- Kürt celladı Ecac Tikriti’ye idam cezası verildi. Cehennem günlerinin tanığı Aske Kerîm yaşanan işkenceyi anlattı: “Nugre Selman’da yaklaşık 400 kadın, çocuk ve bebek bir odaya sığdırılmıştı. Oda korku, açlık ve çığlık doluydu.”
Nugre Selman Cezaevi’nde binlerce Kürt kadın ve çocuğun işkenceyle öldürülmesinden sorumlu olan Ecac Tikriti’ye idam cezası verildi. Nugre Selman Cezaevi’nin adı anıldığında, Ecac’ın Kürtlere nasıl işkence yaptığına dair onlarca hikâye göz önüne geliyor. Bu hikâyelerden biri de Germiyanlı Aske Kerîm adlı kadının hikâyesidir. Aske Kerîm, Nugre Selman’da yaşanan işkence ve katliamları Rojnews’ten Perez Ramazan’a anlattı.
Gardiyan’ın gömleğinde 5 ay 17 gün
Aske Kerîm (60), Germiyan İdaresi’ne bağlı Kifri ilçesinin sakini olup Enfal felaketinin yaşayan bir tanığı. 1988’de, Baas rejiminin Kürt halkına karşı başlattığı katliamlar sırasında, eşi, çocukları ve bir grup peşmergeyle birlikte Kelar’ın kuzeybatısındaki Milesûre köyünde Baas ordusu tarafından yakalandı. Eşi peşmerge ve öğretmendi. Yakalandıktan sonra önce Topzawa’ya, ardından binlerce Kürt aile gibi Nugre Selman Cezaevi’ne gönderildiler. Aske, tutuklandığı sırada hamileydi ve cezaevinde bir oğlu dünyaya geldi. O dönem dünya onun için cehennem gibiydi. Cezaevinde doğduğu için çocuğa “Bendî” (tutuklu) adını verdiler. Bu çocuk, 5 ay 17 gün boyunca bir gardiyanın gömleği içinde hayatını geçirdi.
“Bendî” adı, onların en zor dönemlerinin hatırası oldu.
Kırbaç izi hâlâ duruyor
Aske, o günleri şu sözlerle anlattı: “Nugre Selman’da yaklaşık 400 kadın ve çocuk, içinde 5 aylık 17 günlük bebeklerin de olduğu büyük bir odaya sığdırılmıştı. Oda korku, açlık ve çığlık doluydu. Ecac her gün aramıza gelir ve bize saldırırdı.”
Aske, bir gün yeni doğan oğluna süt verirken Ecac’ın kırbaçla göğsüne vurduğunu, ağır şekilde yaraladığını ve kanın vücudundan aktığını söyledi. Ardından aynı kırbacı oğlunun yüzüne vurarak onu da yaraladı. O yaranın izi hâlâ duruyor.
Aske Kerîm, bu işkence ve yaralar nedeniyle meme kanserine yakalandı ve göğsü ameliyatla alındı. Şu anda da akciğer kanseriyle mücadele ediyor.
Çocuklara da işkence
Aske Kerîm, Ecac’ın her gün Nugre Selman’ın odalarına geldiğini ve özellikle peşmerge olan eşleri hakkında bilgi almak için kadınlara işkence ettiğini belirtti. Aske, “İşkence yöntemleri çok vahşiydi; ellerin ve ayakların parmaklarına vurma, Kürt kıyafetleriyle bağlama ve hayatı var olma-yok olma savaşına çeviren ağır açlık… Her gün altı kişiye sadece bir kuru ekmek ve bir kova sıcak su veriyorlardı” diye konuştu.
Nugre Selman Cezaevi’nde sadece kucağındaki bebek değil, beş çocuğu daha onunlaydı. Hepsi korku, açlık ve işkence dolu bir hayat yaşadı. Aske Kerîm, Nugre Selman’daki vahşeti şöyle anlattı: “Bir gün oğlum Şêrko benden biraz uzaklaştı. O anda Ecac yüzüne bir tokat attı ve polislere seslenerek ‘Götürün ve bağlayın’ dedi. Ardından akşama kadar bir direğe bağlandı ve kırbaçlandı.” Aske, oğlu işkence görürken kendisinin de odada elbisesinin kollarından bağlandığını ve sadece ağladığını söyledi. Naske Kerîm, geceleri oda sessizliğe gömüldüğünde ayaklarını uzatır, altı çocuğunun başını da bacaklarının üzerine koyardı. Bazen ellerini üzerlerine koyarak hâlâ hayatta olduklarından emin olurdu.
Celladın yaşadığını öğrendiğinde
Aske Kerîm ve çocukları Nugre Selman’dan serbest bırakıldıktan sonra çok ağır ve desteksiz bir hayatla karşı karşıya kaldılar. Cezaevinin yerini başka türlü bir zorluk aldı. Geçimlerini sağlamak için ağır işlerde çalışmak zorunda kaldılar. Ayrıca hiçbir destek de görmediler. Aske, “Hâlâ desteksiz yaşıyoruz. Kemoterapi ilaçları için çoğu zaman halktan yardım alıyoruz” diye ekledi.
Aske Kerîm’in kendi ifadesiyle, Ecac’ın hâlâ yaşadığını öğrendiğinde duyguları karıştı; aynı anda hem ağlama hem gülme hissi duydu ve o anda ne yapacağını bilemediğini söyledi. Sağlık durumunun kötü olması nedeniyle kızı Niştiman yasal şikayette bulunmak ve yargı sürecine katılmak zorunda kaldı. Aske Kerîm, yeni nesillerin böyle acılardan korunması için birleşik bir Kürt hükümeti talep ediyor. HABER MERKEZİ