Eylül fırtınasına direnen kadın: Gülistan Ömürcan

Kadın Haberleri —

Gülistan Ömürcan

Gülistan Ömürcan

  • Haki Karer’in örgütleyip, mücadeleye kazandırdığı ilk kadın sempatizanlardan Gülistan Ömürcan, Mereş merkezli depremde yaşamını yitirdi. Kurdistan Özgürlük Hareketi’nin başlangıç yıllarında emeği geçen, gençleri, kadınları örgütleyen Gülistan Ömürcan, 12 Eylül askeri-faşist darbesinde risk üstlenip görevini sürdüren bir devrimciydi.

FİDAN YILDIRIM-SONGÜL ÖMÜRCAN

Mereş Bazarcix ve Elbistan merkezli yaşanan depremde PKK’nin ilk kadın sempatizanlarından olan Gülistan Ömürcan ablası Hatice Akarsu ile birlikte göçük altında kalarak yaşamını yitirdi. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin ilk yıllarına emeği geçen, mücadelenin büyüyüp gelişmesinde çaba sarf eden, bu uğurda cezaevi yatan Gülistan Ömürcan’ı kuzeni, akrabası ve yol arkadaşı Fidan Yıldırım ve Songül Ömürcan yazdı.

12 Eylül fırtınasına karşı başını eğmeyen bir kadın

6 Şubat 2023 sabahı deprem önemli yerleşim alanlarını vurdu. Yıkım hiçbirimizin tahayyül edemiyeceği boyutlardaydı. Başka ülkelerde depremler en az yıkım ve can kaybıyla sonlanırken bizim ülkemizde ise ‘takdiri ilahi’ veya ‘kader’ kelimeleriyle geçiştirilip devlet aklı ve sorumluluğu ötelenmektedir. Devletin ve kapitalizmin doğaya elbirliğiyle yapmış oldukları saldırılar önlenemez ve geri dönüşü imkansız boyutlara taşıyan düzeylerde süreklileşen felaketlere yol açmaktadır.

Dayanışmaya bile kayyum atadı

Coğrafyamızda fay hatlarının hem Mezopotamya hem de Anadolu’yu kapsadığı bilinmektedir. Ancak buna rağmen hiçbir önlem almaksızın deprem vergisini ceplerine indirenler, yerleşim alanlarını fay hattı üzerine kurmaya teşvik edenler, depremde yardım etmesi gereken kurumların azami kar hırsıyla insanlık dışı alışkanlıklarla yapmaları gereken yardımları parayla satmaları, devletin enkaz altında kaldığı veya ölü taklidi yaparak yapacaklarını da yapmaması büyük can kayıplarına ve yıkımlara neden olmuştur. Deprem yine ezilenleri, yoksulları, farklı inançları ve etnisiteleri vurmuştur. Dolayısıyla tekçi kimliğin ‘babası’ olan bu devlet ayrımcılığı körükleyerek yine yandaş-kardaş gibi kavramlarla diğerlerini ötekiler ve bizden olmayanlar olarak damgalayarak son ana kadar da ne yardım götürmüş ne de enkaz çalışmalarına katılmıştır. Öyleki var olan toplumsal dayanışmaya kayyum atarak insanların devletten habersiz bir aradalığını, dayanışmasını, sevgisini, paylaşımını ketum bir yüzle çekiştirerek yapabilse ruhlarımıza-duygularımıza set örecekti ki bu çabası nafile kaldı...

İnsanlarımız hala zemheride yaşıyor

Depremin bilançosu ağır. Yüzbinler canlarından oldu. Çocuklarımız kaçırıldı veya kaybettirildi. Tarikatların elinde kendi toplumuna düşman olarak yetiştirilecekleri tekin olmayan ellere bırakıldı. İnsanlarımız hala zemherinin altında yaşıyor, yaşama mücadelesi veriyor. O yüzden bu faşist hükümete ruhlarımıza, duygularımıza, ahlak ve vicdanımıza kayyum atamıyacağını göstermek bundan sonraki asli görevimizdir. Bugüne kadar gönüllülük esasında yürüttüğümüz toplumsal dayanışma çalışmalarını bundan sonrada yükselterek ve süreklileştirerek devam ettirelim. Ta ki; insanlarımız temel sorunlarını çözene kadar.

Depremin alıp götürdüğü canlar

Bizler de bu toprakların çocukları olarak çok büyük acı ve kayıplar yaşadık. Ama en büyük üzüntü ise doğduğumuz-büyüdüğümüz anılarımızın sirayet ettiği her karış toprakta, o höyüklerde, üzüm bağlarında veya pamuk tarlalarında alın teri döktüğümüz o güzel ülkemizin bu yıkımı çok sarsıcı yaşaması olmuştur. Analarımızın-atalarımızın alınteriyle, dişle, tırnakla var ettiği, doğduğumuz, nice anılar biriktirdiğimiz yurdumuzu, şehirlerimizi, kasabalarımızı, köylerimizi yerle bir eden deprem felaketinin nice canımızı bizden koparması ise telafisi imkansız sonuçlara yol açtı. Bunlardan biri de Gülistan Ömürcan'dı. Bazarcix’ta (Pazarcık) ablası Hatice Akarsu'nun evinde depreme yakalandılar ve ne yazık ki, her ikisinin de cansız bedeni çıkarıldı enkaz altından.

 

Hatice Akarsu

Haki Karer’in ilk öğrencilerindendi

Gülistan Ömürcan, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin başlangıç yıllarında bu mücadeleye inanıp onun gelişiminde emeği olanlardan biriydi. 10 Mart 1960'ta Pazarcık'ın Bayramgazi Köyü'nde doğdu. Çiftçi bir ailenin sekiz çocuğundan biriydi. İlkokulu köyde okuduktan sonra Antep'te ortaokula devam etti. Düztepe Ortaokulu'nda öğrenci olduğu yıllar, ‘Kurdistan Devrimcileri’nin Ankara'dan Kürdistan'a dönüş kararı verip 1976'dan itibaren başta Antep olmak üzere birçok Kurdistan kentinde gençlik arasında ajitasyon, propaganda ve örgütlenme faaliyetleri yürüttükleri yıllardı. Bu yıllarda Haki Karer, Antep'te ‘Kürdistan Devrimcileri’nin tanıtılıp taraftar kazanılması faaliyetlerini yürütüyordu ve büyük saygı, güven yaratarak gençliği mücadele saflarına çekiyordu.

Faşistlerle yoğun çatışmaların olduğu bu yıllar, devrimcilere sempati duyan gençlerin kendi içlerinde örgütlenerek faşist saldırılara karşı durduğu ve bilinçlenme faaliyetleri yürüttüğü yıllardı. Gülistan Ömürcan da bu süreçte kendi köylüsü olan birçok gençle birlikte ‘Kürdistan Devrimcileri’nin sempatizanları arasında yer alıyordu. O dönemde Antep'te terzilik yapan ağabeyi Mustafa Ömürcan ile kaldıkları ev başta Haki Karer olmak üzere özgürlük mücadelesinin öncülerinin kullanımına açılmış evlerden biriydi ve onlar da Haki Karer'in öğrencileri arasında yer alıyorlardı. Mustafa Ömürcan, Filistin kamplarında eğitim görmüştü ve 15 Ağustos Atılımı'nda Şemdinli baskınının öncülerinden biriydi. 1987'de gerilla kamplarından Kürdistan'a döndüğünde Adıyaman'da devlet güçleriyle girdikleri çatışmada dört yoldaşıyla birlikte şehit düştü.

Sempatizanlıktan aktif devrimciliğe adım attı

Gülistan Ömürcan Antep'te bu yıllarda Kürt halkının Önderini de tanımış, seminerlerini dinlemişti. Sempatizanlıktan aktif devrimciliğe adım atan ilk kadınlardan biri oldu ve Antep'teki örgütlenme çalışmalarında yer aldı. Kendi köyündeki gençlerin mücadeleye kazanılmasında da öncülerden biri oldu, kadınları örgütledi. Sesi çok güzeldi, Kürtçe devrimci stranlar dilinden düşmezdi ve köyünden birçok insanı bu stranlarla tanıştıran ilk insandı. 12 Eylül Askeri-Faşist Darbesi sürecinde Antep faaliyetlerinde sorumlu düzeyde yer alanlardan biriydi ve birçok kadronun geri çekildiği, aranır duruma düşüp iş yapamadığı koşullarda büyük riskler altında görevlerini sürdürdü.

İşkence gördü

Gülistan Ömürcan 1981 yılı başlarında 12 Eylül faşizminin operasyonlarında Antep'te tutuklanan yüzlerce kişiden biriydi ve aylarca süren gözaltı sürecinde insanlık dışı işkencelerden geçirildi. Antep Cezaevi'nde bir süre kaldıktan sonra diğer kadın tutuklularla birlikte Mersin Cezaevi'ne gönderildi. Zindan tecrübesinin henüz olmadığı bu süreçlerde birbirlerine dayanarak zamanla yaralarını sarmayı, güç toplayıp ayağa kalkmayı ve zindanda da örgütlü bir yaşam kurmayı öğrendiler. Örgütte yöneticilik yapmak suçlamasıyla ceza verilen Gülistan Ömürcan yargı sistemindeki değişikliklerle birlikte altı yıllık tutukluluktan sonra 1986 yılı ortasında diğer birçok arkadaşı gibi cezaevinden çıktı.

Kaldığı yerden örgütlülüğe devam etti

Elif Ronahi ve Gülistan Ömürcan-cezaevi-1988

Zindandan çıktıktan sonra köyünde bulunduğu süreçlerde o dönem gerillanın ön çalışmaları için ülkede bulunan ağabeyi Mustafa Ömürcan ve diğer gerilla arkadaşlarına çeşitli biçimlerde destek oldu. Zor koşullarda ve sürekli denetim altında olmalarına rağmen kendisiyle birlikte cezaevinde kalmış ve aynı süreçlerde tahliye olan köylüsü Elif Yıldırım (Elif Ronahî) ile beraber gizlice gençleri mücadeleye kazanma ve gerillalara destek olma çabalarını sürdürdüler. 1988 yılında bir ihbar sonucu Elif Yıldırım ile birlikte tekrar tutuklanıp Malatya cezaevine konuldular. Bir yıllık tutukluluktan sonra tahliye oldular. Gülistan Ömürcan yoğun baskılar nedeniyle sahte pasaportla Avrupa'ya çıkmaya çalışırken İstanbul'da havaalanında bir kez daha tutuklanıp bir süre cezaevinde kaldı. Tahliyesinden sonra ikinci denemesinde Almanya'ya kızkardeşinin yanına geldi. Burada bir süre örgütlenme çalışmalarında yer aldı. Daha sonra aktif mücadeleden kopsa da yaşamı boyunca özgürlük mücadelesine ve ağabeyi Mustafa Ömürcan ile diğer şehitlerin anısına bağlı kalmayı, çeşitli etkinliklerde yer almayı bildi. İşkenceler ve büyük zorluklarla geçen yaşamı ciddi sağlık sorunlarını da birlikte getirdi ama o yine de daima neşeli ve esprili kişiliğini korudu.

İhtiyaç duyulduğunda koşardı