Devlet gözetiminde katliam

5 Ağustos 2020 Çarşamba - 22:33

  • Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu, Van Gölü’nde 61 mülteciye mezar olan teknenin batmadan önceki son görüntülerini paylaştı. Baronun tekne faciası raporunda, tespit ve çözüm önerilerine yer verildi. 

BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Kürdistan ve İran sınırındaki Van, özellikle Asya ve Ortadoğu ülkelerinden gelen mülteciler için önemli bir geçiş noktası. Binlerce insan donarak veya kırık dökük tekneler ve şişme botlarla Van Gölü’nü aşmaya çalışırken boğularak hayatını kaybediyor. En son olarak 27 Haziran’da mültecileri taşıyan teknenin batması sonucu 61 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Van’da yaşananların arka perdesini Gazeteci Adnan Bilen, Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Üyesi Avukat Mahmut Kaçan ve Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu avukatlarından Jîndar Uçar’a sorduk.

Sınırlar arasında işkence

Gazeteci Adnan Bilen, özellikle Pakistan, Afganistan ve İran’dan gelen mültecilerin çok ağır şartları göz önüne alarak Van’a ulaşmaya çalıştıklarını söyledi. Bilen, ”Bazen 45 gün süren bu yolculuklarda, geçiş yapılan ülkelerin askerleri tarafından yakalanıyor, işkence ve saldırılarına maruz kalıyorlar” dedi. Bilen, ”Van Gölü kıyısına ulaşan mülteciler buradan, yine insan tacirleri tarafından 20-30 kişi taşıma kapasitesine sahip teknelere 80-100’er kişilik gruplar şeklinde bindiriliyor. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir pazar” dedi. Van-İran sınırında neredeyse her gün mülteci geçişlerinin olduğunu belirten Adnan Bilen, devletin insan tacirlerinin kim olduğunu bilmemesinin ise imkansız olduğuna dikkat çekti. Bilen, ”Devlet, bildiği halde neden müdahale etmiyor, bu kişiler için neden cezasızlık politikası uygulanıyor?” diye sordu.

Teknede 80 kişi vardı

Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Üyesi Av. Mahmut Kaçan, 27 Haziran’da batan teknede sadece bir kişinin sağ kurtulduğunu, bu kişinin de insan taciri olması ihtimaliyle gözaltında tutulduğunu söyledi. Kaçan, gözaltında tutulan kişinin verdiği bilgiye göre; teknede 7’si kadın üçü çocuk toplam 80 kişinin bulunduğun tahmin edildiğini dile getirdi. Av. Mahmut Kaçan, çıkarılan 61 cenazeden 23’ünün tespit çalışmalarının devam ettiğini aktardı.

Görüştüklerinin, Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra Türk askerleri tarafından yakalandıklarını söylediğini belirten Kaçan, ”Mülteciler askerlerin üzerlerindeki kıyafet ve eşyaları aldıklarını, sonrasında İran tarafına zorla geçmek zorunda bıraktıklarını anlattı” dedi.

Devlet, önünü açıyor açıyor

Avukat Mahmut Kaçan da Türkiye’nin son yıllarda sınırda arttırdığı güvenliğe dikkat çekerek, ”İHA/SİHA’lar, yapılan kalekol-karakollar ile sınırda yoğun bir güvenlik tedbiri alındığı halde insan kaçakçılarının kullandığı rotalar da buna rağmen belirlenmiyor” dedi. Mülteci kaçakçılığının önlenmemesinin bir devlet politikası olabileceğine dikkat çeken Kaçan, bu geçişlerle özellikle Avrupa’ya yönelik mülteci ve göçmen geçişini kolaylaştırmanın hesabının yapılmış olabileceğini ifade etti.

Büyük katliamlara vardırıldı

Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu avukatlarından Jîndar Uçar ise uluslararası güçlerin Türkiye’ye yönelik yaptırımsız tutumunun mülteci katliamlarının önünü açtığını söyledi.  Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) 1997’de Van’da açtığı ofisin, 2018’de kapatıldığına dikkat çeken Jîndar Uçar, mülteci kabulüyle ilgili bütün yetkinin Van Göç İdaresi’ne bırakıldığına dikkat çekti. Mülteci başvurularının sonuçlanmasının yıllara yayıldığını, başvuruların askıda bırakıldığı vurgulayan Av. Uçar, ”Van bir transit geçiş noktası haline geldi. Bunun sonucu olarak da göçmen kaçakçıları bu işi büyük katliamlara vardırdıl” diye konuştu.

Ucuz iş gücü

Türkiye sermayesi ve üretim sektörünün ucuz iş gücü peşinde olduğunu kaydeden Av. Uçar, şunları ekledi: ”Sigortasız, uzun çalışma saatlerine, düşük ücrete katlanabilecek, buna mecbur ve muhtaç olan ucuz iş gücü peşinde. Mülteciler de tam da aradıkları bu kriterlere uygun ucuz bir iş gücü olarak görülüyor. Bu ucuz iş gücünü üretim sektörüne ‘göçmen kaçakçıları’ sağlıyor.”

Rapor açıklandı

Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu, 27 Haziran’da Van Gölü’nde yaşanan ve 61 mültecinin cansız bedenine ulaşılan tekne faciasına ilişkin hazırladığı raporunu açıkladı. Van Gölü’nde 61 mülteciye mezar olan teknenin batmadan önceki son görüntüleride paylaşıldı. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında raporu, Göç ve İltica Komisyonu adına Avukat Mahmut Kaçan açıkladı. Komisyonun toplantısına, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede,  Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık ve Van Tabip Odası yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Raporda tespit ve öneriler sıralandı. Bazı öneriler şöyle:

* Soruşturma, “kasten insan öldürme suçu” temelinde etkin, eksiksiz, süratli ve düzenli bir şekilde yürütülmelidir. 

* Hayatını kaybeden insanların sayısı, kimlikleri ve uyrukları tam olarak tespit edilip arama kurtarma faaliyetlerine duraksamaksızın devam edilmesi, kimlikleri tespit edilenlerin derhal ülkelerine ve ailelerine ulaştırılması gerekiyor. 

* Endrüstriye dönüşen, organize ve örgütlü olarak işlendiği açık olan göçmen kaçaklığı suçu ile mücadelede, yargının cezasızlık politikasına son verilmeli.

lBM Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceyi derhal kaldırılmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.