Filmlerin açtığı yaralar

Kadın Haberleri —

25 Haziran 2021 Cuma - 23:00

  • Kitap, farklı filmlere bakarak Türkleri Türklük hakkında bir düşünme ve sorgulama, felaketlere karşı inkâr değil tanıklık rolünü üstlenme çağrısıdır diyebiliriz. Bu filmler, Türkler üzerinde uzun zamandır “görmediklerini ve bilmediklerini” görme şansı tanıdığı için böyle bir sorgulama yaratıyor.

NİLGÜN YELPAZE

Bu hafta filmlerden değil filmler hakkında yazılmış bir kitaptan bahsedeceğiz. Pınar Yıldız’ın “Kayıp Hafızanın İzinde – Sinemada Geçmişle Yüzleşme Yas ve İnkâr” adlı kitabı Mart 2021’de Metis Yayınları’ndan çıktı. Pınar Yıldız kitabını kaleme alırken Barış İçin Akademisyenler imzacısı olduğu için KHK ile akademiden ayrıldığını yazıyor kitabın girişinde. Şu anda Berlin’de akademisyenlik yapmaya devam ediyor.

Kitap, sinemada geçmişin hangi imajlar aracılığıyla nasıl inşa edildiğini, seçtiği filmleri inceleyerek araştırıyor. Pınar Yıldız’a göre, son yirmi yıldır Türkiye’de bastırılan geçmiş suç ve felaketlerin görünür hale geldiği bir dönem yaşanıyor ve bu dönem de kahramanlık, masumiyet gibi kavramlar üzerinden inşa edilmiş Türklük kavramının eleştirel bir şekilde incelenmek istemesinden kaynaklanıyor. Yazının sonunda da değineceğim gibi, bu çerçeve, bu filmleri aslında öyle olmadıkları halde yine Türklükle kurdukları ilişkilere indirgiyor. Sonuç olarak kitap farklı filmlere bakarak Türkleri Türklük hakkında bir düşünme ve sorgulama, felaketlere karşı inkâr değil tanıklık rolünü üstlenme çağrısı diyebiliriz. Aslında dekoloniyal sinema, Kürt sineması veya adına ne dersek diyelim, bu filmler Türkler üzerinde uzun zamandır “görmediklerini ve bilmediklerini” görme şansı tanıdığı için böyle bir sorgulama yaratıyor. 

Geçmişle yüzleşme