Êzîdîler

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

6 Ağustos 2022 Cumartesi - 08:00

  • İlk başta bir gerilla timinden ibaretti. Bu güç. Ama mucize yarattılar. Şengal dağına çekilen sayısız insanı kurtardılar. Sonra, arkadaşları yardımlarına koştu. Can feda bir direnç gösterdiler.

Êzîdîlerin uzak geçmişini, tarihini anlatacak değilim. Ancak Êzîdîlerin kendi ana yurtlarında, çağımızın Kürtlerinin kadim inanç ve ruhunu yaşattıkları bir gerçektir. Êzîdîlik, Zerdüştlüğün bir karmasıdır. Yakın tarihe kadar Kürtlerin büyük çoğunluğu Êzîdî inancına bağlıydı.

Kürtlerin İslam’a evrilmesi gönüllü, başka bir anlatımla kolay olmadı. İslam’ı kılıç zoru ile dayadılar. Goygoycuların adaletini yere, göğe sığdıramadıkları Halife Ömer’in ordusu, kuşattığı Amed’de (Diyarbakır) taş üstünde taş bırakmadı. İşgalden sonra IŞİD benzeri öç alma hırsıyla, her cins ve yaştan 70 bin kişi kılıçtan geçirdi. Buna rağmen Kürtler, İslama teslim olmadılar. 300 sene boyunca direnip saldırılara karşı koydular.

Neden sonra teslim olmak zorunda kaldılar. Ancak Arap kültürünü benimsemediler. Kadim inançlarını korudular. Sonra devletlerine ajanlık hizmeti veren Türk din memurlarının istilasına uğradı, Kürdistan.

Ama, Zerdüştlükten türeme Êzîdîlik ritüelleri diri ve yaygın kaldı. Ahtlarda, Êzîdîlerin kutsal kitabı olan “Mishefa Reş” üstüne yemin ediliyordu. Zerdüştlüğün iz düşümü ritüeller yerini korudu. Yer, gök, ay ve güneş ile toprağın nimetleri, yeminin öteki kutsalarıydı. Aydınlık ve ateş de...

Varlıklarını koruyan Êzîdîler, Şengal’e kadar 72 kere soykırım köprüsünden geçtiler. Onurlarına saldırıldı. Kadınlarının onuruna hücum ederek, onları aşağıladılar.

Yaşar Kemal, “Bir Ada Hikayesi“ adındaki üçlemesinin ikinci cildinde soykırım vahşetini anlatırken, “kesik kadın memeleri, kum üstünde seğiriyor, kanıyordu“ diye yazıyor.

Kim, kimin uzantısı bilmiyorum. Ama bunlar daha sonra zuhur eden IŞİD’e hazır örnekti. Hiç mert değillerdi. Saldırılarda ilk hedefleri hep silahsız, savunmasız kadınlardı. Karadeniz Rumların kırımında da dirisini bulmayınca ölü kadınlara tecavüz ediyorlardı. Ermenilere de aynısını yaptılar.

Kürt kadınları, ateşe verilen evlerden fırladıklarında, bunları karşılarında bulunca, gerisin geri ateşe dönüyorlardı. Dicle ve Fırat ile Murat nehirleri, tecavüzcüden kaçıp intihar etmiş kadın cesetleriyle yüklü aktı yıllar yılı.

Ve bir tanıklığımın iz düşümü: 1974 yılında, gazeteci olarak Türk işgalini izlemek için, Kıbrıs’a gittim. Daha ilk gün, Lefkoşe varoşunda bir grup gazeteciyle birlikte, genç Rum milislere yakalandık. Bizi, bir cezaevi aracı ile Lefkoşeden Limasol’a götürürken, kadınlar yol boylarında durup bağırıp uzaktan tükürüyorlardı. Arkadaşlarımızdan biri Kıbrısılıydı. Ne dediklerini o aktardı:
“Hey barbarlar diyorlar. Irzına geçip sonra öldürdüğünüz kadınların, memelerini neden kestiniz?“

Konumuza dönersek “Irak, Şam İslam Devleti” (IŞİD), Çin’in Uygur bölgesinden Mağrib’e uzanan coğrafya da kiralık olarak ithal İslamcı haydutlar, Türk devletinin bir organizasyonuydu. Alıcının olması nedeniyle dini söylemli, dini peçeli, “Allah u ekber” naralı ama Türk dincileri gibi hiç bir dine sığmayan, inançla bağdaşmayan bir vahşetin temsilcileriydi. İnsan kesen, tecavüzcülükten hırsızlık, talana koşan, sonra Türk hırsız ve katiller gibi namaza duran...

Türkler tarafından barındırılıp beslendiler, silahlandırılıp orta doğuya salındılar. Bir terör makinasıydı, onlar. Kara maskeli, kara bayraklı.

Bayraklarını dalgalandıran “pikap”larla (kamyonet) hücuma geçtiklerinde, Arap orduları bozguna uğruyor kaçıyordu. Musul’da böyle oldu. Suriye’nin pek çok yerini silah patlatmadan ele geçirdiler.

Ve 3 Ağustos 2014 günü, Türklerin düşman bilip, tarih boyunca üstlerine kırım seferleri düzenledikleri Êzîdîlere sıra geldi. Aziz mekanları Şengal’e saldırdılar. Şengal örgütsüz, hazırlıksız, silahsızdı. Kolay av yani...

Şengal’i savunmak için, orada bulunun Barzani Peşmergeleri, IŞİD’i görünce bir zamanlar Sarıkamış’ta, Suriye‘de, Filistin ve Suudi Arabistan çöllerinde bozguna uğramış Osmanlı ordusu gibi silahlarını da bırakıp kaçtılar. Türklerin buyurganlığıyla mı oldu bunlar, bilinmiyor. Ama Şengal’de bundan sonra, Kırım ve kan sesi, birbirine karıştı.

IŞİD kılıklı barbarlar 7 bin kişiyi katlettiler. Net sayısını kimsenin bilemediği kadar genç kız, kadın ve çocuk esir alındı. Kadınların bir kısmını ganimet olarak aralarında bölüştüler. Bir kısmını da ortaklarının başkenti Ankara ve Hatay’da kurulan köle pazarlarında satışa sundular. Bu çağda, ilk defa Ankara’da kadın ve çocuk köleler internet üzerinden satışa çıkarıldı. Ankara ganimetten payını alıyordu.

350 bin kişi yerinden, yurdundan oldu. Bunların küçük bir kısmı Türk devletine ulaştı. Kürt belediyeler onlara kamp ve yiyecek sundu. Fakat Türk, IŞİD’in Kürtler tarafından yenilmesinden hemen sonra öfkeyle bu kampların üstüne yürüdü. Kampları dağıttı. İnsanları ortada bıraktı.

2700 kadın ve çocuğun akibeti hala karanlık. Tecavüze uğramaktansa, intiharı seçen kadın ve genç kızların sayısını kimse bilmiyor. Kaç erkek çocuğun, Yeniçeri usulu devşirilmek üzere alıkonduğunu da...

Özetlersek, bu çağda tüm dünyalıların gözü önünde en başta Şengal, Kürdistan’ın her köşe bucağında Türkler eliyle insanlığa karşı suçlar işlendi. Dünya, kanayan insanlığa seyirci kaldı.

“Aynı medeni dünyanın kısıtlaması altında” olan Kürt güçleri, tek başına barbarlığa müdahale etti. İlk başta bir gerilla timinden ibaretti. Bu güç. Ama mucize yarattılar. Şengal dağına çekilen sayısız insanı kurtardılar. Sonra, arkadaşları yardımlarına koştular. Canfeda bir direnç gösterdiler. IŞİD zaferinden sonra gidip Şam’da şükür namazı kılma hayali kursağında kalan Recep Tayyip, Şengal’de de yenilgiye uğradı.

Ama, o günden beri bir intikam delisi olarak, IŞİD’in boşluğunu doldurma hırsıyla ortalıkta dönüyor. Bunca acılar yaşamış Şengallileri, havadan bombalıyor. Kan görme delisi gibi haydutlaşıp, Şengalli önderleri vurduruyor.

Bu satırları yazdığım sırada, aynı Recep Tayyip Soçi’de, Rus Putin’den en başta Şengal, Suriye Kürtleri ve yurdunu işgal pazarlığında. Karşılığında ne vaadediyor şimdilik bilinmez ama izin ve yardım istiyordu, Rus liderden.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.