- Köyleri boşaltıldıktan sonra Wan’ın Xaçort Mahallesi’ne yerleşen Colemêrg ve Şirnexli kadınlar, asimilasyon politikalarına karşı direniyor. Kürtçenin resmi dil olması talebinde bulunan kadınlar, "Dilimiz kimliğimizdir" diyor.
Wan'ın Rêya Armûşê (İpekyolu) ilçesine bağlı Xaçort mahallesinde yaşayan ve 90'lı yıllarda köyleri boşatıldıktan sonra buraya yerleşen Colemêrg ve Şirnexli kadınlar asimilasyon politikalarına karşı mücadele ediyor. Evde, sokakta ve yaşamın her alanında Kürtçe konuşmaya özen gösteren kadınlar, özellikle çocuklarının Türkçe eğitim nedeniyle ana dillerini unutmasından endişe duyuyor. Resmi kurumlarda kendilerini ifade edemediklerini belirten kadınlar, Kürtçenin resmi dil olarak tanınmasını ve okullarda ana dilde eğitimin verilmesini talep ediyor.
Çocuklar asimile oluyor
MA’ya konuşan kadınlardan Makbule Bartu (50), evde, sokakta Kürtçe konuştuğunu belirterek, Kürtçenin tanınması için daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Makbule Bartu, “Kürtçe dilimizdir. Kürtçe dışında başka dil bilmiyoruz. Hastaneye gittiğimizde şikayetlerimizi söyleyemiyoruz. Gittiğimizde dediğimiz tek şey hastayız. Kendimizi kendi ana dilimiz dışında hiçbir dilde ifade edemiyoruz. Herkes kendi evinde çocuğu ile Kürtçe konuşsun. Biz çocuklarımızla Kürtçe konuşuyoruz. Ama belli bir yaştan sonra okula gidiyorlar. Okula giden çocuklarımıza Türkçe eğitim verildiği için kendi dillerini unutuyorlar. Hepimizin Kürtçe konuşması gerekiyor. Kürtçenin resmi dil olmasını istiyoruz. Çünkü biz hiçbir resmi kurumda kendimizi ifade edemiyoruz. En öncelikli talebimiz okullarda Kürtçe eğitimin verilmesi. Dilimiz, annemizden, babamızdan bize mirastır. Kürt dili dilimizdir ve hakkımızdır” dedi.
Aslını unutan Kürtler
Hanife Aşkan (70) da bu dil ile doğduğunu ve büyüdüğünü ama halen dillerinin inkar edildiğini kaydederek, “Ben dilimi seviyorum, kültürümü seviyorum. Anne babam Kürt’tür ve dilim Kürtçedir. Kürtçe konuşmayanlar da aslını unutan Kürtlerdir. Dil ayıp bir şey değildir. 7 dil de bilsek ve konuşsak kendi dilimiz ve kültürümüzü unutmamalıyız” diye konuştu.
Çocuklarınızla Türkçe konuşmayın
Önder Apo tarafından başlatılan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne değinen Behiye Bor (50), başlayan sürece rağmen halen ana dillerinin inkar edildiğini belirtti. Behiye Bor, “Buradan ailelere sesleniyorum; çocuklarınızla Türkçe konuşmayın, Kürtçe konuşun. Herkes asimile olmuş kendi dilini unutmuş. Dilimize sahip çıkalım, varlığımız da yokluğumuz da dilimizdir. Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli'ye sesleniyorum; bir yıldır başlatılan bir süreç var ve sürekli erteliyorlar. Cezaevlerindeki tutsaklarımızı serbest bıraksınlar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı serbest bıraksınlar. Bizi oyalamaya çalışmasınlar, biz oyalanacak bir millet değiliz" diye belirtti.
Kürtçe bir yaşam tarzıdır
Zübeyde Sarıgül, Kürtçenin yaşamın her alanında kullanılması gerektiğini ifade ederken, “Barış istiyoruz, kendi ana dilimizi istiyoruz. Bir an önce bu savaşın bitmesini istiyoruz. Türkiye’de bütün resmi kurumlarda Kürtçe dilinin olmasını istiyoruz. Kürtçe bizim için bir yaşam tarzıdır, kimliğimizdir, kültürümüzdür, varlığımızdır” dedi.
Her yerde Kürtçe
Asimilasyon politikalarına karşı yaşamın her alanında kadınlar olarak mücadele edeceklerini söyleyen Zehra Aşkan, “ana dilimiz Kürtçedir. Çocuklarımıza Kürtçe öğretip ana dilinde konuşmalarını sağlamalıyız. Kürtçeyi konuşmayı seviyoruz. Çocuklarımızın asimile olmasına izin vermeyeceğiz. Bunun için de her yerde Kürtçe konuşmamız gerekiyor. Dilimizin yok olmasına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. WAN