• İHD Ankara Şubesi Cezaevleri Komisyonu Üyesi Mahir Uslu, Efrîn’de uzman çavuş olarak görev yapan askerlerin gönderildikleri cezaevinde tutsaklara işkence yaptığını söyledi. 

 

Sistematik hale gelen hak ihlalleri üzerine birçok cezaevine ziyaret gerçekleştirdiklerini belirten Uslu, en son Sincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ni ziyaret ettiğini söyledi. Uslu, en dikkat çeken sorunun “yüksek güvenlikli” adı altında yeni oluşturulan cezaevi konsepti olduğunu ifade etti. Tutsaklar üzerinde psikolojik baskı yaratıldığını kaydeden Uslu, cezaevlerinde ciddi bir tecridin uygulandığını söyledi. Uslu, “Tek kişilik hücreler var. Amerikan cezaevi sistemi yapılmak isteniyor. Tutsakların talebi olduğunda butonla konuşuluyor. Günde bir kez yemek ve havalandırma dışında kimseyi görmüyorlar. Çok sistemli çalışılmış bir cezaevi konsepti. Sanırım sonraki cezaevlerini de böyle yapacaklar” dedi.

 Hasta tutsakların tedavi edilmediğini, ilaçlarının verilmediğini kaydeden “Tutuklu Yusuf Yakşi, gırtlak kanseri, 28 yaşında. Gırtlağını tam ortasından delip Ankara’ya tedavi için yolladılar. Yaklaşık bir sene sonra tedavi için çıkarttılar, hala yoğun bakımda. Devlet, bunu bir cezaya dönüştürmüş ve sistematik olarak tedavi etmiyor” diye konuştu. 

İHD Ankara Şubesi Cezaevleri Komisyonu Üyesi Mahir Uslu

Adli Tıp Kurumu’nu (ATK), “devletin ceza organının bir parçası” olarak niteleyen Uslu, Gözlem Kurulları’nın da acilen kaldırılması gerektiğini vurguladı.  

Yaptığı ziyaretlerde tutukluların darp edilmesini sorduğu bir cezaevi müdürünün kendisine “heyecanlı gençler, onlar yapıyor, biz engel olmaya çalışıyoruz” yanıtı verdiğini aktaran Uslu, şunları paylaştı: “Sonradan öğrendik ki ‘heyecanlı gençler’ önce Efrîn’de uzman çavuş olarak çalışıp, daha sonra infaz koruma memuru olarak cezaevlerine gelen tipler. Önce rehabilite olması gereken kişiler bunlar. Cezaevi müdürleri, gardiyanlar, hepsi seçilmiş insanlar. Rehabilite edilmeleri gerekiyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nden avukatlarla birlikte bir ziyaretimiz sırasında, ağırlaştırılmış müebbet almayan tutuklular hücrede tutuluyordu. Cezaevi müdürüne sorduğumuzda, ‘O odalar boş mu kalsın, ben şirin baba mıyım’ dedi. Şimdi Afyon Cezaevi Müdürü olarak görev yapıyor.”

 

Cezaevinde sirkeye ‘alkol’ davası

Savcılık, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan 11 kadın tutsak hakkında sirke yapımında kullandıkları meyve ve sıvı karışımını “alkol” olarak değerlendirip iddianame hazırladı. İddianame, Ankara Batı Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Savcılık iddianamesinde kadınların, sirke yapımında kullandıkları su ve meyve karışımını delil olarak göstererek “İnfaz kurumuna yasak eşya sokmak” suçlamasında bulundu. 

Ele geçirmişler!

Ortak yaşam alanında alkol olduğu değerlendirilen maddelerin bulunduğu iddia edilen iddianamede, “5 litrelik su şişesinde su ile karıştırılmış, içinde meyve parçacıkları bulunan ve ne olduğu tespit edilemeyen 2 adet sıvı madde karışımı ele geçirildiği, 2 adet plastik soda şişesi içerisinde sıvı madde karışımı ele geçirildiği, her iki maddeden de alınan numunelerin incelenmesinde, sıvı karışımların uyuşturucu ve uyarıcı madde içermediği, ancak etil alkol ihtiva ettiği” ifadeleri yer aldı.

Kadın tutsaklar ise ifadelerinde söz konusu sıvı ve meyve karışımının sirke yapımı için olduğunu anlattı. Kantinde sirke satılmadığını belirten kadınlar, Kovid-19 virüsüne karşı korunma ve yiyeceklerin temizliği amacıyla sirke yapmak istediklerini, bu sirkeyi kendilerine verilen sebze ve meyveleri yıkama amacıyla kullandıklarını, başka bir amaçla kullanılamayacağını belirtti.

Kadınların beyanlarını hayatın olağan akışına uygun görmeyen savcılık, alkol içeren sıvı maddeyi infaz kurumunda ürettikleri ve bulundurdukları yönünde kamu davasının açılmasını haklı kılar nitelikte yeterli delilin elde edildiğini savundu.

İddianamede, kadınlar hakkında “İşlediği kasti suçlar nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına, Emanet Memurluğu’nun 2021/2641 sırasına kayıtlı adli emanetin TCK’nin 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine” karar verilmesi istendi.