Rojava Özerk Yönetimi Eğitim ve Öğretim Kurulu eski Eşbaşkanı Samira Hecî Elî ile Kürtçe eğitimin geleceğini konuştuk.
- Kürt çocukları için hazırlanan müfredat da Kürt dili ve kültürünü esas alan bir içeriğe sahipti. Biz bunun ortak ulusal müfredat içerisinde güvence altına alınmasını istiyoruz. Henüz nihai bir sonuca ulaşılmış değil. Biz Suriye genelinde uygulanacak ulusal müfredattan yanayız.
- Taleplerimizde ısrarcıyız. Kürtçenin eğitim ve öğretim dili olması da bunların başında geliyor. Ana dilde eğitim hakkının güvence altına alınması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız çocuklarımızın ilkokuldan üniversiteye kadar kendi ana dillerinde eğitim ve öğretim görebilmesidir.
ERKAN GÜLBAHÇE
Rojava’da 2026-2027 eğitim-öğretim yılı 6 Eylül’de tartışmalar ve öğrenci eylemleriyle başladı. Şam ile yürütülen entegrasyon süreci, Rojava’da 12 yılı aşkın sürede oluşturulan eğitim sisteminin geleceğini de tartışmaya açtı. Suriye Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçeyi haftada üç ders saati ve bir saat etkinlikle sınırlandırması, bazı derslerin Kürtçe, matematik ve fen bilimleri gibi derslerin ise Arapça verilmesini öngörmesi, yıllardır ana dilinde eğitim gören öğrenciler ve ailelerin tepkisine yol açtı. Hesekê ve Kobanê’de öğrenciler derslere girmedi; ardından eylemler Qamişlo, Amûdê, Dêrik, Çil Axa ve Til Temir gibi merkezlere yayıldı. Ana dilde eğitimin sürdürülmesini isteyen öğrenci ve ailelerin eylemleri devam ediyor. Rojava Özerk Yönetimi Eğitim ve Öğretim Kurulu eski Eşbaşkanı Samira Hecî Elî, bugün de eğitim alanındaki çalışmalarda yer alıyor. Samira Hecî Elî ile Şam’la yürütülen entegrasyon sürecini, 6 Eylül’den bu yana yaşanan gelişmeleri, öğrenci ve ailelerin eylemlerini, müfredat tartışmalarını ve Kürtçe eğitimin geleceğini konuştuk.
Rojava eğitim yetkilileri ile Şam arasında yapılan görüşmelerde hangi konularda anlaşma sağlandı, hangi konular hâlâ çözümsüz?
Şu anda Rojava yetkilileriyle Suriye Eğitim Bakanlığı arasında eğitim konusunda doğrudan bir görüşme yürütülmüyor. Entegrasyon sürecinin başlamasıyla görüşme mekanizması değişti. Entegrasyonu yürütmek üzere komiteler kuruldu; Hesekê ve Cizîr’de eğitim müdürlükleri oluşturuldu. Eğitim sisteminin geleceğine ilişkin çalışmalar artık bu komiteler ve müdürlükler üzerinden yürütülüyor.
Entegrasyon öncesinde bizim yürüttüğümüz çalışmalarda ana dilde eğitim temel bir ilkeydi. Yalnızca Kürtlerin değil, bölgede yaşayan bütün halkların kendi ana dillerinde eğitim görebilmesi ve farklı inançların eğitim sistemi içerisinde kendilerini ifade edebilmesi esas alınıyordu. Kürt çocukları için hazırlanan müfredat da Kürt dili ve kültürünü esas alan bir içeriğe sahipti. Biz bunun ortak bir ulusal müfredat içerisinde güvence altına alınmasını istiyoruz. Henüz nihai bir sonuca ulaşılmış değil. Entegrasyon süreci kapsamında varılan mutabakatlara göre 2026-2027 eğitim yılında mevcut eğitim sisteminin devam etmesi, yeni sisteme ilişkin değişikliklerin ise 2027-2028 eğitim yılından itibaren yapılması öngörülüyordu. Asıl tartışma bundan sonraki dönem üzerinde yoğunlaşıyor. Eğitimin hangi dilde sürdürüleceği, hangi derslerin Kürtçe verileceği ve çok dilli eğitim sisteminin nasıl şekilleneceği konusunda çalışmalar devam ediyor.
Suriye Eğitim Bakanlığı, Kürtçenin haftada üç saat okutulması ve bir saatin de etkinliklere ayrılması yönünde karar aldı. Sizin talebiniz nedir?
13. Kararname’de Kürtçe ulusal bir dil olarak tanımlandı. Daha sonra Suriye Eğitim Bakanlığı, Kürtçenin haftada üç saat okutulması ve kültürel ve dilsel çalışmalar için de bir saat ayrılması; coğrafya, sosyal bilimler ve tarih gibi bazı derslerin Kürtçe, diğer derslerin ise Arapça verilmesi yönünde karar aldı. Bizim talebimiz Kürtçenin yalnızca haftada birkaç saat okutulan bir ders olması değil, anayasada statüsü belirlenen eğitim ve öğretim dili olmasıdır. Çünkü bölgemizde yıllardır iki ve üç dilli bir eğitim sistemi uygulanıyor. Çocuklarımız matematik, fizik, kimya ve biyoloji dahil bilimsel dersleri de Kürtçe görüyor. Dolayısıyla bizim açımızdan Kürtçenin bilim ve eğitim dili olup olamayacağı teorik bir tartışma değil; yıllardır yaşadığımız bir eğitim deneyimidir. Çocuklarımızın Arapça öğrenmesine karşı değiliz. Araplarla birlikte yaşıyoruz. Ancak bunun için eğitim dilinin Arapçaya dönüştürülmesi gerekmiyor. Bizim talebimiz Kürtçenin yalnızca bir ders değil, eğitim dili olarak kabul edilmesidir.
Binlerce çocuk ilkokuldan itibaren matematik, fen, tarih gibi dersleri Kürtçe gördü. Şimdi bu derslerin Arapçaya çevrilmesi çocuklar açısından ne tür sorunlar yaratabilir?
Anaokulundan itibaren ana dilinde eğitim gören çocukların birden farklı bir dilde eğitim görmek zorunda kalması onların eğitimi, geleceği ve psikolojisi üzerinde ciddi etkiler yaratacaktır. Çocuklar ana dillerinde dersleri daha iyi anlıyor, araştırıyor ve kendilerini daha rahat ifade edebiliyor. Bu nedenle çocukların eğitimlerini Kürtçe sürdürmesini istiyoruz. Dokuzuncu sınıflar geçiş dönemi kapsamında bütün derslerini Kürtçe görüyor ve mevcut müfredat uygulanmaya devam ediyor. Ancak diğer sınıflarda alınan karara öğrenciler ve aileler tepki gösteriyor. Eylem ve etkinlikler de devam ediyor. Bu konu Halklar Meclisi’nde de gündeme geldi ve kararın ertelenmesi önerildi.
Şam, Kürtçe eğitim verilecek belirli okulların isimlerini açıkladı. Bu okullar hangi kriterlere göre seçildi? Listede olmayan bir okulda aileler Kürtçe eğitim talep ederse sınıf açılabilecek mi? Bunun için belirlenmiş asgari bir öğrenci sayısı var mı ve bu konuda karar yetkisi kimde olacak?
Açıkçası bu okulların hangi kriterlere göre belirlendiğini ve neden yalnızca belirli okulların isimlerinin açıklandığını biz de tam olarak anlayabilmiş değiliz. Açıklanan okullar arasında Kobanê’den hiçbir okulun bulunmaması da bizim için anlaşılır değil. Neden bazı bölgelerde belirli okullar seçilirken Kobanê’de hiçbir okul belirtilmediğini bilmiyoruz. Bizim açımızdan asıl mesele okul isimlerinin açıklanması değil, Kürtçe eğitimin nasıl güvence altına alınacağıdır. Bir okul açıklanan listede yer almasa bile ailelerin çocukları için Kürtçe eğitim talep etme hakkı vardır. Biz Rojava’nın ihtiyaç duyulan bütün köy, kasaba ve şehirlerinde bu talebin karşılanması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitim müdürlüklerinin de ailelerin ve öğrencilerin taleplerini dikkate alması gerekiyor. Ancak listede olmayan yerlerde Kürtçe sınıfların nasıl açılacağı ve bunun için belirli bir öğrenci sayısının aranıp aranmayacağı konusunda henüz netlik yok. Bu da önümüzdeki süreçte çözülmesi gereken konulardan biridir. Burada başka bir sorunla da karşılaşıyoruz. Kürt ailelerin bir bölümü çocuklarını Arapça eğitim veren okullara gönderiyor. Bu durum Özerk Yönetim döneminde de vardı ve bugün de devam ediyor. Biz bunu bir eksiklik ve endişe kaynağı olarak görüyoruz. Dolayısıyla yalnızca merkezi yönetimle ana dilde eğitimi tartışmıyoruz; aynı zamanda Kürt ailelerin çocuklarını ana dillerinde eğitim veren okullara göndermeleri konusunda da çaba gösteriyoruz.
Son 12-13 yılda Kürtçe eğitim için öğretmenler yetiştirildi, ders kitapları ve eğitim materyalleri hazırlandı. Yeni sistemde bu öğretmenlerin, kitapların ve oluşan eğitim birikiminin durumu ne olacak?
2014 yılından bu yana Rojava’da eğitim alanında büyük bir çalışma yürütüldü. Binlerce öğretmen yetiştirildi, yüz binlerce öğrenci ana dilinde eğitim gördü ve bütün branşlarda eğitim materyalleri hazırlandı. Bu materyaller hâlâ geliştiriliyor. Bu kadar emekle oluşturulan eğitim birikiminin yok sayılması bizim için büyük bir üzüntü kaynağıdır. Entegrasyon kapsamında Özerk Yönetim bünyesinde görev yapan öğretmenler Suriye Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Bu öğretmenlerin tamamı Kürtçe eğitim veriyordu. Kürtçe eğitim saatlerinin azaltılması ve hazırlanan müfredatın değiştirilmesi doğal olarak öğretmenlerin durumunu da etkileyecektir. Bütün öğretmenler görevlerinin başında kalacak mı, yoksa sayıları azaltılacak mı? Bunu ilerleyen süreçte göreceğiz. Şu anda öğretmenlerin geleceğine ilişkin görüşmeler devam ediyor.
Biz entegrasyon sürecinde öğretmenlerimizin işsiz kalmasını kabul etmeyeceğiz. Öğretmenlik sertifikasına sahip her öğretmenin görevinin başında kalması konusunda kararlıyız. Aynı şekilde Kürtçe hazırlanan eğitim materyallerinin resmi olarak okullarda kullanılması ve müfredatın uygulanması konusunda da ısrarımız devam ediyor. Biz Suriye genelinde uygulanacak ortak bir ulusal müfredattan yanayız ve bunu kabul ediyoruz. Ancak eğitim dili kesinlikle Kürtçe olmalıdır. Bizim için Kürtçenin eğitim dili olması çok önemlidir. Amaçlarımıza ulaşabilmek için bazı konularda esnek davranmamız, bazı tavizler vermemiz gerekebilir. Ancak bazı konularda kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Kürtçenin eğitim ve öğretim dili olması da bunların başında geliyor.
Özerk Yönetim döneminde eğitim gören öğrencilerin diploma ve eğitim belgelerinin tanınacağı açıklandı. Bu nasıl gerçekleştirilecek? Öğrenciler eğitim yılı kaybetmeden öğrenimlerine devam edebilecek mi?
2026-2027 eğitim yılı Rojava’da mevcut sistemle devam edecek. Şimdiye kadar Özerk Yönetim döneminde verilen bütün diplomalar geçerli olacak. Özerk Yönetim okullarından mezun olan öğrencilerle Suriye’nin diğer bölgelerindeki okullardan mezun olan öğrenciler arasında diploma açısından bir fark olmayacak; diplomalar tanınacak. Ancak öğrencilerin üniversitelere yerleştirilmesi konusunda bazı görüş farklılıkları var. Şu anda bunlar konuşuluyor ve tartışılıyor. Bunun da ilerleyen süreçte bir çözüme bağlanması gerekiyor.
Özellikle tarih, coğrafya, sosyal bilgiler ve kültür derslerinin içeriği konusunda Kuzey ve Doğu Suriye ile Şam’ın müfredatı arasında farklılıklar var. Temel anlaşmazlıklar neler?
Şu anda merkeziyetçilik ile adem-i merkeziyetçilik, çok renklilik ile tek renklilik, çok kültürlülük ile tek kültürlülük arasında ciddi farklılıklar var. Bu nedenle tarih, coğrafya, sosyal bilgiler ve kültür derslerinin içeriği konusunda da farklı bakış açıları bulunuyor.
Biz Suriye genelinde ortak bir ulusal müfredat oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu müfredatta her etnik ve dini kimliğin, farklı düşüncelerin, kısacası Suriye’de yaşayan bütün renklerin kendisini görebilmesi gerekiyor. Hazırlanacak müfredat bütün Suriye halklarına hizmet etmelidir. Böyle bir müfredat hazırlandığında sorunların önemli bir bölümünün de ortadan kalkacağını düşünüyoruz.
Her bölgenin coğrafyası, tarihi ve kültürü farklıdır. Bir bölgeye başka bir kültürü, tarihi veya dini dayatamazsınız. Biz bütün Suriye halklarının ve farklı kesimlerin kendisini içinde bulabileceği ortak bir müfredat hazırlanmasını ve bunun herkesin kendi dilinde eğitim ve öğretim hakkıyla tamamlanmasını istiyoruz. Bu konularda tartışmalar devam ediyor ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmış değil.
Kuzey ve Doğu Suriye’de eğitim yıllardır yerel eğitim kurumları ve meclisler üzerinden yürütülüyor. Entegrasyon sürecinde bu yapının geleceği ne olacak? Okullar, öğretmenler, müfredat ve eğitim dili konusunda karar yetkisi kimde olacak?
29 Ocak’ta gerçekleştirilen entegrasyon anlaşmasının ardından eğitim müdürlükleri kuruldu. Bu kapsamda Cizîr ve Hesekê’de Suriye Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim müdürlükleri oluşturuldu. Kobanê’de ise farklı bir durum var; Kobanê Halep bölgesine bağlandı.
Daha önce eğitim ve öğretim çalışmaları doğrudan yerel meclisler ve kurumlar tarafından organize ediliyordu. Şimdi ise müdürlükler Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak, bakanlığın planı çerçevesinde çalışıyor. Hem bakanlıkla ilişkileri yürütüyor hem de yerelde öğrencilerin, öğretmenlerin ve okulların sorunlarıyla ilgileniyor. Bununla birlikte özellikle Kürtçe eğitim ve öğretim konusunda da çalışmalar yürütüyorlar.
Sonuç olarak eğitim konusunda hedefiniz nedir?
Bizim mücadelemiz Kürtçenin Suriye’nin yeni anayasasında resmi bir dil olarak kabul edilmesi ve Kürt çocuklarının eğitimlerini kendi ana dillerinde görebilmesi içindir. Bugün öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin gösterdiği tepki de Kürtçe eğitim ve öğretimin onlar açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Entegrasyonla birlikte önemli değişiklikler oldu. Ancak biz taleplerimizde ısrarcıyız. Ana dilde eğitim hakkının güvence altına alınması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız çocuklarımızın ilkokuldan üniversiteye kadar kendi ana dillerinde eğitim ve öğretim görebilmesidir.