniversite için bir staj yapmam gerekiyordu ve bunu Kürdistan Enformasyon Ofisi ISKU'da yapmaya karar verdim. Bernd, Wolfgang'la birlikte, ISKU'nun ofisinde hazırlanan Kurdistan Report'un yazı işleri çekirdek ekibindeydi. Bu staj benim için aynı zamanda Kurdistan Report'ta yer almaya başladığım andı.

Report bana çok şey ifade ediyordu. Kendimi bulma sürecimin başında, Kürdistan'daki olayları düzenli olarak Almanca aktaran pek az yayından biriydi. Benim için bu kadar önemli olan bir derginin, ISKU'nun pek de büyük olmayan ofislerinde, bu iki insanın çalışması sayesinde hazırlanması beni çok şaşırtmıştı. Burada yer alma sorumluluğunu daha da güçlü hissettim. O tarihten sonra düzenli olarak iki ayda bir, bir-iki haftalığına Hamburg'a gider, yazı işleri çalışmalarının en hararetli döneminde katkı sunmaya çalışırdım.

İşte Bernd'le böyle tanıştım. Yani, tanışmak fazla iddialı olabilir. İkimiz de birbirimize pek az laf ederdik. Bunun nedeni birbirimizden hoşlanmamamız ya da aramızda bir sorun olması değildi. Tam tersine. Herhalde ikimiz de sessiz, biraz çekingen insanlardık. Ve bu açıdan birbirine çok benzeyen iki insan bir araya geldiğinde, bazen ortaya pek fazla iletişim çıkmıyor.

Bir de Bernd'ün benden tamamen farklı bir çalışma ritmi vardı. Ben ISKU ofisinde dokuzdan beşe kadar takılırken, Bernd çoğunlukla öğleden sonra gelir, buna karşılık bütün gece çalışırdı. Ofis kendine kalınca, muhtemelen daha rahat ediyordu. Bazen ertesi sabah onu hâlâ monitörün başında otururken görürdüm. Ve bizzat orada olmadığı zamanlarda, bana adeta ev ödevi misali, e-posta hesabıma notlar bırakırdı.

Kurdistan Report için her bir makaleyi çok dikkatle incelerdi, hele ki çeviri söz konusuysa. Benimle, orijinali Türkçe kaleme alınmış yazılar konusunda temas kurardı. Yorum kısmında, çevrilmiş metinlere onlarca soru veya alternatif ifade iliştirir, bunları aslıyla karşılaştırmamı isterdi. Bu benim için hiç kolay bir iş değildi; zira Bernd’in düzeltmelerini çoğu zaman ben bile anlamazdım, çünkü bana çevirinin birebir aynısı gibi gelirdi. Ama çabucak fark ettim ki, Bernd mükemmeliyetçiydi. Gönüllü olarak yaptığı bu işin değeri paha biçilmezdi. Kurdistan Report neredeyse hiç imla ve dilbilgisi hatası olmadan çıkardı ve bu sadece ona bağlı değildi elbette, ama büyük ölçüde Bernd’in sayesindeydi.

Hamburg'daki ziyaretlerim sırasında Bernd'le zaman zaman sosyal anlar da olurdu. Bir işgününün ardından bir Portekiz lokantasına ya da İtalyan restoranına gittiğimizde, hatta birlikte kanal boyunda takıldığımızda. Bu anlar genellikle Kurdistan Report'un ilgili sayısı bitmeye yakın olurdu. Düzeltmeler ve alternatif çeviriler dışında başka şeyler konuşmak onunla tuhaf ama güzel geliyordu, her ne kadar Bernd kendisi hakkında hiçbir zaman pek bir şey anlatmasa da. Ama oradaydı ya, bu bile güzeldi.

Üstelik bu onun için küçük bir şey de değildi, çünkü Bernd'ün hastalığı yıllar içinde sinsi sinsi ilerliyordu. Nasıl giderek daha çabuk soluk soluğa kaldığını gördüm. Başlarda bizimle daha uzun mesafeler yürüyebiliyordu. Sonra bir ara, soluk alıp vermekte zorlanmadan ofisten ancak bir sonraki banliyö treni istasyonuna kadar gelebildi. Bir ara Berlin'deki evinde ona bir şey bırakmaya gittiğimde, kapıyı açmak için oturma odasından girişe kadar yürümüştü ve tamamen soluğu kesilmişti. Sanki bir kilometre boyunca sprint atmış gibi nefes alıyor, hissiyata göre sonsuz gibi gelen bir süre konuşamıyordu. Onu bu halde görmek çok içime oturmuştu. Bu ziyaretin üzerinden çok geçmeden Bernd, sağlığı artık el vermediği için Kurdistan Report'taki işini de bırakmak zorunda kaldı.

Sanırım birçoğumuz açısından Bernd’in bu hareket içindeki yeri ancak ölümünden sonra tam olarak anlaşıldı. Sessizdi, göze batmazdı, pek konuşmazdı ama Özgürlük Mücadelesi’nin istikrarlı, sorumluluk sahibi ve sadık bir parçasıydı. Fazla dikkat çekmeden, öne çıkmadan onlarca yıl boyunca katkısını sundu. Bernd sadece oradaydı ve önemli bir iş yapıyordu.

Bernd’in Berlin-Kreuzberg'deki evinin yakınlarında bir ara meyan kökü şekeri (Lakritz) dükkanı açılmıştı. Bernd, Kurdistan Report'ta uzun süre birlikte çalıştığı bir arkadaşının meyan kökü şekerini çok sevdiğini biliyordu. Bir gün, bir yazı işleri toplantısında elinde daha büyük miktarda meyan kökü şekeriyle göründü ve benden bu arkadaşa göndermemi istedi. Muhtemelen yıllardır görmemişti ama onun meyan kökü sevgisini unutmamıştı. Bernd bunu benden istediğinde gülümsedim, çünkü bunu çok güzel bir jest olarak gördüm. Ve tabii ki dileğini yerine getirdim.

Bernd de buydu işte.

Seni çok özleyeceğiz, arkadaşım Bernd.

* * *

Bitmeyen bir emek temsilcisi

  • Herhalde her devrimde böyledir; asıl dayanaklar - Bernd gibi - görünmeyen emekçilerdir. Onun çalışma ahlakı ve prensibi “az laf ama bitmeyen bir emek” üzerine kuruluydu. Bernd, emperyalizme ve kapitalizme karşı savaşımızda yaşayacak olan yoldaşlardan biri olarak.

ALİ ÇİÇEK

Hayatımız boyunca sadece görüp geçtiğimiz değil, gerçekten karşılaştığımız, tanış olduğumuz birçok insanla tanışırız.

Bernd, benim sadece görüp geçmediğim, gerçekten tanıdığım insanlardan biriydi. Onun anısına birkaç içten söz yazmak istiyorum.

Bernd'le tanışmam, 18 yaşımda ve Kurdistan Report'un yazı işlerinde çalışmaya başladığım zamana rastlar. Onu ilk kez Hamburg'daki Kürdistan Enformasyon Ofisi'nin (ISKU) binasında gördüm.

Şimdi onu düşünüp o günleri hatırladığımda, yine masasında ona özgün duruşuyla oturuşu canlandı gözümde. Durmaksızın çalışıyor. Kurdistan Report'ta çalışırken hep karşılıklı otururduk. O zamanlar Bernd zaten ciddi biçimde hastaydı ve bitkindi. Ama bu, gece geç saatlere kadar çalışmasına, tüm dikkatini ve enerjisini yazılarımıza ve çevirileri düzeltmeye adamasına engel değildi. Gece saatlerine kadar çalışır, çoğu zaman ofisten son çıkan kişi olurdu.

Bernd için yazılan bir başsağlığı mesajında geçen Almanca yayınları için “hareketin editörü” ifadesi bence son derece yerinde bir tanım. En küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmaz ve her zaman en isabetli ifadeyi bulurdu. Hepimiz hemfikirdik ve bilirdik ki: Bernd bir metnin üzerine eğildiyse, o metin neredeyse hatasızdır.

Hastalığı nedeniyle işten ayrıldığında, yokluğu sadece ofis ortamında değil, metinlerde de kendini hissettirdi. Fark edilmeden sızan küçük hatalar - ki Bernd onları mutlaka yakalardı - onun yokluğunu daha da somut kılıyordu.

Bernd'in bir öğrencisi olarak, onun sadece “küçük ayrıntılara” olan bakış açısını değil, aynı zamanda sakinliğini ve direncini de deneyimlemek ve gözlemlemek benim için çok ilham vericiydi. Kürdistan devriminin politik gelişmelerini ve fikirlerini Almanya'daki okurlara ulaştırmada önemli bir rol oynadı.

Herhalde her devrimde böyledir; asıl dayanaklar - Bernd gibi - görünmeyen emekçilerdir. Onun çalışma ahlakı ve dolayısıyla prensibi “az laf ama bitmeyen bir emek” üzerine kuruluydu.

Bernd'in ölümüyle yalnızca ben değil, Kürdistan Özgürlük Hareketi de sadık ve güvenilir bir dostunu yitirdi.

Yine de şunu vurgulamak isterim: Bernd - tüm çabası, durmaksızın verdiği emek, kendine özgü çalışma tarzı ve en küçük ayrıntıları bile atlamayan keskin bakışıyla - son otuz yılın onlarca Kurdistan Report sayısında, kitap ve broşüründe yaşamaya devam ediyor.

Binlerce insanın elinde olan ve aydınlanmaya katkı sunan bu yayınlardaki her kelime, her cümle, Bernd'in gözlerinin denetiminden geçmiş ve onun ellerinin izini taşır.

Bu anlamda Bernd yaşıyor; Hüseyin Çelebi ve Kasım Engin gibi, hepsi Kurdistan Report yayın kurulunun birer parçası olan ve özgür bir Kürdistan, demokratik bir Ortadoğu mücadelemizde, emperyalizme ve kapitalizme karşı savaşımızda yaşayacak olan yoldaşlardan biri olarak.

* * *

Anma ve tören

Bernd Ruprecht için 16 Mayıs günü saat 17.00’de Berlin’deki Nav-Berlin merkezinde bir anma etkinliği düzenlenecek. Bernd, bu etkinlikten bir gün sonra, 17 Mayıs saat 13.00’te yapılacak cenaze töreninin ardından Oderaue/Neuwustrow Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.