Almanya'da şiddet kayıt dışı
Kadın Haberleri —

Kathrin Gebel
- Sol Parti Milletvekili Kathrin Gebel, Almanya’da artan dijital ve cinsel şiddet vakalarının bireysel değil yapısal bir sorun olduğunu belirterek, koruma mekanizmalarındaki eksiklikler, personel yetersizliği ve siyasi irade eksikliğinin çocukları, kadınları savunmasız bıraktığını söyledi.
- “İlişkiler içindeki şiddet vakalarının yüzde 5’inden azı ihbar ediliyor; yani 20 vakadan 19’u kayıtlara geçmiyor. Bu, bireysel bir sessizlik değil, sisteme dayalı güvensizliğin sonucudur” diyen Kathrin Gebel, şiddet ve şantaja maruz kalanları sessiz kalmamaya davet etti, çözüm önerilerini de paylaştı.
GÖZDE GÜLER
Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte sanal medya, kadınlara yönelik şiddetin yeni bir alanı haline geliyor. Almanya’da her beş kadından birinin dijital şiddete maruz kaldığı belirtilirken, Federal Polis 2024’de 18 binden fazla dijital şiddet vakası kaydetti. Şantaj, takip (stalking) ve çevrimiçi zorbalık en yaygın vakalar arasında yer alıyor. Dijital şiddet, diğer şiddet türleri gibi sınıf, din ve ırk ayrımı gözetmeden yayılıyor. Mağdurlar görünür, failler ise ekranların arkasında kimliklerini gizliyor.
Dijital şiddet ve ‘sanal tecavüz’
Tanınmış Alman televizyon sunucusu Collien Fernandes, eski eşi Christian Ulmen hakkında İspanya’da açtığı davada çarpıcı iddialar gündeme taşıdı. Fernandes, uzun yıllar boyunca adına sahte hesaplar açıldığını, yapay zeka destekli içeriklerle cinsel içerikli mesajlar üretildiğini ve kimliğinin sistematik biçimde istismar edildiğini açıkladı. Olayı “sanal düzeyde cinsel şiddet” olarak tanımlayan Fernandes, Almanya’daki hukuki korumanın yetersiz kaldığını söyledi. Almanya’nın kadına yönelik şiddet konusunda failler için adeta bir “cennet” haline geldiğini dile getirdi. Kadın hakları açısından daha güçlü bir hukuk sistemine sahip olduğunu düşündüğü için İspanya’da dava açtığını da sözlerine ekledi.
Berlin’de istismar ve şantaj
Berlin’in Neukölln bölgesindeki bir gençlik merkezinde ise 16 yaşındaki bir kız çocuğunun cinsel saldırıya uğradığı ve görüntülerle aylarca şantaj altında tutulduğu ortaya çıktı. Genç kadın aylar boyunca bu tehdide boyun eğmek zorunda kaldı. Ancak sıra küçük kız kardeşine geldiğinde yaşananları ailesine anlattı.
Sorularımızı yanıtsız bıraktı
İddialara göre, “olaydan haberdar olan sosyal hizmet görevlileri faillerin etnik kökeni nedeniyle ırkçılık tartışmalarına yol açmamak adına” müdahale etmedi. Olay ancak 23 Ocak’ta mağdurun babasının ihbarıyla ortaya çıktı. Ne gençlik merkezi ne de Neukölln ilçesinin ilgili çocuk ve gençlik kurumu resmi bildirimde bulundu. Gençlik merkezi, konuyla ilgili sorularımızı yanıtsız bıraktı. Olayın uzun süre kurumlara bildirilmemesi ve müdahalenin gecikmesi, kamu kurumlarının sorumluluğunu yeniden tartışmaya açtı.
Kathrin Gebel: Bu bir sistem krizi
Sol Parti Kadın Politikaları Sözcüsü Kathrin Gebel, Almanya’daki cinsel ve dijital şiddet vakalarını sert ifadelerle eleştirdi ve mevcut koruma sisteminin yapısal olarak yetersiz olduğunun altını çizdi. Kathrin Gebel, gençlik merkezinde yaşanan olayın ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bu korkunç olay, koruma mekanizmalarındaki eksikliklerin mağdurlar açısından ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini açıkça gösteriyor. Bildirim zincirlerinin, koruma planlarının ve kurumsal sorumlulukların yeterli olup olmadığı kapsamlı biçimde soruşturulmalıdır. Koruma planlarının eksikliği veya uygulanmaması ve resmi kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının geç müdahalesi tali değil, sorunun özüdür. Personel yetersizliği, koruma eksikliği için bir gerekçe olamaz.”
Bedelini mağdurlar ödüyor
Kathrin Gebel, kamu kurumlarının yapısal zayıflıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: “Bununla birlikte, federal ve eyalet düzeyinde CDU ve SPD tarafından yapılan bütçe kesintilerinin koruma sistemini hataya açık hale getirdiği de bir gerçek. Cinsel şiddet hala sıklıkla göreceleştiriliyor ve bireyselleştiriliyorsa, bunun bedelini en sonunda mağdurlar öder.”
Cinsel şiddet ithal değil
Faillerin etnik kökeniyle ilgili tartışmalara da değinen Kathrin Gebel, bu iddialara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan resmi bilgilere göre, ilçe yönetimi sanıkların kökeninin, sürece herhangi bir etkisi olduğunu açık biçimde reddediyor. Neukölln’deki Sol Parti grubu da dosyaları ayrıntılı olarak inceledi. Ortaya çıkan tablo, yaşanan hatalara rağmen yetkililerin eylemlerinde mağdurların korunması ön planda tutulmuştur. Bununla birlikte, tüm açık soruların net biçimde ortaya çıkarılması gerekir. Hiçbir ırkçılık karşıtı argüman, ataerkil şiddetin küçümsenmesini haklı çıkarmaz. Aynı şekilde, bu tür olayların göçmen gençler üzerinden kışkırtıcı bir söyleme dönüştürülmesi de kabul edilemez. Cinsel şiddet ‘ithal bir sorun’ değil, ataerkil bir şiddet sorunudur. Tartışmayı köken meselesine indirgemek, çoğu zaman mağdurların korunmasından ziyade ırkçı önyargıları beslemeye hizmet eder.”
Şantaja karşı ne yapmalı?
Stuttgart Eyalet Kriminal Dairesi verilerine göre 2024’te 5 bin 600 kadın görüntülerle şantaja maruz kaldı. Bir kısmı yapay zeka ile üretilmiş içeriklerdi. Bu tür saldırılara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini belirten Kathrin Gebel, dijital şiddet ve mağdur korunmasına ilişkin önerilerini de paylaştı:
* En önemlisi şudur: Utanç mağdurlara değil, faillere aittir. Tehdit edilen, şantaja uğrayan ya da kayıtlarla baskı altına alınan kişi suçlu değildir ve yalnız bırakılmamalıdır.
* Acil tehlike durumunda 110 aranmalıdır.
* Hiçbir şekilde talepler kabul edilmemeli, faille iletişim kesilmeli.
* Tüm kanıtlar güvence altına alınmalı. Ekran görüntüleri, yazışmalar, profil bilgileri ve bağlantılar mutlaka belgelenmelidir.
* İçerikler ilgili platformlara bildirilmeli, kaldırılması talep edilmeli ve şikayette bulunulmalıdır.
* 116 016 numaralı Kadınlara Yönelik Şiddet Yardım Hattı, 24 saat boyunca anonim ve ücretsiz destek sunmaktadır ve bu hizmet dijital şiddet vakaları için de geçerlidir.
Bağımsız danışma merkezleri
Ne yazık ki birçok mağdurun devlet kurumlarına güvenmemek için haklı sebepleri olduğunu belirten Kathrin Gebel, “Bu nedenle erişilebilir ve bağımsız danışma merkezleri daha önemli hale geliyor. Örneğin Weisser Ring gibi kuruluşlara veya uzman danışma merkezlerine başvurmalarını tavsiye ederim” diye ekledi.
Münferit bir mesele değil
Kathrin Gebel, hukuk sistemine yönelik eleştirisini ise şu sözlerle dile getirdi: “En temel sorun, ataerkil şiddetin hala birkaç ceza maddesiyle çözülebilecek münferit bir mesele gibi ele alınmasıdır. Oysa yapılması gereken; önleme, mağdur koruma ve etkin cezai kovuşturmayı içeren kapsamlı bir stratejidir. Davaların sonuçsuz kalması kaçınılmaz değildir. Bu durum uzmanlık eksikliği, personel yetersizliği, delil toplamadaki boşluklar ve dijital ile cinsiyete dayalı şiddetin hala ikincil görülmesiyle ilgilidir.
20 vakadan 19’u yansımıyor
Almanya’da Federal Kiriminal Dairesi (BKA) tarafından yürütülen kapsamlı şiddet araştırması LeSuBiA, sorunun derinliğini açıkça ortaya koymaktadır: İlişkiler içindeki şiddet vakalarının yüzde 5’inden azı ihbar ediliyor; yani 20 vakadan 19’u kayıtlara geçmiyor. Bu, bireysel bir sessizlik değil, sisteme dayalı güvensizliğin sonucudur. Dijital şiddet, mağduru aşağılamayı, izole etmeyi ve geri çekilmeye zorlamayı hedeflediği ve genellikle analog şiddetle doğrudan bağlantılı olduğu için bu durumu daha da ağırlaştırır.”
Taahhüt değil somut plan ve iş birliği
Bu alandaki siyasi irade eksikliğine dikkat çeken Kathrin Gebel Berlin’de yaşananların bir dönüm noktası olmasını umut ettiğini belirterek şöyle devam etti: “İlçedeki tüm gençlik kurumlarının koruma planlarının denetlenmesi önemli bir ilk adımdır. Ancak bu planların yalnızca kağıt üzerinde kalmayıp tatbikatların da yapılması belirleyici olacaktır. Gençlik hizmetleri, okullar, polis ve yargı arasında daha güçlü bir iş birliği kurulmalıdır. Cinsel şiddet artık marjinal bir konu olarak ele alınmamalıdır. Kapsamlı bir dijital şiddetle mücadele yasası uzun süredir gereklidir. Koalisyon planlarında bu konuya değinilse de gerekli somut adımlar atılmadı. Bize göre, uzmanlaşmış savcılıklar, suç içeriklerinin hızlıca engellenmesi, daha etkin delil toplama ve ülke çapında danışmanlık hizmetleri gereklidir. Söylem düzeyindeki taahhütler kimseyi korumaz.”
Siyasi irade eksik
Kathrin Gebel, Sol Parti olarak atmayı planladıkları somut adımları da şöyle sıraladı: “Sol Parti olarak, aile içi ve cinsiyete dayalı şiddete karşı kapsamlı bir koruma stratejisi içeren bir önerge sunduk. Uzmanlaşmış mahkemeler, zorunlu risk analizleri, koordineli vaka yönetimi, sığınma evleri, barınma ve istihdam desteği ile mağdurları yalnız bırakmayan bir hukuk sistemi öneriyoruz. Almanya’da şiddetle mücadeledeki temel sorun farkındalık eksikliği değil, siyasi irade eksikliğidir. Net bir yetki dağılımına ihtiyaç var. Önleme ve cinsiyetçilikle mücadele alanındaki sürekli bütçe kesintileri sona ermeli; bunun yerine daha fazla kaynak ve personel sağlanmalıdır. Hükümet partileri artık somut adımlar atmalıdır.”
* * *
Tecavüz vakaları yüzde 9 arttı
Welt am Sonntag gazetesinin, tüm eyalet yönetimlerinin kayıtlarını baz alarak yaptığı habere göre, 2024’de 12 bin 771 olan tecavüz suçu sayısı, yüzde 9 oranında artış gösterdi ve 2025'te 13 bin 920'ye çıktı. Bu rakam, 2018 yılındaki 8 bin 106 vakaya kıyasla uzun vadede de önemli bir yükseliş gösteriyor.
Haberde kullanılan veriler, eyalet emniyet birimlerinde tutulan ve polis soruşturması tamamlanan suç kayıtlarından oluşuyor. Bu istatistiklerde, davaların mahkumiyetle sonuçlanıp sonuçlanmadığı bilgisi yer almıyor.
Almanya Adalet Bakanı Stefanie Hubig, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Kadınlara yönelik cinselleştirilmiş şiddet Almanya'da ciddi bir sorundur" dedi. Stefanie Hubig, tecavüzü "korkunç bir suç ve cinselleştirilmiş şiddetin en ağır hali" olarak nitelendirdi. Bakan, birçok mağdurun bu saldırıların etkisini ömür boyu ağır şekilde yaşadığını vurguladı.
Adalet Bakanı Stefanie Hubig, özellikle "bayıltıcı damla" kullanılarak işlenen tecavüz suçlarında asgari cezaların önemli ölçüde ağırlaştırılacağını belirtti.










