Devlet, katliamını örtbasla uğraşıyor

10 Ekim 2022 Pazartesi - 21:30

  •  7 Haziran seçimlerini kaybeden iktidarın, DAİŞ eliyle yaptığı Türkiye'deki en büyük siyasi katliamın üzerinden 7 yıl geçti. Örtbas etmek için çabasını esirgemeyen iktidar, ailelerin 72 aydır sürdürdüğü adalet mücadelesine yanıt vermezken, dünkü anmaya da saldırdı. 

 

Ankara’da 10 Ekim 2015'te Gar Meydanı’nda gerçekleştirilen “Barış ve demokrasi” mitingine DAİŞ eliyle yapılan saldırıda 104 kişi yaşamını yitirdi. Katliamın 7. yılında 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği tarafından gerçekleştirilen anmaya, HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, CHP, HDP ve TİP milletvekilleri, Türk Tabipler Birliği (TTB), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) yetkililerinin yanı sıra kurbanların aileleri katıldı. 

Polisten abluka ve engelleme

Anma öncesi katliamın gerçekleştiği Gar Meydanı’na çıkan tüm yollar polis tarafından ablukaya alındı. Tandoğan Meydanı’ndan alana girmeye çalışanlar ve gazeteciler, polisler tarafından engellenmeye çalışıldı. Polisler, aile yakınları haricinde alana girişlere izin verilmeyeceğini söyledi. Polis gazetecilerin de aralarında olduğu çok sayıda kişiye şiddet uygulayarak, alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Bu sırada tepki gösteren çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Aileler, Ankara Garı önüne doğru katledilenlerin fotoğraflarının olduğu pankartla yürüdü. Aileler ve yaralılar, “10 Ekim’i unutma unutturma”, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Katil IŞİD iş birlikçi AKP” sloganları attı. Saldırıda katledilenlerin isminin okunması ve “Yaşıyor” sloganının atılmasının ardından katliamın gerçekleştiği saat 10.04’te saygı duruşu yapıldı.

Tek başımıza yas tutmak istemiyoruz

Katliamın 7. yıl anmasında konuşan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci, “Her yıl burada acımıza saygı duyulması için emek harcayarak bu anmayı gerçekleştiriyoruz. Biz gerçek katiller yargılanıncaya kadar adalet demeye devam edeceğiz” dedi. Polisin anma öncesi tutumuna tepki gösteren Sakinci, şöyle devam etti: “Polis müdahalesiyle karşı karşıya kalarak 20'ye yakın gözaltı oldu. Canı yanan insanlar anma yapmak isterken dışarıda arkadaşlarımızın darp edildiği bir süreçte gerçek anma yapmış olmuyoruz. Biz tek başımıza yas tutmak istemiyoruz.”

Sorumlu siyasetçiler yargılanmalı

KESK Eşbaşkanı Şükran Kablan Yeşil, 7 Haziran- 1 Kasım döneminde iktidarın yürüttüğü politikayı hatırlatarak, “O dönem konuşmayanlar, bu katliama zemin hazırlayanlar bugün firari olan sanıklar veya tutuklu olanlar değildir sadece. Sorumlu siyasetçiler yargılanana kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise “10 Ekim’i kana bulayanları, azmettirenleri gerçek bir yargılama gerçekleşene kadar asla unutmayacağız. Bugün yine seçime gidilen süreçte hiç kimse katliamlardan, bombalardan medet ummasın. Aklınızdan bile geçirmeyin” diye konuştu. 

Açıklama sırasında sık sık “Faşizme karşı omuz omuza” sloganı atıldı.

İki elim yakanızda

Katledilen Korkmaz Tedik'in annesi Zöhre Tedik, “Bizlerin alana gelmesinden korkan bu sistem, düzen yıkılacaktır. Bu meydanda iki bomba patlatanlar da bizi bu meydana koymayanlardır. 'Korkmaz’ın annesiyim' diyorum, 5 yerde arıyor. Sen benim oğlumu katlet sonra sadece anmak için alana 'parça parça' diyor. Ben anneyim. 'Seni arayacağım' diyor. Söz, 104 canıma söz, biz katillerden hesap sorana kadar bu meydanlar dolacak. Nereye giderseniz gidin elimiz yakanızda” şeklinde konuştu.

Devlet gizlemek için uğraşıyor

TMMOB Başkanı Emin Koramaz da katliamın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen hesabının sorulduğunu ne de arkasındaki devlet güçlerinin açığa çıktığını hatırlatarak, şunları söyledi: "Devlet güçleri bu olayı karartmak, gizlemek için olağanüstü çaba sarf ediyor. 10 Ekim’de sorumluluğu olan herkes hesap verecek. 10 Ekim, insanlığın en yüce değeri olan emeğe, barışa, özgürlüğe karşı işlenmiş insanlık suçudur. Bu suçun sahiplerini ve ortaklarını affetmeyeceğiz.”

TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut ise emek, demokrasi mücadelesini yükseltmek ve devam ettirmenin görevleri olduğunu kaydederek, “Barışı savunuyoruz, savaş halk sağlığına zararlıdır. Elbette ki demokrasiyi savunacağız, diktatörlük halk sağlığına zararlıdır. Yaşam boyu mücadele edeceğiz, sorumlular yargılanıp, cezalandırılana kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.  

Temsili anıta karanfil

Yapılan konuşmaların ardından anma Gar Meydanı’nda bulunan temsili anıta karanfiller bırakılmasıyla sona erdi. Aileler çocuklarının fotoğraflarına dokunurken, bir kez daha mücadele sözü verdi.

 

 

*****

MGK'nin ardından katliam silsilesi!

AKP’nin Ekim 2014’te gerçekleştirdiği Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan kararlar, savaşa dönüleceğinin sinyalini verdi ve ihtimallere göre savaş hazırlıkları yapıldı. Bir yandan da AKP, 7 Haziran’ı önemli bir dönemeç olarak gördü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 400 vekil çağrısı yaparak, beklentisini ortaya koydu. Seçim öncesi HDP il ve ilçe örgütlerine, etkinliklerine yönelik saldırılar organize edildi. Çok sayıda saldırı ile gidilen 7 Haziran seçimlerinde katliam silsilesinin fitili ise HDP’nin Adana ve Mersin bürolarına eş zamanlı bombalı saldırılarla ateşlendi. DAİŞ’in Antep hücresinin hareketlendirdiği bu sürecin devamını, 5 Haziran’da Amed mitingi, 20 Temmuz Suruç Katliamı takip etti. 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olmayı kaybeden AKP, diyalog sürecini de sonlandırıldı. Başlayan çatışmalara karşı "Emek ve Demokrasi Güçleri" harekete geçti. Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) öncülüğünde 10 Ekim'de Ankara'da "Barış ve Demokrasi" mitingi tertip edildi. Çatışmalara karşı yükselen barış talebine KCK, 1 Kasım seçimleri öncesi tek taraflı çatışmasızlık kararı alacağını duyurarak, 10 Ekim günü ateşkesi ilan etti. Ancak hem halkın barış umudu hem de KCK’nin yeniden çözüme dair attığı adım, katliamla karşılık buldu. Ankara Gar Meydanı’nda gerçekleştirilen canlı bomba saldırısından 5 saat sonra kameraların karşısına geçen dönemin üç bakanı, güvenlik zafiyetinin olmadığını savundu. Dönemin Başbakan'ı Ahmet Davutoğlu, canlı bomba listesinin ellerinde olduğunu, ancak “Türkiye hukuk devleti olduğu için bu insanlar kendilerini patlatmadan bir şey yapılamayacağını” açıklıyordu. Davutoğlu, daha sonra seçim ile katliam arasındaki bağa da "Ankara'daki terör saldırısı sonrasında anket yaptık ve kamuoyunun nabzını tutuyoruz oylarımızda bir yükseliş trendi var” sözleriyle dikkat çekti. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise “Kalkıyorlar ‘Burayı DAEŞ yaptı, bilmem kim yaptı’ diyorlar. Bu tamamen kolektif bir terör eylemidir. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır” diyerek, katliamın DAİŞ tarafından yapılmadığını savundu. Öte yandan katliam ardından açılan soruşturmada ve görülen davada DAİŞ hücrelerinin polis, jandarma ile ilişkileri, ellerini kollarını sallayarak, Ankara’ya geldikleri ortaya çıktı. Katliam döneminin başbakanı Ahmet Davutoğlu, AKP ile anlaşmazlıkları ardından ise 23 Ağustos 2019’da Sakarya’daki konuşmasında, “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olacaktır” dedi. Davutoğlu’na yaşananları açıklaması yönünde çağrılar yapılsa da bugün muhalefette olmasına rağmen katliamda yakınlarını kaybedenlerin açıkla çağrılarına karşı ise sessizliğini koruyor.

 

*****

Anıt kararı uygulanmıyor

Katliam kurbanlarının anısına dikilmek istenen anıt, devlet bürokrasisi tarafından engelleniyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB), geçen yıl Gar önüne dikmek üzere temin ettiği 103 ağaç, 9 Ekim gecesi Ankara Valiliği tarafından "izin olmadığı" gerekçesiyle engellendi. Bu yıl yeniden dikilmek istenen anıt, Valiliğe Bağlı Çevre Koruma Kurulu tarafından “Tarihi Ankara Garı’nın siluetini engellediği” gerekçesiyle yeniden engellendi. Katliamda oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden ve kurulan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nde yönetici olan Erdoğan Tedik, şunları söyledi: “Biz 103 insana söz verdik.  Onların yere düşen bayraklarını kaldıracak, pankartlarını daha yükseklere asacağız. Anıtın yapılması konusunda da AİHM'e gidene kadar tüm kanalları zorlayacağız. Aileler olarak yürekli avukatlarımızla birlikte bu işin peşindeyiz. O alanı bugün değilse yarın barış ve demokrasi alanı yaptıracağız. Sözümüz var, sözümüzün arkasındayız. Oraya mutlaka bir anıt dikeceğiz.”

Türkiye'nin pek çok yerinde patlatılan bombaların seçim kazanmaya, kitlenin gözünü korkutmaya ve gözdağı vermeye yönelik olduğunu ifade eden Tedik, bombaların patlatılacağının herkes tarafından bilindiğini yineledi. Buna rağmen önlemlerin alınmadığını vurgulayan Tedik, “Bizim çocuklarımız göz göre göre katledildi. Bu davada adalet mücadelesinin peşini bırakmayacağız. O salonu her zaman dolduracağız, daha güçlü eylemler, etkinlikler yapacağız, yine anıt için görüşeceğiz. Bu eylemi düzenleyen emek ve demokrasi örgütleriyle birlikte anıt için her türlü mücadeleyi vereceğiz” diye konuştu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve 10 Ekim-Der, ailelerin talebi üzerine, Gar Meydanı’nda inşa edilmek üzere 10 Ekim Anıtı yarışması düzenledi. Yarışmada, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına Ankara Garı önüne 103 ağacın dikilmesi ve dikilen ağaçlar büyüdükçe açılan bronz bir heykelle sarılmasını öngören proje kararlaştırılmıştı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.