Enflasyon ücretleri ezdi

13 Haziran 2022 Pazartesi - 16:45

  •  DİSK-AR'ın 'Asgari Ücret Raporu'na göre; enflasyon asgari ücreti kemirdi ve 5 aylık kayıp 5 bin lirayı geçti. Asgari ücretin milli gelire oranı azaldı.

 

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜİK’in resmi rakamlarıyla bile enflasyonun 6 aydı yüzde 21’den 73’e dayandığını; gıda enflasyonunun yüzde 90’ı aştığını; üsgari ücretlinin, emeklinin, dar gelirlinin gıda enflasyonu ise yüzde 130’a dayandığını ve dolarını 17 lirayı aştığını belirterek, "Dar gelirliler, ücretiyle geçinenler, yani bu ülkenin en az dörtte üçü ağır bir biçimde yoksullaştı. Bunlar 6 ayda oldu" dedi. Çerkezoğlu, bütün ücretlerin artırılmasını, zamların geri alınmasını istedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2022 dönemine ait Tüketici Fiyat Endeksini (TÜFE) yıllık yüzde 73,5, 2022 yılının ilk 5 ayı için yüzde 35,64 olarak açıkladı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 91,6 olarak açıklandı. DİSK-AR'a göre bu enflasyon oranları, farklı gelir gruplarının gerçeğini yansıtmıyor. Asgari ücretlilerin gıda enflasyonu, Mayıs 2022’de yüzde 119-135 bandında gerçekleşti.

Enflasyon her ay tırmanırken işçiler, memurlar ve emekliler ise 6 ayda veya yılda bir zam alıyor. Böylece emek gelirleri enflasyonun altında kalıyor. Pahalılığın temel nedeni, ücretlerin geç artırılması ve resmi enflasyona endekslenmesidir. Bunun sonucunda asgari ücret ve diğer ücret gelirleri enflasyonun altında ezildi.

Hızla eriyor

Neti asgari ücret, Aralık 2021'de yüzde 50,5’lik artışla 4 bin 253 TL olarak belirlendi, ancak enflasyon karşısında hızla eriyor. 2022’nin ilk 5 ayı için asgari ücretin toplam alım gücü kaybı 5 bin 7 TL’yi buldu. Öte yandan asgari ücret artırılmazsa ve 4 bin 253 TL olarak uygulanmaya devam edilirse asgari ücretlinin 2022 yılı için kaybı en az 20 bin 726 TL olacak.

Asgari ücretli, son 5 yıldır resmi enflasyona dahi eziliyor. TÜFE’den daha yüksek seyreden gıda fiyatlarının ise çok daha altında kaldı.

Büyümeden pay almıyor

DİSK-AR'a göre; asgari ücreti sadece enflasyonla karşılaştırmak yanıltıcı olacaktır. Ücret ve emek gelirlerinin artışları resmi enflasyona hapsedilmemeli. Enflasyon alt sınır olmalı. Asgari ücretin kişi başına gayri safi yurt içi hasılaya oranı giderek düşüyor. Ulusal gelirin artışına, ülkenin ekonomik büyümesine esas katkıyı sağlayan işçiler, memurlar ve emekliler bu büyümeden pay almalıdır. 

Nüfusun dörtte üçü yoksullaştı

Bu arada asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretlerin artırılmasını talep eden DİSK üyesi işçiler, İstanbul Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu yaptı. “Sizleri sadece 6 ay öncesine götürerek, sadece son 6 aylık hikayemizi sizlere hatırlatarak başlamak istiyorum” diyerek, 6 ayda onlanları özetle şöyle sıraladı: 

Enflasyon bugün, TÜİK’in resmi rakamlarıyla bile yüzde 21’den 73’e dayandı. Gıda enflasyonu yüzde 90’ı aştı. Asgari ücretlinin, emeklinin, dar gelirlinin gıda enflasyonu ise yüzde 130’a dayandı. Dolar 17 lirayı aştı.

Dar gelirliler, ücretiyle geçinenler, yani bu ülkenin en az dörtte üçü ağır bir biçimde yoksullaştı. Bunlar 6 ayda oldu. 

Kur Korumalı Mevduat diye bir şey icat ettiler ve bu sistemle bankaların, adı konmamış bütün faiz borçlarını devlet üstlendi. Yani biz üstlendik. Zenginler paradan para kazandı, bankalar kârına kâr kattı ama biz daha fazla yoksullaştık.

Enflasyonla, pahalılıkla mücadele edeceklerine; rakamlarla mücadele ediyorlar. Hiç kimsenin inanmadığı bir enflasyon rakamı açıklayarak bizleri çok daha düşük ücretlere mahkum etmek istiyorlar. Bu, milyonların ekmeğine sofrasındaki lokmasına el uzatmaktır. Bunun adı hırsızlıktır. 

Bütün ücretler artmalı

Bu yıkımın karşısında derhal ve ilk olarak, başta asgari ücret olmak üzere bütün ücretlerin artırılması gerekmektedir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun derhal toplanmasının önünde hiçbir mevzuat engeli yoktur. Eğer engel varsa o da politik tercihlerdir. Asgari ücret tespitinde sadece enflasyon değil, büyüme rakamları ve yoksulluk sınırı da esas alınmalıdır.

Zamlar geri alınmalı

Asgari ücretle birlikte bütün ücretler ve emekli aylıkları da artırılmalıdır. En düşük emekli aylığı, en az asgari ücret düzeyine yükseltilmeli ve EYT mağduriyetine de son verilmelidir. Artık açlığa karşı mücadeleye dönüşen hayat pahalılığı konusunda yapılması gereken ilk şey; ücretlerin artırılmasıdır ama bu yetmez. Elektrik, su ve doğalgaz başta olmak üzere faturalara yapılan zamlar geri alınmalı; temel tüketim maddelerinden vergi alınmamalıdır. Akaryakıt üzerindeki vergi yükü de kaldırılmalıdır.  İSTANBUL

 

Cari açık, 9 ayın zirvesinde

Cari işlemler dengesi, Nisan'da 2,74 milyar dolar açık verdi. 12 aylık cari işlemler açığı da 25 milyar 710 milyon dolara yükselerek, 9 ayın zirvesini buldu.

Ödemeler dengesinde bozulma devam ediyor. Cari işlemler açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre 1 milyar 222 milyon dolar artarak 2 milyar 737 milyon dolara çıktı. Ocak-Nisan döneminde cari açık 21 milyar 73 milyon dolar oldu. Geçen yılın ilk dört ayında 9 milyar 59 milyon dolar açık verilmişti. Nisan itibarıyla 12 aylık cari işlemler açığı da 25 milyar 710 milyon dolara yükseldi. Böylece Temmuz 2021 döneminden bu yana en yüksek yıllıklandırılmış açık gerçekleşmiş oldu. Merkez Bankası değerlendirmelerine göre; söz konusu tabloda, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 2 milyar 692 milyon dolar artarak 4 milyar 433 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Nisan'da doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 323 milyon dolar oldu. Portföy yatırımları 606 milyon dolar tutarında net çıkış gösterdi. 

12 milyara yakın kaynağı belirsiz

Kaynağı belirsiz para girişi olarak tanımlanan, net hata noksan kalemi, Nisan'da 4 milyar 508 milyon dolar fazla verdi. Yılın ilk 4 aylık döneminde ise 11 milyar 751 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi kaydedildi.

 

İcra dosyaları sayısında rekor

Adalet Bakanlığı Adli İstatistikleri verilerine göre; icra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı, 2021 itibarıyla 32 milyona çıktı. 2021'de açılan icra ve iflas dosya sayısı ise 8,3 milyon. 2020'de icra ve iflas dairelerine gelen dosya sayısı 6,7 milyondu. Bu durum, bir yılda icra ve iflas dosya sayısındaki artışın yüzde 24 hızlandığını gösteriyor. 32 milyon dosyadan karar bağlanan sayısı 3,3 milyon. 24 milyon dosya, 2022 ve sonraki yıllarda görüşülmek üzere rafa kaldırıldı.

İcra uzmanı Prof. Dr. Murat Yavaş, BirGün'den Mustafa Bildircin'e yaptığı açıklamada, icra müdürlüklerinde ve mahkemelerde ciddi yoğunluğun yaşandığını; Prof. Yavaş, "Milyonlarca takip dosyası bulunmasına rağmen bunların önemli bölümü alacağın tahsilini sağlayamıyor. İcra dairelerinin de durumu parlak değil, iş yükleri çok fazla. Mahkemelerin de iş yükleri çok fazla. Alacaklılar icra dosyasıyla yükü icra müdürlüğüne bırakıyorlar. Sürecin devamında icra müdürlüğündeki takipler genel mahkemelere yansıyor. Genel mahkemeler kendilerine ait başlıca iş yüklerinden dolayı icra dosyası kaynaklı sorunların çözümünü bilirkişilere bırakıyor. Oradan gelecek rapor doğrultusunda hüküm kurmaya çalışıyorlar” dedi. 

 

İflas riskinde 19 yıllık zirve

Ekonomi yönetiminin 9 Haziran gecesi açıkladığı yeni tedbir paketi, TL'deki değer kayıplarını tersine çeviremezken, Türkiye'nin borcunu iflasa karşı korumanın maliyetini gösteren CDS'ler artıyor. Türkiye'nin risk primi, 2003’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Türkiye'nin 5 yıllık kredi temerrüt takası 837 baz puan seviyesini gördü. Artan risk primleri nedeniyle 10 yıllık eurobondun getirisi yüzde 10,6 seviyesine çıkarak rekor kırdı.

Bloomberg HT'nin haberine göre, Türkiye 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) 2003’ten bu yana en yüksek düzeyde kapandı. Günlük kapanışa bakıldığında, haftanın ilk işlem gününde CDS'nin 19 yılın en yüksek kapanışa ilerlediği görüldü. Ekim 2008'de CDS'de günlük kapanış seviyesi 831 baz puan olarak kaydedilmişti. Cuma günü ise kapanış 828 seviyesinden gerçekleşti. Haftanın ilk işlem gününde 831 baz puanın üzerinde kapanış gerçekleşmesi bekleniyordu. Mart 2003'te CDS'de 1.416 baz puanlık kapanış görülmüştü.

Kredi risk primi (CDS), alınan bir kredinin geri ödenmeme riskini tespit etmek ve bu riske karşı kredinin sigortalanması için kullanılan değerdir. Borçlu pozisyondaki şirketin borcunu ödeyememe ihtimaline yani iflas riskine karşı alacaklı şirketin hakkını garanti eden kıymetli evraktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.