Direnişin sesi: Hozan Dilgeş

Kültür/Sanat Haberleri —

11 Mart 2021 Perşembe - 21:00

  • 12 Mart 2017 yılında yitirdiğimiz Hozan Dilgeş 40 yıllık sanat hayatına yüzlerce beste ve 11 albüm sığdırdı. Besteleri ve müziği ile Koma Berxwedan albümlerinde de yerini aldı. Eylem ve etkinliklere katılmak için Avrupa’yı karış karış dolaştı.

ERKAN GÜLBAHÇE

 

Hozan Dilgeş, 1952 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Fisqin köyünde Êzîdî bir ailenin 12 çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. Aynı zamanda Êzîdî piri olan babası Nehroz’dan aldığı bağlama dersleri sonucu 12 yaşında iken tembûr çalmayı öğrenir. 14 yaşından itibaren yerel etkinliklerde sahne alır. 2015 yılında evinde yaptığım söyleşide müziğe olan ilgisini “Benim babam Êzîdî piriydi tembûr çalıyordu. Êzîdîlik inancına göre tembûr kutsaldır. Ben 12-13 yaşlarında babamın yanında tembûr öğrendim müzik aşkı babamdan bana geçti” diyerek açıklamıştı.

Hozan Dilgeş, Meryemxan, M. Arif Cizrewi, Nezip Şirwan, Mihemed Şexo, Seid Gabari ve Said Usiv’dan etkilenir. Ailede başlayan müzik kültürü 1970’lerdeki politik ortamdan etkilenir. 1970’lerden Nusaybin, Hakkâri, Van, Viranşehir, Derik, Cizre ve Mazıdağı’nda siyasi gecelere katılır. Bu etkinliklere devasa kitlelerin katılması Hozan Dilgeş’i derinden etkiler.

 

Apocu hareketle tanışma

1970’li yılların ortalarında birçok Kürt örgütü ortaya çıkar. Bunlardan biri de Apocu harekettir. 1970’li yıların ortasında iki talebe köylerine gider ve burada bir toplantı yaparlar. Toplantının ardında Hozan Dilgeş gençlere eşlik eder. Yolda araba beklerken gençlerin muhabbetlerine tanıklık eder, “Bizim günahımız çok, biz daha bu köylüleri bu ağalardan beylerden kurtarmadık. Kurtardığımız anda günahımızdan kurtuluruz” derler. Hozan Dilgeş verdiği röportajda, “Bu sözleri duyunca ilk etapta şok oldum. Bunlarda kimdir bu iki 'ahmak mı' gelip bizi ağaların beylerin devletin zulmünden kurtaracak diye düşündüm. Gençlerden ayrıldıktan sonra bir süre bu gençlerin lafları beynimde zonkladı. Adeta yolunu kaybetmiş çıkış arayan birisi durumuna düşmüştüm. Kafamda soru işaretleri oluşmuştu. İki hafta sonra Nusaybin’e gidip o gençleri bulmaya karar verdim. Ve nihayetinde gençlerle buluştum. Yaptığımız uzun sohbetlerin ardında duruşları, konuşmaları, kararlılıkları beni çok etkiledi. Kendi kendime işte benim aradığım budur dedim. O günden itibaren gençlerin mücadelelerini kendi mücadelem olarak gördüm” diyerek Apo’cu hareket ile tanışmasını anlatmıştı.

2015 yılında evinde yaptığımız röportaj sırasında televizyonu sessize almış ama açık bırakmıştı. Röportaj sırasında Cemil Bayık televizyonda görününce röportajı ara vermiş ve televizyonun sesini açmıştı. 15 dakika dinledikten sonra “Kurban olduğum işte ben bunlara inanıyorum ve güveniyorum” diye konuşmuştu.