Erdoğan, Putin’in kurşun askeri mi?

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

30 Ekim 2020 Cuma - 22:43

  • Amerika El Kaide’yi, Rusları Afganistan’dan kovmada kullanmak üzere kurup silahlandırdı. Aynı Amerika, iktidarı ele geçiren Mollaları hoş tutmak için, İran Şahı’na mezar yeri bile vermedi.

Ama gün geldi, silah ters tepti. Yardım ettikleri el, gırtlaklarına sarıldı. Amerika, Mollalar rejimi ve El Kaide’ye ayrı ayrı savaş açmak zorunda kaldı.

Ama, aynı Amerika yaşadıklarından ders almamış olacak ki, 2000’lerde Suriye rejimini yıkmak için, bu kez İslamcı teröre Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) güç katıp destek verdi. Dahası, beş kıtadan teröristlerin geçiş yapması için, Türk devletini toplanma üssü ve köprü olarak tahsis etti.

Aynı topraklar, IŞİD‘in lojistik üssü haline geldi.

Ancak, El Kaide olayında olduğu gibi, yarattıkları bu canavar da, kısa süre sonra boğazlarına sarılınca, hal ve vaziyet değişti. Türkler, ideolojik yakınlık nedeniyle IŞİD ile içli dışlıydı. Bölgede güçbirliği yapıp arkasını dönebileceği tek güç, Kürtlerdi. IŞİD’de savaşmakta olan Kürtlere destek verdiler.

Ve birlikte, IŞİD’in kişiliğinde, fail Türkleri yendiler. Kendini yenilmez ilan etmiş IŞİD, bundan sonra bozguna uğradı. Liderleri Bağdadi, Türklerin himayesindeki İdlib’te saklandığı evde öldürüldü. Recep T. Erdoğan, bundan sonra Bağdadi’nin ortada kalmış çocuklarına sahip çıktı. Onlardan ordular (Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Milli Ordusu) kurdu. Sakallarını kestirip, onlara NATO ve Amerikan modeli üniforma giydirdi. NATO silahlarıyla (tank, top ve füze) donattı.

Dünyanın dört bir yanından gelip Suriyede iş tutup Kafa kesen, tecavüzcülük, talancılık yapan, esir kadınlar pazarları kuran, katliamdan katliama koşan bu kiralıklar için, “Bağdadi öldü, yaşasın Recep T. Erdoğan” deme günleriydi. Başlarında Türk subaylarıyla, “Allah-u Ekber” diye diye Kürtlere karşı cepheden cepheye seğirtiyorlardı.  

Bu arada Rusya da bölgeye girmiş, Suriye üzerinden “dümeni”ne (ticaret) bakmaya, para kazanmaya başlamıştı. Onlar açısından Recep T. Erdoğan, aranan “kullanışlı” adamdı. Ona füzelere ek olarak, Suriye toprağı Efrîn’i pazarlayıp iyi bir kazanç elde ettiler. 

Amerikan Başkanı Trump ve adamlarıda, hala “zelal” olmayan çıkarlar karşılığında, Kürtlere ihanet ettiler. Rojava’nın bir kısmını, “IŞİD’de yurtluk” diye Türklere teslim ettiler.

Kürtlere bu kötülükler yapılırken, Avrupa körü oynuyor, sağır ve dilsiz duruyor, beri yanda silah satmak için, Recep T. Erdoğan’la görüşme kuyruğuna giriyorlar. 100 yıldır Türk terörü altında dili, kültürü de esir Kürtler, Almanya’da Türklere armağan niteliğinde, “terörist” diye avlanıp hapsedildikçe, silah satış geliri artıyordu.

Ama “İslamcı terörist”, nihayetinde, başka dine aman vermeyen teröristti, işte. Sırası geldikçe, herkes payını alıyordu.  

Çok geçmeden, “küffar” dedikleri Avrupalılara da sıra geldi. Para sızdırmak (haraç almak) için IŞİD’lileri Avrupa sınırlarına yığmaya başladılar. İsteklerini aldılar da...

Bu arada, Türk devletinin kendi ülkelerinde de tutunamayan İslamcı teröristlerin barınağı haline geldiği anlaşıldı. Bunların bir kısmı da kiralık terör ordularına nefer alındı.

IŞİD’den kurulu ordular, Osmanlının devşirme Yeniçeri orduları misali nerede tıngırtı orda buluntu tertibinden oradan oraya taşınmaya başladı. Libya’dan sonra, Ermenistan gibi...

Ve bu arada, “kelleciler” ilk defa Avrupa’da, Recep T. Erdoğan’ın hedef aldığı Fransa‘da icar-i faaliyette bulunuyor, karşılaştırmalı tarih dersinde, öğrencilerine Peygamber Muhammed’e ait karikatürü gösteren tarih öğretmeni, göçmen bir Çeçen tarafından kafası kesilerek öldürülüyordu. Bu olay nedeniyle baş sağlığı dilemeyen Recep T. Erdoğan, İslamcı teröre karşı tedbir alınacağını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanını tedavi görmesi gereken bir deli olarak niteleyerek yeni tartışmaya kapı açıyor, ardından Nice şehrinde biri kafası kesilmek üzere, üç kişi daha katlediliyordu.

Bir sosyal bilimci olan Cengiz Aktar, Ahval’deki bir tartışmada, saldırı merkezi konusunda şöyle diyordu:

“Bunun arkası gelecektir. Bu saldırılarda, Erdoğan’ın tavrı nedeniyle, Türkiye görünen yüz olarak öne çıkıyor. Türkler Avrupada, Radikal İslamı temsil eder görünüme bürünmüş durumdalar.”

Tanınmış bir gazeteci ve yazar olan Ergun Babahan’da aynı konuda şöyle diyordu:

“Erdoğan, burada İslamcıların aklı ve ruhunu besleyen role bürünmüş durumda…”

Recep T. Erdoğan imajda IŞİD’in lider ruhunu temsil ededursun, o Rus Çarı havalı Putin’le de tuhaf bir ilişki içinde. Suriye’nin İdlib cephesi ve Libya’da karşı karşıyadır, ikili. Arada bir nereden geldiği meçhul, bombalar yağmaktadır, Recep T. Erdoğan’ın tepesine.

Ama, aynı ikili Ermenistan’a saldırıda dürüst olmayan bir oyun içinde. Putin’e rağmen Batıya açılan Ermanistan’ı cezalandırma konusunda, Erdoğan’ın kiralık değnek olduğu yazılıp çiziliyor, Avrupa medyasında. Putin’in kurşun asker niyetine öne sürüldüğü, kullanılışlı kişilik olarak tankları, topları, hava savaş aygıtlarıyla Ermenilerin üstüne yollanıp cezalandırıldığı...

Karşılıklı “al gülüm, ver gülüm” dünyasında, olmaz olmaz. Her şey olur...

Bu arada, Putin’in Suriye ve Libya’daki kayıplarına karşılık, ana yemek olarak masaya, Rojava’yı koyduğu yorumları yapılıyor. Kafa kesen teröristlerle takviyeli Türk ordusunun, sınır yığınağı yorumları yapılıyor.

Amerika seçimleri ve Fransa’nın İslami terörle uğraşması ise kurdun sevdiği dumanlı hava niyetine kullanılıyor. Onlar meşguliyetini fırsat bilmek...

Ancak Kürtler, her şeyin farkında. Yalnızca kurdun boynundaki çıngırak (zil) sesini duymuyor, “dişine Kürt kanı değmiş kurt”un hallerini de görüyor, tedbir alıyorlar...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.