Diktatör Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti

Forum Haberleri —

15 Temmuz 2021 Perşembe - 23:00

  • Seçimlerde belirleyici rol oynayan Kürt oylarına talip olanlar bundan sonra da Diyarbakır’da podyuma çıkacaklar. Kürt halkına düşman siyasetçiler Diyarbakır meydanında atıp tutacaklar.

ŞÜKRÜ GEDİK

Türkiye artık seçim havasına girmiştir. Resmen startı verilmese de fiilen seçim propagandalarına başlanmıştır. Diktatörün Diyarbakır çıkarması da bunun en somut örneğidir. Diyarbakır’da verilen mesajlar bir nevi seçim stratejisinin belirlenmesi anlamına gelmektedir. Diyarbakır ziyaretini seçimin ilk ısınma turu olarak görmek gerekir. Seçimlerde belirleyici rol oynayan Kürt oylarına talip olanlar bundan sonra da Diyarbakır’da podyuma çıkacaklar. Kürt halkına düşman siyasetçiler Diyarbakır meydanında atıp tutacaklar. Kim bilir Diyarbakır halkı şahsında Kürt halkı daha ne yalanlar duyacaktır? 

Diktatör Erdoğan, olup biten kötülüklerin sorumluluğunu PKK’ye, HDP’ye ve de CHP’ye yığarak işin içinden ak kaşık gibi çıkı verdi. İnsanın ar damarı çatlayınca böyle oluyor. Kendince gündem belirliyor. Söylediği yalanlar üzerinden tartışmalar yürütülüyor. Kürt meselesi Erdoğan için iyi bir siyasi tüketim malzemesi haline gelmiştir. Her ne halt yiyorsa gerekçesi PKK’dir. Rojava, Başûr, Şengal’e saldırıyor, katliamlar yapıyor, çeteleriyle her türlü kötülüğü yapıyor gerekçesi PKK’dir. İçerde siyasi soykırım operasyonları yapıyor gerekçesi yine PKK’dir.  Binlerce insanı cezaevlerine tıkmış, bütün belediyelere kayyum atanmış, HDP’ye kapatma davası açmış, siyaset yapma alanını ortadan kaldırmış, sokakta Kürtçe şarkı söylemeyi bile yasaklamış, bütün bu melanetin sorumlusu ‘PKK’ imiş. 

Çözüm sürecinin bitirilmesinde de sorumluluk başkalarındaymış. Diyarbakır’da ki zırvalamaları üzerinde çene yormak boşunadır. Hangi konu başlığını ele alırsak alalım, bütün kötülüklerin sorumluluğunu Kürt cephesine yığarak kendince Kürtleri ikna edecek. Ya sizin hiç mi sorumluluğunuz yok? Öz eleştiri gerektirecek hiç mi kusurunuz yok? Gece gündüz dağları bombalıyorsunuz, Êfrin’de insanlık dışı suçlar işlediniz. Demografik yapıyı değiştirdiniz. Halkı yerinden yurdundan ettiniz, ağacına varana kadar bütün doğasını tahrip ettiniz, Rojava’nın içme suyunu keserek yüzbinleri susuzluktan kırdınız, Fırat’ın suyunu kestiniz tarımı dumura uğrattınız, halkı açlığa mahkûm ettiniz. Kadınları, çocukları katlettiniz. Bütün bunlara dur demeyecek miyiz? Kısacası Kürt’leri imha etmek için elinizden ne geldiyse yaptınız. Kürt halkına karşı bu kadar suç işleyen bir diktatörün kalkıp Diyarbakır’da atıp tutması, aklı başında olan her Kürt için ne anlama geldiği iyi bilinmektedir. 

Neymiş efendim ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’ söyleminin arkasındaymış. Hadi oradan yalancı diktatör. Kürt sorunundan çok nemalandığın doğrudur. Kürt meselesini siyasi çıkarların doğrultusunda tepe tepe kullandığın da doğrudur. Sorunu çözmek için değil kullanmak için sahiplendiğin doğrudur. Ama yolun sonuna gelinmiştir. Yeni bir seçim sürecine, hem de kader anı diyebileceğimiz bir döneme girilmişken yeniden ‘Kürt meselesi benim meselemdir, aynı yerde duruyorum’ yalanına sarılarak Kürtleri kandırmak mümkün değildir. MHP ile kurulan faşist iktidar çöktürme planlarıyla meşguldür. PKK’yi bitirerek, Kürt'ü imha ederek meseleyi çözmek aptallıktır.  
İmralı’da tutuklu Kürt Halk Önderine ağır tecrit uygulayarak mesele çözmek de aptallıktır. Denenmiş politikaların tekrarından öte anlam ifade etmeyen uygulamalarla sonuç alınamayacağını anlamaları gerekiyor. Tecride karşı başlayan açlık grevleri ayları geride bıraktı. Bir tutuklunun en doğal yasal haklarını kullanmasına engel olan bir iktidar Kürt sorunu konusunda vereceği her vaat kocaman bir yalandan ibarettir. Daha önce de Leyla Güven’in İmralı tecrit sistemine karşı başlattığı açlık grevi ve zindanlarda başlayan direnişler kritik bir aşamaya gelince, Başkan Apo ile göstermelik bir görüşmeye izin verilmişti, direnişler sonlandırılmıştı. Kürtlere ihtiyaç duyulduğu bu seçim sürecinde de benzer bir denemeye girişmeleri muhtemeldir. Her ne yaparlarsa yapsınlar bu seçimin anahtarı Kürtlerdedir. Kürtler çektikleri acıların, gördüğü insanlık dışı muamelenin hesabını sorma vaktinin geldiğini çok iyi biliyorlar. Hiçbir vaat faşist iktidarın siyasi sahtekarlığını gizleyemez. 

Diktatör Erdoğan utanmadan sıkılmadan, Kürt halkının gözlerinin içine bakarak yalanlarını sıralamaktadır. OHAL’ı kaldırdığını söyleyerek sanki Kürtlere iyilik yapmış. Oysa ki OHAL’e rahmet okutacak dört başı mamur bir istibdat rejimi kurulmuştur. Parti devleti haline gelmiş, diktatörlükle yönetilen, pisliğe batmış bir Türkiye var artık. Hiçbir dönemde AKP faşist iktidarının dönemi kadar zulüm uygulanmamıştır. Şimdi sıra halkların iradesinin tecelli etmesine gelip dayanmıştır. Kapı kapı dolaşmaya başlayacaklarmış. Kapınıza geldiğinde sadece Kürtler değil AKP-MHP faşizminden zarar gören bütün toplumsal kesimler ‘geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye’ deyip hak ettiği cevabı vermelidir!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.