Depo işçileri itirazında ısrarlı

- Zam taleplerinin karşılanmaması üzerine 23 Ocak’tan bu yana eylemde olan Migros depo işçileri, üzerlerine devlet güçleri salınmasına rağmen haklarının verilmesi için direnişte ısrar ediyor.
Migros'u da bünyesinde barından Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın İstanbul Beykoz’daki villasının önünde bir kez daha toplana işçilerin üzerine Türk polisi salındı. Migros yönetimi, eylemlere katılan çalışanları cezalandırıyor ve şimdiye kadar yaklaşık 350 kişi işten çıkarıldı.
Migros depo işçilerinin eylemleri, 10 ilde 12 depoda sürüyor. Yaklaşık 5 bin işçi direnişte. Migros depo işçileri, Migros'un asgari ücretin yüzde 1 üstünde olan zam teklifini kabul etmeyerek, Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) üyesi olduktan sonra greve çıktı. 23 Ocak'ta İstanbul, İzmir ve başka illerde greve çıkan işçilerin direnişi, net yüzde 50 ücret zammı, vergi yükünün işveren tarafından karşılanması, taşeron sistemine son verilmesi gibi taleplerle sürüyor.
9 aylık kârı 5,6 milyar
Türkiye genelinde taşeron işçilerle birlikte yaklaşık 63 bin çalışanı olan Migros, henüz 2025 bilançosunu açıklamadı. Ancak açıklanan ilk üç çeyrek verisine göre; Migros’un 9 aylık net kârı yaklaşık 5,6 milyar TL (yaklaşık 130 milyon dolar).
Migros yönetiminin, 26 Ocak’ta yaptığı açıklamaya göre; Migros’un Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı bildirimle 7 bin 875 işçi kadroya alındı. Açıklamadan birkaç gün sonra greve devam eden 141 işçi, Kod 49 ile işten çıkarıldı. Kod 49, bir işçinin kendisine verilen görevleri kasıtlı olarak yapmamakta ısrar etmesi olarak tanımlanıyor. Bu kodla işten çıkarılan işçiler, hem kıdem ve ihbar tazminatı haklarından mahrum bırakılıyor hem de işsizlik maaşı alma imkanını kaybediyor.
Patronun villasının önünde
DGD-SEN öncülüğünde yürütülen grev, 31 Ocak’ta Migros’un da içinde bulunduğu Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın evinin önüne taşındı. Sendikanın çağrısıyla Özilhan’ın evinin önünde toplanan kalabalık polisin sert müdahalesi ve içlerinde Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu’nun da bulunduğu 100’e yakın gözaltıyla sonuçlandı. İşçiler serbest bırakılırken, Aksu hakkında mevcutlu kararı verildi. Adliyeye sevk edilen Aksu, ertesi gün Beykoz Adliyesi’nden serbest bırakıldı. Aksu, serbest bırakıldıktan sonra “Burada konuşulması gereken bütün yoksulları sefalete, çürümeye iten düzeni sorgulamaya iten Migros depo işçileridir. Tuncay Özilhan 9.5 milyar kar etti, 500 milyonunu işçilerle paylaşsa, sorun çözülür ama bir kuruş paylaşmak istemiyor holdingler” ifadelerini kullandı.
Dün de polis saldırdı
İşçiler dün bir kez daha villanın önündeydi. Eylem sırasında Beykoz Kaymakamlığı, ilçe sınırları içinde bir saat içinde toplanma, gösteri ve yürüyüşleri yasaklayan bir karar aldı. Karara tepki gösteren işçiler, yasağın keyfi biçimde ve patron talimatıyla alındığını savunarak alanı terk etmeyi reddetti. Bunun üzerine polis, eylem alanını ablukaya aldı. Çok sayıda polis aracı bölgeye sevk edilirken, basın mensupları da alandan çıkarıldı. Ablukanın ardından gözaltı işlemleri başlatıldı.
Daha önce de aynı noktada gözaltına alınan Migros depo işçileri, şirketin sıkça kullandığı “Biz bir aileyiz” söylemine atıf yaparak, “Yeniden aile evine geldik” ifadelerini kullandı. Eylem boyunca “İşçiler açken patronlara huzur yok” sloganı atıldı.
Sendika başkanı gözaltına alındı
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, eylem alanında yaptığı konuşmada, binlerce işçinin geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, şunları söyledi: “10 ilde, 12 depoda yaklaşık 5 bin işçi çalışıyor. Sesimizi duyurmak istediğimizde karşımıza polis barikatı çıkıyor. İşçi üç kuruş daha fazla kazanmasın diye mi bu müdahale? Kira geliyor, faturalar geliyor. Çocuğuna bir öğün beslenme koyamayan işçiler var.”
Eylemi engelleyen polis DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve çok sayıda işçiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
DEM Parti’den saldırıya tepki
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, işçilere yönelik polis saldırısına tepki gösterdi. Taşeron çalışmaya ve sendikasızlaştırmaya karşı direnen emekçilerin yanında olduklarını belirten Temelli, “İnsanca ücret isteyen işçiye yüzde 28 zam, itiraz edene ise polis şiddeti ve ters kelepçe düşüyor” dedi. Temelli, şunları ifade etti: "DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve işçi kardeşlerimize yönelik bu saldırı, sermayenin ve emrindeki şiddetin acziyetidir. Migros emekçilerinden yükselen ses, sömürü düzenine karşı bir itirazdır. Bu direniş, emeğin siyasetini kurma ve sömürü çarkına dur deme iradesidir. DSD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve işçileri derhal serbest bırakın!"
Haklarımızı alana kadar direneceğiz
Bu arada İzmir Torbalı'da bulunan Migros deposu önünde hakları için direnen işçilerden Ali Şimşek, taleplerine dair konuştu. Greve çıkma sürecine dair bilgi veren Ali Şimşek, "Müdürler yanımıza geldi. Yüzde 28'lik bir zam teklifi yapıldı. Devletin yüzde 27'lik zammına ek yüzde 1 zam verildi. Buna karşı tüm arkadaşlarla karar alıp direniş başlattık. Bu zammı kabul etmediğimizi söyledik. Bunun üzerine Torbalı'da 300'e yakın arkadaşımız greve dahil oldu. Sonraki süreçte kırılmalar başladı. Vardiya amirleri, müdürler, müdür yardımcıları arkadaşlarımıza mobing uygulamaya başladı. Bazı arkadaşlarımız işlerine geri döndü. Bizler 70-80 kişi işten atıldık" dedi.
Taleplerini sıralayan Şimşek, şunları söyledi: "İşten çıkarılan bütün arkadaşlarımızın işe geri dönüşü sağlansın. Bundan sonraki sürecin arkasındayız. Mücadelemizin arkasındayız. Dik duracağız. Haklarımızı alana kadar da direnmeye devam edeceğiz. Tüm medya mensuplarına, siyasetçilere, yazarlara sesleniyoruz; Haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Migros işçilerinin direnişine destek olmak amacıyla siyasi partiler ve gençlik örgütleri ilk günden beri Migros marketlerine boykot çağrısı yaparak marketlerde kasaların kilitlenmesini sağlıyor. İSTANBUL
* * *
Kuryelerin direnişi Meclis gündeminde
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Kolay Gelsin bünyesinde “Esnaf Kurye” modeliyle güvencesiz çalıştırılan arabalı kuryelerin başlattığı eylemi Meclis gündemine taşıdı.
Konukçu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sundu. İstanbul’da 3 Şubat’ta kontak kapatma eylemi başlatan ve Türkiye geneline yayan kuryeler; paket başına 35 TL + KDV ödeme, en az yüzde 27 ücret artışı, kaldırılan kıdem tazminatı, kalite primi ve yakıt desteğinin geri verilmesi, depolarda yaptırılan ayrıştırma işinin ayrıca ücretlendirilmesi, yıllık izin ücretinin bin TL’ye çıkarılması ve zamların 1 Ocak’tan itibaren geçerli sayılmasını talep ediyor.
Soru önergesinin gerekçesinde lojistik ve dağıtım sektöründe taşeronlaşma, güvencesiz çalışma ve performans baskısının yaygınlaştığına dikkat çeken Konukçu, Kolay Gelsin kuryelerinin eyleminin bu yapısal sorunun somut bir sonucu olduğunu kaydetti. Konukçu, “Kendi işinin patronu” söylemiyle sunulan “Esnaf Kurye” modelinin fiilen işçileri iş hukuku korumasından mahrum bıraktığını belirterek, paket başı ücretlerin geçim koşulları karşısında yetersiz kaldığını, kıdem, kalite primi ve yakıt desteği gibi kazanılmış hakların geri alındığını, depo içinde yaptırılan ayrıştırma işinin karşılıksız biçimde dayatıldığını ifade etti.
Konukçu, Kolay Gelsin kuryelerinin eylemini Migros, BİM ve A101 depo işçilerinin devam eden direnişleriyle birlikte değerlendirerek, sorunun münferit olmadığını söyledi. Lojistik ve perakende sektöründe yüksek kârlar elde edilirken işçilere açlık sınırının altında ücretler ve angarya çalışma koşullarının dayatıldığını belirtti. Açıklanan zam oranlarının ‘hiper enflasyon’ karşısında gerçek bir ücret artışı sağlamadığını vurgulayan Konukçu, yakıt giderleri ve artan performans baskısının iş kazası risklerini artırarak kuryelerin can güvenliğini tehdit ettiğini kaydeden Konukçu'nun 10 sorusunda bazıları şöyle:
* Bakanlığın bir taban fiyat uygulaması planı olup olmadığı,
* Kolay Gelsin’de paket başına 35 TL + KDV ücretin taban fiyat olarak belirlenmesine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığı,
* Kaldırılan kıdem, kalite primi ve yakıt desteğinin “kazanılmış hak” kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği,
* Ücretlendirilmeyen ayrıştırma işinin Anayasa’daki “angarya yasağı” kapsamında denetlenip denetlenmeyeceği,
* “Esnaf Kurye” modeliyle çalışan emekçilerin iş hukuku korumasına alınmasına yönelik bir yasal düzenleme planı bulunup bulunmadığı.
Konukçu, sosyal devlet ilkesi gereği kuryelerin insan onuruna yaraşır ücret ve güvenli çalışma koşullarına kavuşmasının kamusal bir zorunluluk olduğunu ekledi.
* * *
İşçi ücretleri ilk ayda 113 milyar lira eridi
DİSK-AR'a göre; yüksek enflasyon ve vergi kesintileri nedeniyle sigortalı işçilerin toplam kaybı sadece bir ayda 113 milyar lirayı aştı.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), şubat 2026 tarihli ücret kayıpları izleme raporunu yayımladı. Buna göre; enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerine ocak ayındaki toplam faturası en az 113 milyar 18 milyon lira olarak gerçekleşti. Bu devasa kaybın 41,5 milyar lirasını enflasyon kaynaklı erime oluştururken, gelir ve damga vergisi kesintilerinin faturası 71,6 milyar lira oldu. İşçilerin toplam enflasyon ve vergi kaybı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 oranında artış gösterdi.
İşçiler, Ocak'ın ortalama 7 gününü sadece vergi, kesinti ve enflasyon maliyetlerini karşılamak için çalıştı. Ortalama işçi ücretindeki bireysel kayıp kesintiler hariç sadece vergi ve enflasyon kaynaklı olarak 4 bin 882 lira olarak hesaplandı. Brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamada, işçinin 64 bin 163 liralık brüt ücreti daha cebine girmeden 16 bin 266 lira kayıp yaşadı.
2026 yılı için belirlenen asgari ücret de yüksek enflasyon karşısında korumasız kaldı. Ocak 2026’da net asgari ücretin alım gücü, enflasyon nedeniyle bin 359 lira azaldı. Brüt 33 bin 30 lira olan asgari ücrette kesinti, enflasyon ve kesintiler nedeniyle yaşanan toplam kayıp 6 bin 313 lirayı buldu. Böylece asgari ücretlinin reel net ücreti, 26 bin 717 liraya geriledi. Rapor, asgari ücretin yılın ilk ayında yüzde 19,1 oranında eridiğini ortaya koydu.
Asgari ücretin üzerinde kazanan işçiler, vergi dilimlerine daha hızlı girmeleri ve yüksek kesintiler nedeniyle daha büyük kayıplar yaşadı.
Bu arada DİSK, "Gelirde adalet vergide adalet ve insanca yaşanacak bir ücret" talebi ile Şişli Cevahir AVM önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Burada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının 1990’larda yüzde 50’nin altında olduğunu, 2000’li yıllarda yüzde 50’nin üzerine çıktığını ve 2026’da yüzde 65-68 seviyelerinin hedeflendiğini söyledi. “Bir ülkede dolaylı vergilerin oranı ne kadar yüksekse o ülkede vergi adaletsizliği o kadar büyüktür” diyen Çerkezoğlu, çarşıda pazarda herkesin aynı oranda ödediği bu vergilerin emekçiler üzerindeki yükü katladığını vurguladı. 2013-2025 döneminde ücretlilerden kesilen gelir vergisinin 5,2 trilyon liraya ulaştığını, buna karşılık şirketlerden alınan kurumlar vergisinin 3,6 trilyon lirada kaldığını hatırlatan Çerkezoğlu, “Türkiye patronlardan daha çok vergi veren emekçiler ülkesi haline getirildi” dedi.













