Dünyanın en komik askeri darbesi

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

19 Temmuz 2022 Salı - 08:20

  • “Darbe Allah’ın lütfu”ydu, evet. Aradan altı sene geçtiği halde hala ne olduğunu ve gerçek anlamda darbeci varsa eğer, kim olduklarını kimse tam olarak bilinmiyor.

Gücü elinde tutan iktidar veya muktedirin, zorla yerinden edilmesine “darbe“ deniyor. Darbeciliğin tarihi ise devlet olgusunun ortaya çıkması kadar eskidir.

Mesela üç kıtaya yayılmış Roma’nın, en güçlü imparatoru Jül Sezar’ın Senatoda hançerlenip öldürülmesi, tarihin başat darbelerinden biridir. Osmanlı Sultanlığının yok edilmesi, Sultan ve sülalesinin ülkeden kovulması da eski bir sokak satıcısı olan Recep Erdoğan’ın darbe içinde darbe ile tek adamlığa yükselmesi de darbe sonucudur.

Yalnız, Erdoğan’ı dikta koltuğuna taşıyan kurgu da dünyanın zekadan yoksun en komik “darbe oyunu“dur. Bu nedenle, sahte darbe sahnesine darbe olarak geçti darbelerin evrensel tarihine...

“Sahte darbe sahnesinde darbe“ çünkü, daha ilk anında sahici değildi.

Oysa, İtalyan Benito Mussolini ile aynı dönemin havasını solumuş, Hitlerin çıkış ve yükselişini seyretmiş, şanı büyük İtalyan yazar Curzio Malaparte’nin “Darbe Sanatı” adındaki kitabında darbe formülünü yazıyor. Bu formül, yüz yıldan beri yer yüzündeki tüm kalkışmalarda kullanılıyor. Türk ordusunun kurmay okulunda da “yardımcı ders aracı” olan bu kitap, Türk tipi tüm darbelerin formülüdür.

Malaparte en geri zekalı askerin bile anlayacağı açıklıkla darbecilerin ilk hedeflerini sıralıyor. İlkin kimlerin yakalanacağını ve nerelerin işgal edileceğini...

Ancak son Türk tipi darbe oyunu, Aziz Nesin’in “yüzde 60’ı düşük zekalı” dediği insanlar manzarasıydı.
Silahsız Kürt bebekleri, ihtiyar ve silahsız kadınlarına karşı savaşta “pek mahir” olan Türk ordusu, son darbe eyleminde (Malaparte iyi ki görmedi, kemikleri sızlardı) hiç zeki değil, tam avanaktı. Malaparte’nin ilk hedef dediği muktediri (Erdoğan) kaybetmiş, sokaklarda arıyordu. Ordu seferber olmuş izini sürerken, darbeciler safında yer alan başyaveri kurmay albay Ali de rastladığına soruyordu:

“Cumhurbaşkanımı kaybettim, acaba gördünüz mü?”
Ve Albay kaybettiğini ararken yakalanıyordu. Ona neler yaptılar bilmiyorum ama cop soktukları söylenen generallerle birlikte tutuklanıyordu.

Oysa bir kaç gün önce özel uçağına bindiğinde, bir filo savaş uçağı ile korumaya alınarak Dalaman meydanına inmişti. Oradan katran karası otomobille ve yine kara otomobil seli içinde, forsunu dalgalandıra dalgalandıra Marmarise varmıştı. Yanına hazinesini de almış mıydı bilmiyorum, torun-taklavatıyla, sırdaş dostunun karşı yakasındaki ormanlık, kayalık buruna kurulu oteline yerleşmişti.

Tehlike halinde kendisini hemen ötedeki Yunan adasına atacak helikopter de hazır tutularak...
Onun, orda olduğunu herkes  biliyor ama bir tek “ileri zekalılardan” oluşan Türk ordusunun darbeci kesimi tarafından bilinmiyordu. Yani şaşkın, şaşkalozdu darbeciler. Karanlıkta el yordamıyla yürüyor, sora sora düşmanına varmaya çalışıyordu. Manzara böyle yani...

Ve onlar izini sürerken hedef adam gizlendiği yerden sıyrılıp selamete ulaşıyor, bir dolandırıcılık sanığının eşi olan Hande‘nin telefonu ile taraftarlarını düşman öldürmeye çağırıyordu.

(Adem Karaçoban’ın Youtube yayınına konuk olan ve Sadatçı çeteden olduğunu söyleyen biri, bu çağrıdan sonra nasıl insan parçaladıklarını anlatıyordu.)

Ha günün Başbakan’ı Binali Yıldırım tam anlamıyla, Don Kişot’un  şaşkın, şaşkaloz uşağı “Sancho Panza”ydu. O gece, bir tünele sıkışarak geceyi geçiriyor, sabah darbecilerin yanından dönen Genelkurmay Başkanı esrarengiz Hulusi Akar’ı kabul ediyordu.
Yani bir Recep’in sözüyle darbe, “Allah’ın lütfu”ydu. Hemen o gün değerlendirildi. Ner kadar muhalif varsa tutuklandı, devletten temizlendi. Irkçı ve dincilerin iktidar şenliği başladı.

Darbe oyunu da gizemle doluydu. Darbecileri muktediri bulamıyorlardı. Şapkasını da darbeciye taşıtarak, darbeciler karargahına giden Genelkurmay Başkanı Çerkez Hulusi Akar, gün ağardığında boynu kızarık bir “mağdur”du.

Recep Erdoğan’ın mutlak egemenliği ile Akar, Türk tarihi boyunca ilk defa sivil iktidarın “yarı üniformalı” Savunma Bakanı unvanını kazandı. Alış-verişinden sual olunmayan bir zengin...

Neresinden bakılırsa bakılsın, darbe oyunu bir tuhaftı. İlk tuhaflığı daha gün batmadan başlaması, her ne içinse tankların İstanbul boğaz köprüsüne çıkarılmasıydı. Avcı olan askerler işte orada, televizyonların naklen yayınlarında av oldular. Sivil giyimliler, boğaz kesiyor, yakaladıklarını köprüden atıyor veya parçalıyorlardı...

“Darbe Allah’ın lütfu”ydu, evet. Aradan altı sene geçtiği halde hala ne olduğunu ve gerçek anlamda darbeci varsa eğer, kim olduklarını kimse tam olarak bilinmiyor.

Ama komik ve geri zekalı işi darbe eylemcilerinin, çocuklar tarafından sokaklarda kovalanıp avlandığını ve ertesi gün de tarihin en vahşi İslamo Faşist rejimin kurulduğu dünyaca biliniyor.

Sabah gün ışırken tutuklanacak, bertaraf edileceklerin listesi badem bıyıkıların elindeydi. Ve dünya hala insan avını seyrediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.