Enfal’de yaşama tutunan mucize: Hewar
Kadın Haberleri —

Enfal katliamı/foto:AFP
- Enfal’den kurtulan Hewar Qadir Namik, “Annem, babam ve kardeşim kimyasal saldırıda yaşamını yitirdi. Üç gün boyunca annemin soğumuş bedeni üzerinde kaldım ve onun sütünü emerek hayatta kaldım. Hayatta kalmam bir mucizeydi.”
Irak Baas rejimi tarafından 23 Şubat - 6 Eylül 1988 tarihleri arasında gerçekleştirilen Enfal Harekâtı, kırsal Kürt nüfusa karşı tarihin en ağır saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. Operasyona, Kur’an’ın 8. suresi olan “El-Enfal” ismi verilerek dini bir meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı. Kürtlere karşı düzenlenen Enfal, sekiz aşamadan oluşan sistematik bir askeri harekât serisiydi. Saddam Hüseyin rejimi, yaklaşık yedi aylık süreçte binlerce köyü yerle bir etti, on binlerce sivili katletti ve kimyasal silahlar kullandı. Saddam Hüseyin’in laik Baas rejimi, bu dini referansı bilinçli olarak tercih etti. Rejim, Kürtleri “kâfir” ve “İslam düşmanı” olarak göstererek operasyonlarını “dini bir mücadele” gibi sunmaya çalıştı. Bu söylem, Arap nüfusu motive etmek ve uluslararası kamuoyuna karşı eylemlerini meşrulaştırmak amacıyla kullanıldı. Kürtler için Enfal, adeta “tanrısal bir gazap” gibiydi. Binlerce köy yakılıp yıkıldı, yüz binlerce insan yerinden edildi, kimyasal gazlarla katledildi.
Vahşetin içindeki umut
Enfal süreci kapsamında 3 Mayıs 1988’de Koye ve çevresine bağlı yerleşimlere yönelik düzenlenen kimyasal saldırılar, yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesine neden oldu. Henüz dört aylık olan Hewar Qadir Namik, annesinin cesedi üzerinde üç gün süt emerek mucizevi şekilde hayatta kaldı. Yıllar sonra yaşadıklarını Nujinha’dan Şiya Koyi’ye anlatan Hewar Qadir Namik, hâlâ resmi mağdur tanınmama ve hak arayışını sürdürüyor.
Vücudu ağır şekilde yaralanan ve hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın günlerce yaşam mücadelesi veren Hewar, o günlere dair kendisine aktarılanları şu sözlerle dile getirdi: “Annem, babam ve kardeşim kimyasal saldırıda yaşamını yitirdi. Köyümüzde 300’den fazla kişi hayatını kaybetti. Ben o sırada birkaç aylık bir bebektim. Üç gün boyunca annemin soğumuş bedeni üzerinde kaldım ve onun sütünü emerek hayatta kaldım. Vücudum yaralıydı, ancak hayatta kalmam bir mucizeydi.”
Aileden geriye kimse kalmadı
Saldırının ardından Enfal operasyonları başlatılırken, Hewar’ın ailesinden geriye kimse kalmadı. Nenesi ve amcası, günler sonra köyde yapılan aramalar sırasında Hewar’a ulaşmaya çalıştı. Hewar’ın, rejim güçlerine bağlı kişiler tarafından alındığı öğrenildi. Ailesi uzun süre Hewar’ı geri almak için girişimlerde bulundu. İlk etapta çocuğun kendilerine ait olduğu reddedildi. Ancak amcasının Hewar’ın fiziksel özelliklerini detaylı şekilde tarif etmesi ve ısrarı üzerine, Hewar’ın gerçekten o aileye ait olduğu anlaşıldı. Sonunda, askerlerin eşleri ve anneleri tarafından gizlice Hewar ailesine teslim edildi.
Ailesine ulaştığında ağır yaralı olan Hewar, nenesi tarafından gizlice bir doktora götürüldü. Ancak doktor, rejimin baskısından çekindiği için ilk etapta tedaviyi reddetti. Ailenin ısrarı üzerine doktor, Hewar’ı yalnızca geceleri ve gizli şekilde tedavi etmeyi kabul etti. Vücudunun büyük bölümü yaralı olan Hewar, yaklaşık bir ay süren tedavi sonrası hayata tutundu.
Gerçeği bilmeden büyüdü
Kimliğini ve ailesinin başına gelenleri uzun süre bilmediğini ifade eden Hewar, “Uzun süre nenemle yaşadım, sonra babamın ailesine verildim. Altı yaşına kadar kim olduğumu ve ailemin başına ne geldiğini bilmiyordum. Daha sonra çevremdekilerin konuşmalarından gerçeği öğrendim. Okula gitmek istediğimde kimlik belgelerim yoktu. 1994 yılında kimliğim çıkarıldı ve eğitim hayatına başlayabildim” diye konuştu.
Resmi olarak tanınmıyor
Kimyasal saldırının etkilerinin hâlâ devam ettiğini ve sağlık sorunları yaşadığını söyleyen Hewar, “Bugün bile vücudumda kimyasal saldırının etkileri var. Çok zayıfım ve sık sık nefes darlığı yaşıyorum. Bu nedenle eğitimimi tamamlayamadım” diye konuştu.
Yaşadığı ağır travmaya rağmen hâlâ resmi olarak kimyasal saldırı mağduru olarak tanınmayan Hewar, “Yaşadıklarım ortada olmasına rağmen ne ben ne de benim gibi diğer mağdurlar resmi olarak tanınıyoruz. Sadece ailemin şehit maaşından pay alıyorum. Oysa bağımsız bir maaşım ve kimyasal saldırı mağduru olarak bir kimliğim olmalıydı” dedi.
Bu felaket asla unutulmamalı
Kimyasal saldırılardan sağ kurtulan birçok kişi, hâlâ resmi tanınma, sağlık desteği ve sosyal haklara erişim konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. Hewar, yaşadığı trajedinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Yaşadığımız bu felaket asla unutulamaz. Ne kadar anlatılsa da eksik kalır. Tek isteğim, kimyasal saldırı mağduru olarak tanınmak ve bağımsız bir maaşa sahip olmak. Umarım gelecek nesiller böyle bir felaket yaşamaz.” KOYE














