• Dêrsimliler ve dostları Frankfurt’taki 16. Dêrsim Kültür Festivali’nde bir araya geldi. Yoğun ilgi ve katılımın olduğu festivalde çok sayıda siyasetçi ve sanatçı sahne aldı. Yapılan konuşmalarda Dêrsim kültürüne, inancına, tarihine, coğrafyasına ve sosyo-ekolojik yapısına sahip çıkma çağrısı yapıldı.

 

NİHAL DOĞAN / FRANKFURT

Almanya’nın Frankfurt kentindeki Rebstockpark’ta düzenlenen 16’ncı Dêrsim Kültür Festivali, Dêrsimlileri ve Dêrsim dostlarını bir araya getirdi.

Festivale DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, HDP’nin önceki dönem milletvekilleri Gültan Kışanak, İdris Baluken ve Erdal Ataş, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, ADEF Başkanı Muharrem Erdoğan, DİK Eşbaşkanı Erol Aydın, Frankfurt Belediye Meclisi Üyesi Mehmet Ağatay, sanatçılar, yazarlar, kadın aktivistler ve Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen çok sayıda Dêrsimli katıldı.

Festival, cuma akşamı “Emperyalist Savaş Tehdidi, Barış Süreci, Aleviler ve Dêrsim” başlıklı panelle başladı. Panelde konuşan önceki dönem HDP milletvekilleri Gültan Kışanak, İdris Baluken ve Erdal Ataş, barış süreci, demokratik çözüm, halkların ortak mücadelesi ve uluslararası dayanışma başlıklarında değerlendirmelerde bulundu.

Panelin ardından kadınlar tarafından organize edilen muhabbet akşamı gerçekleştirildi. Firaz Ana ve Cevahir Ana, Kurmancî ve Kirmanckî dillerinde gülbanglar seslendirdi, kendi yaşam deneyimlerini ve toplumsal hafızaya ilişkin aktarımlarını paylaştı. Sanatçılar Lale Koçgün ve Meral Alkan da tembur eşliğinde Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe deyişler, ezgiler ve kilamlar seslendirdi.

Diasporada göç, kadın ve yaşam tartışıldı

Festival alanında çok sayıda stand açıldı. Kürt Alevi kültürünü yansıtan el sanatları, kitaplar, yöresel kıyafetler ve kültürel ürünler ilgi gördü.

“Diasporada Göç, Kadın ve Yaşam” başlıklı panelde konuşan kadın aktivist Songül Ömürcan, göçün yalnızca bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek olmadığını, zorunlu yer değiştirme, tecrit, sürgün, yalnızlaşma ve travma anlamına da geldiğini söyledi. Yazar-aktivist Seher Yeğin ise Dêrsimli kadınların Almanya’da, ailenin hem ekonomik yükü sırtlandığını hem de çocuklarına kültür, inanç ve dil aktarımını sürdürdüğünü belirtti.

Sahne programı Gulbangla açıldı

Festivalin sahne programı, Fıraz Ana ve Cevahir Ana’nın Kirmanckî dilinde okuduğu Gulbangla açıldı. Ardından tertip komitesi adına FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, ADEF Başkanı Muharrem Erdoğan ve DİK Eşbaşkanı Erol Aydın birer konuşma yaptı.

Konuşmalarda 16’ncı Dêrsim Kültür Festivali’nin anlamı vurgulanarak, Dêrsim’in kültürüne, inancına, tarihine, coğrafyasına ve sosyo-ekolojik yapısına sahip çıkma çağrısı yapıldı.

 

Kitaplar, çocuk etkinlikleri ve gençlik coşkusu

Yazarlar çadırında ressam ve sanatçı Erdal Güldağ, Dêrsim’i, doğayı ve kadını konu alan tablolarını sergiledi. Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen yazarlar da kitaplarını tanıtarak okurlarla buluştu.

Çocuklar için hazırlanan oyun alanı festivalin en canlı bölümlerinden biri oldu. Çocuklar oyunlarla eğlenirken aileler de festival alanında sohbet etme ve dinlenme imkanı buldu.

Gençlerin oluşturduğu ayrı bölüm de dikkat çekti. Gençler, Kürdistan’ın farklı yörelerinden halaylar çekerek festival içinde adeta ikinci bir festival havası yarattı.

Ödül töreninde duygusal anlar

Festival kapsamında düzenlenen ödül töreninde Seyid Rıza’ya, sanatçı Mehmed Çapan’a ve geçtiğimiz yıl iş kazasında yaşamını yitiren Festival Tertip Komitesi üyesi Muzaffer Akkuş’a onur plaketi verildi.

Seyid Rıza’nın ailesi adına plaketi Süleyman Polat aldı. Muzaffer Akkuş adına ailesi sahneye çıktı. Sanatçı Mehmed Çapan ise tekerlekli sandalyesiyle sahneye çıkarıldı. Çapan, sanatçı Gule Mayera ile “Ape Süleyman” eserini seslendirmeye çalışırken duygulanarak gözyaşlarını tutamadı.

Frankfurt Belediye Başkanı’ndan mesaj

Festivale katılamayan Frankfurt Belediye Başkanı Dr. Nargess Eskandari-Grünberg’in mesajı da alanda okundu. Eskandari-Grünberg adına sahneye çıkan Frankfurt Belediye Meclisi Üyesi Mehmet Ağatay, Kürtçe ve Almanca yaptığı konuşmayla belediye başkanının selamlarını iletti.

Govend ekipleri beğeni topladı

Frankfurt, Worms, Mannheim ve Alzey’den gelen govend ekipleri yöresel kıyafetleriyle sahne aldı. Genç kadın ve erkeklerden oluşan govend ekiplerinin heyecanı, gururu ve sevinci izleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı.

Şubat ayında Almanya’nın Alzey kentinde Kirmanckî dilini yaşatma ve tanıtma amacıyla düzenlenen ses yarışmasında birinci ve ikinci olan çocuklar da sanatçı Cemil Koçgün’ün temburu eşliğinde Kirmanckî eserler seslendirdi.

‘Dêrsim’i asla susturamazlar’

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı konuşmada 1935-1938 yıllarından bu yana Dêrsim’in inancının, kültürünün ve değerlerinin yok edilmek istendiğini belirtti. Mat, “Bu alanda bir araya gelen Kürtler, Türkler, Aleviler, devrimciler, Dêrsimliler ve Dêrsim’in dostları gösterdi ki resmi ideoloji ne yaparsa yapsın Dêrsim’i asla susturamaz” dedi. Mat, Alevilerin ve Dêrsimlilerin iktidar savaşlarına malzeme yapılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

‘Topraklarımıza ciddi saldırılar var’

Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, Dêrsim topraklarında ciddi saldırıların yaşandığını belirterek, inanca, kimliğe ve doğaya yönelik politikaların sürdüğünü söyledi. Kordu, Dêrsim’de yapılmak istenenin halkı ve Dêrsim’in birlik ruhunu parçalamak olduğunu ifade etti. Demokratik toplum çağrısıyla birlikte barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin inşa edilmek istendiği bir süreçte Dêrsim’e yönelik saldırılar karşısında daha fazla bir arada olma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

‘Dêrsim’in her taşı kan ağladı’

DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, Dêrsim’in yalnızca bir kent değil, aynı zamanda mücadele ve direniş kenti olduğunu söyledi. Hatimoğulları, Dêrsim’in Seyid Rızaların, devrimcilerin, sosyalistlerin, yurtseverlerin ve zulüm görmüş Alevilerin kenti olduğunu belirtti. Hatimoğulları, Alevi toplumu ve geniş demokratik muhalefet üzerinde tarihsel ve güncel baskıların sürdüğünü ifade ederek, asimilasyon, kriminalizasyon ve sosyo-politik kuşatma politikalarına dikkat çekti.

Barış sürecine ilişkin de konuşan Hatimoğulları, barışın “altın tepsiyle” sunulmayacağını belirterek, demokratik toplumun tabandan ve ezilen toplulukların aktif katılımıyla inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Sayın Öcalan’ın yasal statüsünün tanınması ve cezaevindekilerin demokratik siyasete katılabilmesi için çerçeve yasa ihtiyacına işaret etti.

 

Yağmur altında klamlar ve halaylar

Festivalin sahne programında Pınar ve İmam Özgül, Ozan Serdar, Grup Munzur, Lale Koçgün ve Gülseven Medar, Diyar 23,  Beser Şahin, Pınar Aydınlar, Ferhat Tunç ve Mikail Aslan sahne aldı. Sanatçılar Türkçe, Kurmancî, Kirmanckî  ve Ermenice eserler seslendirdi.

Yağmura rağmen festival alanını terk etmeyenler, programın sonuna kadar eserler eşliğinde halaylar çekti.

Festivalin geleneksel sembollerinden biri haline gelen Dêrsim Düğünü de bu yıl yeniden canlandırıldı. At üzerinde alana getirilen Dêrsimli gelin, sahnede bekleyen damat ve müsahibiyle buluşturuldu. Davul zurna eşliğinde yapılan sembolik sunum, festivalin ilgi çeken anlarından biri oldu.

***

Sevgi Ön:Dêrsim’e özlemimiz büyük

Dêrsim’e doğru yüzümüzü çevirirsek büyük bir özlemimiz var. Özlemimiz var, evet. Oranın toprağı farklı, taşları farklı, yaşam tarzı çok farklı. Orada kendini Dêrsimli olarak hissediyorsun. Ki orası babamızın, annemizin doğduğu yer, oraya sahip çıkmak bizim mecburiyetimizdir. Oranın sevinci, hasreti var.

Nurneval Barut: Burada olmaktan çok mutluyum

Dêrsim Festivali’ne özel olarak her yıl katıldım. Bu yıl satış elemanı olarak ilk defa katılıyorum. Burada olmaktan çok mutluyum. Hepimizin bir arada olması benim için büyük bir mutluluk. Birliğimiz, beraberliğimiz, kültürümüz, dayanışmamızı bir arada yaşatmak benim için çok büyük bir mutluluk. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Selfinaz Ana: Bırakın torunlarımız sevsinler, yaşasınlar

Ben yaşlıyım. Bak yeni gelmişim Dêrsim’den. Yanımda torunlarım var. Onlar ile geldim. Benim çağrım devletleredir. Bırakın bu insanlar yaşasınlar. Bizler yaşlılar hep direndik, hep ağladık, hep kaygılar içinde yaşadık. Bırakın ki torunlarımız sevsinler, yaşasınlar, gülümsesinler.

Kendi kültürünü, kendi dinini, kendi inancını yaşamak çok önemli. Biz bugün varız yarın da yokuz burada. Torunlarımız burada olacak. Bırak yaşasınlar. Ben toprağımı her gün özlüyorum. Toprak beni istiyor. Toprak beni çekiyor. Hızır torunlarımızın, çocuklarımızın yüzlerini güldürsün.

Ozan Akgün: Özlediğim bir yere gelmiş gibiyim

Ben bir gencim. Ve benim dünyamda Dêrsim var. Bu festivale küçüklüğümden beri geliyorum. Önce annem babam getiriyordu. Şimdi ise kendim arkadaşlarım ile geliyorum. Annem diyor ki sen yürüyüşlerde, festivallerde büyüdün. Evet. Öyle oldu. Çünkü her geldiğimde bir huzur hissediyorum. Sanki böyle özlediğim bir yere geliyorum. Güzel bir duygu bu.

Fotolar: Ahmet KAYA ve Erdoğan ZAMUR