- İngiltere’nin çeşitli kentlerinden gelen kadınlar, 21. Zîlan Kadın Festivali’nde bir araya geldi. Ortaya çıkan görüntüler, “Kadının dokunduğu her yer değişir” sözünü bir kez daha kanıtladı.
NEJLA ARÎ/LONDRA
Londra’da sabah erken saatler… Albany Park’a doğru akan yolların ritmi, festival alanına yaklaştıkça değişiyor. İngiltere’nin dört bir yanından gelen arabalar, otobüsler, kalabalıklar yavaş yavaş aynı noktada buluşuyor. Manchester’dan, Birmingham’dan, Liverpool’dan, Leeds’ten, Bristol’dan gelen kadınlar alanı doldurdukça ses yükseliyor. Halay halkaları kuruluyor, zılgıtlar parkın genişliğine yayılıyor. Ulusal kıyafetleriyle gelen kadınlar ve gençler, gün boyu sürecek bir buluşmanın ilk anlarını adeta kendi renkleriyle boyuyor.
Bir hafızanın paylaşımı
Bir yanda kadın örgütleri, bir yanda yayınevleri, bir köşede çocuklar için hazırlanmış renkli bir alan… Yan yana dizilen masalar, yalnızca satış ya da tanıtım için değil; bir hafıza paylaşımı için kurulmuş gibi. Yemek kokuları, el emeği ürünler ve kitap sayfalarının sesi birbirine karışıyor.
Çok zengin bir program hazırlanmış, sanatçı Olcay Bayır, Lale Koçgün ve Kewe katılımcıları mest etmek için bekliyorlar. Çocuk govend grubu sahne arkasında son provalarını yapıyor. Erbaneleri ile birazdan herkesi kendilerine hayran bırakacak, Firaz Dağ Okulu annelerinin Def Komünü son hazırlıklar içerisinde. Kürdistan’dan gelen Sebahat Tuncel, Jiyan Kadın Meclisi üyesi ve aynı zamandan Kensington Meclis Üyesi Cihan Chevron ve enternasyonalist kadın aktivist İda katılımcılar ile buluşuyorlar.
Annelerin erbaneli coşkusu
Festivalin en dikkat çeken anlarından biri, Firaz Dağ Okulu annelerinin sahne aldığı performanstı. Her cumartesi çocuklarına Kürtçe öğretmek için bir araya gelen anneler, “Koma XumûXiş” adıyla erbaneleriyle sahneyi doldurdu. Hewreman melodileri eşliğinde yükselen ritimlere çocuklar ön sırada eşlik etti. Annelerin sahne performansı, hem gurur hem de duygusal anlara sahne oldu.
Görünmeyen emeğin resmi
Festivalin hazırlık süreci, dışarıdan görünen coşkunun çok öncesinde başlamış. Tertip Komitesi’nden Nazê Dep bunu anlatırken, aslında görünmeyen bir emeğin resmini çiziyor.
Aylar boyunca süren toplantılar, hazırlıklar, kadınların bir araya geldiği günler… Hepsi bugün bu alanın kurulmasına dönüşmüş. Nazê Dep’in sözleri arasında en çok öne çıkan şey ise kolektif emek. “Kadının dokunduğu her yer değişir” cümlesi, alandaki hareketliliğin de özeti gibiydi.
Çocuklar için renkli alan
Festivalin en hareketli köşelerinden biri de çocuklara ayrılan alandı. Gönüllüler Evrim, Xezal ve Leyla öncülüğünde çocuklar hem eğlendi hem de paylaşmayı, birlikte üretmeyi öğrendi. Oyunlar, etkinlikler, kitaplar ve halılarla oluşturulan alan, festival boyunca en yoğun ilgi gören noktalardan biriydi.
Enternasyonalist dayanışma
Farklı ülkelerden gelen aktivistler de festivalde yer aldı. Enternasyonalist Dayanışma Ağı ve Feminist Strike Assembly adına konuşan İda, savaşlar, patriyarka ve ekonomik eşitsizliklere karşı ortak kadın mücadelesini vurguladı. Konuşmasını, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınları anarak tamamladı.
Zîlanca yaşamak için…
Festival boyunca yüzlerce gönüllü aynı ritimde çalışıyor. Kimisi yemek hazırlıyor, kimisi çocuk alanında, kimisi stantlarda…
Bu kalabalık, dışarıdan bakıldığında bir festival gibi görünse de, içeride daha çok bir birlikte üretme hali var. Zîlanca yaşamının tarifi adeta paylaşılıyor.
Zîlan Kadın Festivali, binlerce kişinin katılımıyla sadece bir gün değil, bir ortak hafıza olarak tamamlanıyor. Zîlan anılıyor, Zîlanca yaşamak, Zîlan’a dair olmak esas oluyor.
***
İsimleri kadar yürekleri de güzel iki Kürt çocuğu olan Zana ve Sara… Amed’den getirdikleri kuru reyhanla hazırladıkları şerbeti satarak festivale katkıda bulundukları için sevinçli ve gururlular.
Sara ve Zana’nın ‘şerbetli’ sevinci
İsimlerini Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin öncü şehitlerinden alan Zana ve Sara, Firaz Dağ Okulu’nun öğrencileri. Her cumartesi Londra Kürt Toplum Merkezi’nde Kürtçe öğreniyorlar.
Kurumun kooperatif mutfağında, aşçı İsmai arkadaştan limonata yapmayı öğreniyorlar. Amed’den getirdikleri kuru reyhanla şerbet hazırlıyorlar. Otoparkta duran araçları yıkayarak elde ettikleri parayla limon ve şeker almışlar. Birkaç saatlik hazırlığın ardından içecekler hazırlanıyor ve soğuk hava deposuna kaldırılıyor.
Sara ve Zana, sabah erken kalkıyorlar. Tertip komitesine en stratejik masayı kapmak için ısrar ediyorlar. İçeceklerini süsleyecek nane, limon ve çilekleri özenle hazırlıyorlar. Standları o kadar düzenli ki, sırada içeceklerini bekleyenler onların çalışma biçimine bakıp hayran kalıyor.
Sağlarında yardım kuruluşu, sollarında çocuklar için eğlence çadırı var. Oldukça stratejik bir noktada yer almışlar. Amedspor formasını yardım kuruluşundan almak isteyenler, Sülüklü Han’ı hatırlatan reyhan şerbetini içmeden geçmiyor.
Çocuklarını çocuk standında eğlendiren anneler ise Londra’da kolay kolay bulunmayacak bu sıcak havayı, Zana ve Sara’nın limonatasıyla hafifletiyorlar. Coşku ve heyecanla geçen bir günün ardından hasılatı hesaplıyorlar: 300 pounddan fazla ciro. Çok sevinçliler.
Bu festivale böyle bir katkıda bulundukları için gururlular. İsimleri kadar yürekleri de güzel iki Kürt çocuğu…