• Bolu’dan Kırıklar Cezaevi’ne sürgün edilen ağır hasta tutsak Ali Gülmez, öncesinden CİSST’e gönderdiği mektupta, yaşadıkları ihlallere dikkat çekti.

 

Bolu F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan hasta tutsak Ali Gülmez, 15 Şubat’ta Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. İHD’nin hasta tutsaklar listesinde de yer alan Gülmez, 14 Şubat’ta Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) gönderdiği mektubunda, Bolu Cezaevi’nde yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Gülmez, cezaevinde yaşanan genel sorunların yanında kendisine yönelik özel uygulamalara da yer verdi.

 Engellenen gönderileri için disiplin kurulu kararlarına itiraz ettiğini belirten Gülmez, “AİHM ve AYM başvurularımın bazılarını yollamayıp yok ettiler. AİHM’e yolladıklarımın içini çalıp eksiltiyorlar. Bu nedenle AİHM eksik evraka işaret ediyor. Savcılık ve İnfaz Hakimliği gibi yerlere yazıp yollanmak üzere idareye verdiğim dilekçeler yok edildi. ‘Yok, öyle bir dilekçe gelmedi’ deniliyor” diye yazdı. 

Sağlık hakkı kapsamında da sayısız, keyfi ve hukuksuz uygulamalara maruz kaldığını ifade eden Gülmez, “Arama adı altında hücrem ve eşyalarım yağmalanıyor” dedi.

Hastaneye gidiş sonrası 7 gün boyunca karantinada tutulduklarını belirten Gülmez, bundan dolayı bir çok tutsağın hastaneye gitmek istemediğini söyledi. Gülmez, “Benim hastaneye götürülmeme, gidememe, gitmeme sürem dört yılı aştı!” diye aktardı.

Gülmez, mektubunun CİSST’e ulaşmasından bir gün sonra (15 Şubat’ta) ise Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne gönderildi. CİSST ağırlaştırılmış müebbet alan temsilcisi Zelal Avcı, şunları paylaştı: “Gülmez ring aracıyla sevk edilmiş. Bolu Cezaevi’ndeki eşyaları gönderilmemiş. Kıyafetlerini yanına alamadığı için de 15 gündür banyo yapamıyormuş. Bolu Cezaevi yönetimi ‘Biz eşyaları kargoyla göndeririz ama kargo parası vermek zorunda’ demiş. Sürgün edildiği için bunu kabul etmiyor.” 

 

Can güvenliği yok

Aynı cezaevinde tutsak Vedat Çem Erkmen’in şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesinden kısa bir süre sonra bir tutsağın daha intihara teşebbüs etmesine işaret eden Av. Önal, can güvenliği endişesine dikkat çekti. Müvekkillerinin hak ihlallerine karşı cezaevi idaresine yazılı ve sözlü olarak talepte bulunduklarını, ancak geri dönüşün olmadığını söyleyen Av. Önal, bir muhatapsızlık yaşandığını belirtti. Av. Eda Önal, tutsakların taleplerini şöyle sıraladı: “Hapishanede uygulanan fiziki ve psikolojik baskının sona ermesi, işkence ve kötü muamelenin sona ermesi, işkence ve kötü muamelenin sona ermesi, hücre ve havalandırmalardaki tel kafes uygulamasına son verilmesi, çıplak arama dayatmasına son verilmesi, keyfi aramalara son verilmesi, isteğe bağlı oda değişimlerinin yapılması, istek dışı oda değişimlerinin yapılmaması, spor ve sosyal etkinlik gibi aktivitelere müvekkillerinin istekleri doğrultusunda katılım imkanının sağlanması, kitap, kargo, mektup, gazete, dergi gibi süreli ve süresiz yayın ve haberleşme araçlarının verilmesi, OHAL ile gelişen pandemi ile derinleşen hak ihlallerine son verilmesi, hapishanede yaşadıkları ihlallere karşı başvurabilecekleri bir muhatabın bulunmasıdır.”

Av. Önel, bütün taleplerinin ulusal ve uluslararası mevzuatlar ile güvence altına alındığı haklar olduğunu vurgulayarak, “Devlet ve devletin ilgili birimlerinin bu hakların tamamını eşit ve ayrım olmaksızın yerine getirme sorumluluğu bulunmaktadır” dedi.