• Dört kardeş... Dört parça Kürdistan... Sertaç, Mordem, Cevahir ve Hawar... Onların öyküsü, son 50 yılın öyküsü. Uzak bir köyün küçük bir evinde başlar ve dağlara uzanır... Onlar ölür, kuşlar ağıt yakar... Onlar ölür, kuşlar zılgıt çeker... Onlar ölür, kuşlar kalplere konar... Büyük bedellerin onuru da büyük olur... O kapıdan geçtim, avucumda bu hikayeyi buldum.
  • Kısa bir epizot... Mahsum Korkmaz Akademisi'nde eğitim dönemidir. O sırada Sayın Abdullah Öcalan, Mordem'in fotoğrafının önünde O'na bakarak şöyle diyordur: "Ben sana demedim mi, erken şehit düşmek de ihanettir. Hani bana ihanet etmeyecektin." Bir süre gözleri dolmuş fotoğraftaki Mordem'i izler... Bu an gerillaların gelişiyle dağılır...

 

GÜLCAN DERELİ

"Haber versinler dostlara: Sertaç, Cevahir, tüm şehitlerimiz kanlarıyla suladılar topraklarımızı. Haber versinler Sertaç’ın Rodrigo'nun, Beethoven'in bestelerini çalan kuşlarına. Haber versinler Cevahir'in bahçemizdeki sarı çiçeklerine. Siz ey kuşlar, her sabah penceremize konar; Rodrigo'nun, Beethoven'in bestelerini çalardınız. Sertaç yatağından kalkar, mutfaktan ekmek getirip sizlere verirdi. Sonra çaldığınız müzik eşliğinde okurdu. Her 22 Şubat'ta mezarını siz ziyaret edin. Zaferin kesin olduğunu, mücadelenin büyüdüğünü, bayrağı yere düşürmediğimizi bildirin."

Bu cümleler Mordem’in kaleminden…*

Dört kardeş... Dört parça Kürdistan... Sertaç, Mordem, Cevahir ve Hawar... Onların öyküsü, son 50 yılın öyküsü. Uzak bir köyün küçük bir evinde başlar ve dağlara uzanır... Bir halkın arayışına can verir dört kardeş. Onlar ölür, kuşlar ağıt yakar... Onlar ölür, kuşlar zılgıt çeker... Onlar ölür, kuşlar kalplere konar... Büyük bedellerin onuru da büyük olur... Diyalektiğin yasası maneviyatta da işler. Dört kardeşin öyküsü de öyle... Sertaç, Mordem, Cevahir ve Hawar... Kapısını çalıp hikayesini dinlediğiniz her bedel vermiş ailenin hikayesidir; ama hepsi hem biriciktir, hem de her bedel vereni anlatır. Ben de bir uzak köyün, Varto'da küçük bir evin kapısını çaldım. Karşıma dört can, dört parça ve kuşların hikayesi çıktı. O kapıdan geçtim, avucumda bu hikayeyi buldum. Uzun bir süre taşıdım. Dokunamadım, yazamadım... Dört kuşun kafesinden uçuşunun, dört parçaya konuşun hikayesidir...

Sertaç (Ali Abbas Kaya)

Sertaç

Ali Abbas Kaya (Sertaç), Ayhan Kaya (Mordem), Kenan Kaya (Cevahir), Ercan Kaya (Hawar) 9 kardeşli bir ailenin üyeleridir. Muş'un Varto ilçesine bağlı Segiran köyünde (Diktepe köyü) dünyaya gelirler. Varto'nun geçmişten gelen politik bir yanı vardır. Kaya ailesinin siyasal şekillenmesi ise Ali Abbas Kaya ile olur. 1964 doğumlu olan Ali Abbas Kaya, ailenin en büyük ikinci çocuğudur. Hacettepe Sosyoloji Bölümü'nde okurken Kürt Özgürlük Mücadelesi'yle tanışır. Ve kardeşlerinin de bu mücadeleyle buluşmasını sağlar. Kardeş Çayan Kaya, şöyle anlatıyor: "Bütün kardeşlerini örgütledi, bilinçlendirdi. O kardeşlerini sakınmıyordu. Onların da siyasal olarak gelişmesi için çaba sarf ediyordu. Çok donanımlı ve birikimliydi. Kürt sorununun sınıf temelli çözülmesi gerektiğini söylüyordu. ‘Kürdistan'da bir feodalite var, o feodalite ezilmişlik üzerine’ diyordu, ulus ve sınıf temelli yaklaşıyordu. Hep öyle çalışmaları vardı. Siyasal mantığı temel alıyordu. Talihsizlik çok kısa kalması oldu. Sonradan onun siyasal anlamda Hacettepe’de sorumluluklar üstlendiğini öğrendim. Öğrenci gruplarının örgütlenmesinden, partiye, mücadeleye katılmasına kadar birçok sorumluluklar üstlenmiş. Hacettepe'de örgütlenme çalışmalarına 1985-86 yıllarında başlıyor ve 1991’e kadar gidiyor. Zaten Haziran 1991‘de diplomasını alıyor ve 6-7 kişilik bir grupla Dêrsim’e gidiyor."

Kezban Kaya

Dönmeyeceğini hissettim

Anne Kezban, oğlu Ali Abbas'la son görüşmesini şu sözlerle anlatıyor: "Her zaman Ankara’ya gidip geliyordu ağlamıyordum. Ama son gidişinde Ankara’ya gidiyorum deyince ağlamaya başladım. Bu gidişin diğerleri gibi değil dedim. İçime bir ateş düştü gidecek bir daha gelmeyecek diye hissettim." Anne yüreği hissetmişti...

Cevahir (Kenan Kaya)

Cevahir

Kimlik sorgulaması ve Kürt bilincinin açığa çıkması Ali Abbas'ın daha çok çabalamasına neden olur. Ve bu bilinci kardeşlerine aşılamaya başlar. İlk olarak lisedeki kardeşi Kenan'ı (Cevahir) etkiler. Kardeş Çayan Kaya, anlatıyor: "Kenan 72 doğumluydu. Varto Lisesi'nden mezun oldu. Önce İzmir’e oradan İstanbul’a gitti. Bu süre zarfında Ali Abbas abimle hep ilişki içerisindeler. Yayınları dağıtıyor, metropol çalışmasında kısa süreli yer alıyor. Üniversite sınavına giriyor ve kazanıyor, ancak üniversiteye gitmiyor. İstanbul’da 8-10 kişilik bir arkadaş grubuyla birlikte Ağustos 1990’da katılım yapıyor."

Hawar (Ercan Kaya)

Hawar

Ailede mücadeleye olan aşk giderek derinleşirken diğer kardeş Ercan (Hawar) da yönünü dağlara çeviriyor. 1976 doğumlu olan Ercan Kaya lise birinci sınıf öğrencisidir. Daha çok genç olmasına rağmen içindeki özgürlük ateşi onun yaşamına yön verir. Kardeş Çayan Kaya, şöyle anlatıyor: "Kenan'dan sonra Ercan katılım yapıyor. Ercan o zaman lise birinci sınıf öğrencisiydi. Daha çok gençti. Varto Lisesi’nde bir örgütlenme oluyor, yaklaşık 20 arkadaş birlikte 1 Mayıs 1992 yılında katılım yapıyor. O zaman Ercan okul birincisiydi. Mordem’in de okul birincilikleri vardı. Ortaokulda, hatta bir dönem Mordem birinci oluyor Ercan ikinci, bir dönem de tam tersi oluyordu. Bu durum epey gündem de olmuştu."

Çayan Kaya

Hawar'ın gidişi...

Ercan Kaya'nın gidişi babası Ali Kaya'yı derinden etkiler. Devamını kardeş Çayan Kaya'dan dinliyoruz: "Ercan, 'Ben Kasıman köyüne top oynamaya gidiyorum' diyor. Babam bunu duyunca katılım yapacağını anlıyor. Babam, Ercan’ın katılımından çok etkilendi, bir süre sonra vefat etti. Babamın gizli bir sağlık sorunu var gibiydi. Çok nüksetmemişti sanki ondan sonra nüksetti. Birden vefat etti. Polis baskı yapıyordu ama babam asla taviz vermiyordu. Benim çocuklarım ne karar almışsa ben onların arkasındayım derdi."