Eşbaşkan Sancar: HDP’yi yaşatacağız

28 Mart 2021 Pazar - 19:54

  •  HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, bu kadar pespaye bir iddianamenin, basit ve saçma siyasi bildiriler yazmaya alışan kişilerce yazıldığını belirterek, "Kapatma davası iddianamesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı binasında hazırlanmış değildir. İktidarın küçük ortağının genel merkezinde hazırlanmıştır, büyük ortağının Saray’ında son şekli verilmiştir” dedi.
  •  Eşbaşkan Sancar, kapatma çabasının nafile olduğunu belirterek, şunları vurguladı: "HDP’yi kapatamazlar. Newroz meydanlarından aldığımız güç, parti çalışanlarımızın inancı/kararlılığı ve 10 yılların birikimiyle HDP’yi sonuna kadar fikriyat ve teşkilat olarak savunacağız. HDP’yi mutlaka yaşatacağız. Bunu herkes böyle bilsin ve hesabını herkes buna göre yapsın."

HDP PM toplantısında konuşan Eşbaşkanı Mithat Sancar,  PM’de bütün imkanları, ihtimalleri ana hatlarıyla tartışacaklarını; hangi imkanı, hangi seçenekte ve hangi ihtimale göre kullanacaklarını belirleyeceklerini söyledi. Sadece parti organları ile tartışmakla yetinmeyeceklerini; halkla buluşacaklarını; önde gelen saygın hukukçuları ile toplantı gerçekleştireceklerini kaydeden Sancar, bir kez daha tüm demokrasi güçlerine, uluslararası kamuoyu ve güçlere sorumluluklarını hatırlattı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM), yeni dönem yol haritası ve mücadele hattını belirlemek üzere dün Ankara’da toplandı. Eşbaşkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, birçok milletvekili de katıldı. Toplantı öncesi açıklamalarda bulunan Eşbaşkan Sancar, “Burada ne konuşulacak diye merak ediyorlar, etsinler. Biz gündemimizi konuşacağız. Bize dayatılan gündem kapatma davası, vekilliklerin düşürülmesi, siyasi operasyonlar… Bizim gündemimiz ise halkın gündemi” dedi.

Meydanların mesajı açık

 Sancar, Newroz meydanlarından verilen mesajın çok açık olduğunun altını çizerek, “İnsanlar özgürlük, eşitlik istiyor, iradesine sahip çıkıyor. Bu mesaj, bize bu dönemde en güçlü destek olmuştur. İnsanlar aşına, ekmeğine, özgürlüğüne, onuruna sahip çıkmakta kararlı. İktidar tükeniyor, tükendikçe elinde kalan tek imkanı devreye sokuyor. Bu imkan da devletin çıplak zor aygıtıdır. Polisiyle, yargısıyla, demokrasi güçlerini sindirmek istiyor. Böylece iktidarını sürdürebileceği inanıyor. Oysa bu halka verebilecekleri bir şey kalmadığını herkes görüyor, kendileri de biliyor” şeklinde konuştu.

Kesintisiz mücadele

 İktidar tarafından arka arkaya çeşitli planlar ve bildirgelerin yayınlandığına dikkat çeken Sancar, şöyle devam etti: “İnsan Hakları Eylem Planı adı altında bir belge açıklıyorlar. Ekonomi Eylem Planı diye bir program açıklıyorlar. Bunların tamamının anlamı, aslında geçmişten bugüne bu ülkeye yaptıkları çöküşlerin itirafıdır. İnsan Hakları Eylem Planı, insan haklarını nasıl ayaklar altına aldıklarının açık itirafıdır. Bu iktidarda insan hakları alanında kendi yaptıkları tahribatları düzeltecek bir adım beklemiyoruz. Haklar onlara ihtiyaç duyanlarındır. Haklar onlarla yaşamayı arzu eden insanlarındır, halklarındır, toplum kesimlerinindir. Dolayısıyla hakların kazanılmasının da tek yolu kesintisiz mücadeledir.”

Savaş politikasının çöküşüdür

 Ekonomi alanında açıklanan programın da aslında talanın, rantın, savaş politikalarının çöküşünün açık itirafı olduğunu kaydeden Sancar, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Neyi kötü yaptılarsa o programda kendi itiraflarıyla görebilirsiniz. Bizler de diyoruz ki; açıkladığınız eylem planlarının sizi iktidarda tutacak herhangi bir imkân yaratması söz konusu olamaz, çünkü bu çöküşün sebebi bizatihi bu iktidardır, bu iktidarın zihniyetidir. Bütün bunlar yaşanırken, özellikle 2018 seçimlerinden bu yana ekonomi giderek çökerken ve bu çöküşün yükünü geniş halk kesimleri omuzlamak zorunda kalırken, hatta ezilenler, yoksullar, emekçiler bu yükün bedelini ödemeye zorlanırken, iktidar başka gündemler yaratmaya çalışıyor. İnsanları başka gündemler üzerinden kendi programının, fikirlerinin arkasına dizmeye çalışıyor. Bunların başında kutuplaştırma, ayrımcılık, gerilim ve savaş politikaları geliyor. Bu iktidarın şu an bu ülkede geleceğe dair kadınlara, gençlere, emekçilere, halklara söyleyebildiği tek şey daha fazla baskı, daha fazla şiddet, daha fazla ayrımcılıktır. Biz de bunun tam tersini söylüyoruz. Daha fazla özgürlük, daha fazla refah ve eşitlik diyoruz.

HDP’nin hedef alınması

 Bize yönelen baskıların temelinde de bu var. En güçlü programı sunan parti HDP’dir. Özgür ve eşit bir yaşamı, barışı getirecek olan fikriyat, HDP fikriyatıdır. Baskıyı, yasakları, talanı, yalanı çıkaracak olan güç, HDP’nin etrafında kenetlenen hakların gücüdür. İşte bunu bildikleri için de bizi denklemin dışına çıkaracak operasyonları devreye sokuyorlar, ancak bunlar nafile. HDP fikriyatının öncesindeki bütün örgütlenmeleri, partiler denklemin dışına çıkarmaya çalışan siyasi iktidarların ve partilerin kendileri erimiş, tarihin karanlık sayfalarına gömülmüştür. Bu sefer de bundan farklı olması için hiçbir neden yok. Tam tersine aynı şeyin daha çok tekrar etmesi için daha fazla neden var.

HDP’yi kapatamazlar

 HDP’yi kapatmaya çalışmak nafile bir çabadır. HDP bir bina veya şahıslardan ibaret değildir. HDP güçlü bir fikriyattır. O nedenle HDP’yi kapatamazlar. HDP’yi kapatma çabası sadece kendi iktidarlarının artık bitmekte olduğunun açık itirafıdır. Newroz meydanlarından aldığımız güçle, parti çalışanlarımızın inancı ve kararlılığı ile arkamızdaki 10 yılların birikimi ile HDP’yi sonuna kadar savunacağız. HDP’yi fikriyat olarak da teşkilat olarak da savunacağız. HDP’yi mutlaka yaşatacağız. Bunu herkes böyle bilsin ve hesabını herkes buna göre yapsın.

HDP’nin gücü

 HDP’nin siyasi dengeleri belirleme gücü, herkesin bildiği bir gerçek. Biz bu gücü sonuna kadar büyüterek yürüteceğiz. Bu gücü mutlaka hayata geçireceğiz. Toplumsal dengelerin, siyasal iktidar hesaplarının tamamını belirleyecek temel güç HDP’dir. HDP bu gücünü sonuna kadar kullanacaktır. Kapatma davasının sonucu ne olursa olsun biz bu gücü kullanmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu gücü kullanacak imkanlarımız, yollarımız var. Öncelikle parti çalışanlarımız, seçmeniz ve Türkiye’nin tüm demokrasi güçleri buna inansınlar. HDP yoluna devam edecektir. HDP’yi kapattırmayacağız. HDP’yi kapatma hamlesini boşa çıkaracağız. HDP’yi büyüterek yola devam edeceğiz. Bu iktidarı hileleri hurdaları çoktur, biliyoruz. Bu bize dert değil. Bizim direnişimiz ve kararlığımız onlara dert olacaktır. HDP yaşayacaktır, çünkü HDP halktır ve haklıdır. Haklı olduğu için de yoluna en güçlü şekilde devam edecek.

Yol bellidir, haritası da 

Bu yolda yürürken hepimize önemli görevler düşüyor. Parti Meclisi, en yüksek karar organı olarak bu sorumluluğun farkında. PM’de bütün imkanları, ihtimalleri ana hatlarıyla tartışacağız ama yolumuz bellidir. Yolumuz demokrasi, özgürlük, aş, iş, eşitlik ve barıştır. Bu yolu nasıl yürüyeceğiz? Bu yolu yürüyecek haritalarımız da imkanlarımız da vardır. Hangi imkanı, hangi seçenekte ve hangi ihtimale göre kullanacağımızı da öncelikle parti organlarımıza göre belirleyeceğiz. Parti organlarımızda en başta PM’de tartışarak yolumuzun haritasını da çıkaracağız. Sadece parti organları ile tartışmakla yetinmeyeceğiz. Halkla buluşacağız. Önümüzdeki hafta Mardin’de bölge toplantısı yapıyoruz. Bütün önemli sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini, kanaat önderlerini davet ediyoruz, onların önerilerini dinleyeceğiz ve not edeceğiz.

Kesintisiz buluşmalar

 En kısada sürede ülkenin önde gelen saygın hukukçuları ile toplantı gerçekleştireceğiz. Onların da fikirlerini ve önerilerini dinleyeceğiz. Demokrasi güçleri ve tabanımızla buluşmaları kesintisiz yapacağız. Buradan çıkacak önerileri en son yine parti kurullarımızda masaya yatıracağız. Hangi seçenekte nasıl hareket edeceğimizi, hangi ihtimale nasıl cevap vereceğimizi netleştirip bu sürecin sonunda Türkiye ve dünya kamuoyuyla paylaşacağız. Bir şey açık ve nettir; HDP’yi savunacağız ve yaşatacağız. Bu bizim bu yolda ışığımız, bu yolu aydınlatan parolamızdır. Herkesin, diğer bütün seçenekleri bu ışığın altında, bu ışığın çerçevesinde değerlendirmesini istiyoruz. Yürüyüşümüzün rotası ve hedefini bu ışık belirleyecektir.

Kötülüğün iktidarı

Bu iktidar baskıyı bir yöntem olarak kullanıyor. Yasak bu iktidarın zaten mayasında var. Her türlü zulmü yapıyorlar ama doymuyorlar. Bu onları tatmin etmiyor. Kötülük yapmak istiyorlar. Kötülük adı hukuksuzluklara en dibe varan kadar yalanı ve keyfilik demektir. Sadece baskı ile yetinmemek aynı zamanda insanlara eziyet etmek anlamına gelir kötülük.

Siz kötülük yapmaya devam edin. Biz iyiliği büyütmeye kararlıyız. Siz baskıya, zorbalığa devam edin, biz adaleti herkes için savunmaya devam edeceğiz. Siz bu ülkenin geleceğini karartabileceğinizi sanıp durun, biz bu ülkeye aydınlığı getireceğiz. HDP, eşitlik içinde kardeşçe yaşamanın, barışın demokrasinin güvencesidir. O nedenle sorumluluğumuz büyük, görevimiz ağırdır ama inancımız ve kararlılığımız da bir o kadar sağlamdır. Tekrar ediyoruz, HDP’yi kapatma çabası, korkunun tavan yapmış halidir. HDP’yi kapatma çabası, bu ülkeyi karanlığa teslim etme hırsının yansımasıdır. Kapatma davası sadece HDP ile ilgili bir mesele değildir, bu ülkenin geleceği meselesidir.

Açık ve net tavır

 Bu ülkenin demokrasi yoluna, barış özlemine, özgürlük iradesine inanan herkesin duruşunu açıkça ortaya koyması, bu operasyona karşı açık ve net tavır almasını bekliyoruz. Bıkmadan, usanmadan diyoruz ki; bu yardım çağrısı değil, herkese kendi sorumluluğunu hatırlatma görevidir. ‘HDP’nin etrafında kenetlenin’ demiyoruz. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak için sorumluluğunuzu yerine getirin, diyoruz. Bütün demokrasi güçlerine sesleniyoruz. Bu çağrıyı uluslararası kamuoyuna da yapıyoruz. Türkiye’nin üye olduğu kuruluşlara da sesleniyoruz.

AK ve AB’nin sessizliği 

Bu kuruluşlar belli ilkelerle ortaya çıkmış örgütlenmelerdir. Türkiye'deki hukuksuzluğa üyesi bir devletin adaletsizliğine, Avrupa Konseyi de Avrupa Birliği de sessiz kalırsa, seyirci kalırsa kendi ilkelerini, kendi değerlerini çiğnemiş olur. Bizim uluslararası alana çağrımız da yardım çağrısı, imdat feryadı asla değildir. Bizim gücümüz halktır, kararlılığımızı haklılığımızdan alıyoruz. Eğer birilerine bir şey hatırlatıyorsak, bunun anlamı herkesin sorumluluğunu yerine getirme mecburiyetidir. Biz bu sorumluluğu hatırlatmaya devam edeceğiz. Haklılığımız ve halktan aldığımız destek bizim yolculuğumuzun en güçlü kaynağıdır. Son olarak şunu da belirteyim; bu kadar pespaye bir iddianameyi hukukçular hazırlamış olamaz. Bunu hazırlayanlar basit ve saçma siyasi bildiriler yazmaya alışmış olan kişilerdir. Dolayısıyla kapatma davası iddianamesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı binasında hazırlanmış değildir. İktidarın küçük ortağının genel merkezinde hazırlanmıştır, büyük ortağının Saray’ında son şekli verilmiştir.”  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.