• Barış Annesi Xemê Akdoğan iki kere toprağından sürgün ettirilmişti. 45 yıl önce Beytüşşebap’ın Pirosa köyünden Gever'in Dotka köyüne geldi. Burada tanıdı mücadeleyi. Oğullarıyla birlikte, defalarca işkence edildi. Hiçbir şey onu yıldırmadı. Daha çok Kürt oldu, daha çok kadın oldu, daha çok anne oldu…

LEYLA BALKAN*

Bu direngen kadın ve çocukları ile baş edemeyen devlet onlara koruculuğu dayattı. Koruculuğu kabul etmeyen anne ve çocukları, ikinci bir sürgünle karşı karşıya kaldı. Ne köyü, ne evlatları ne de sürgün edilişi, mücadeleden alıkoymadı. Aklındaki tek şey, Kürt halkının özgürlüğüydü. Xanê anne ve çocukları, 1997'de köyleri yakılınca Van/İpekyolu’na zorunlu göç etti. Mücadeleyi sürdürdü. Daha çok partili oldu, daha çok anne oldu. Mahallede örgütlemediği kimse kalmadı artık, civar mahallelerde çalıştı çabaladı. 

13 torunu gerillaya katıldı

Bu süre içinde 13 torunu gerillaya katıldı. Her biriyle ayrı ayrı gururlandı. 8'i şehit oldu. Bir oğlunu da bomba patlaması sonucu kaybetti. Acısına yenik düşmedi. Başka anneler ağlamasın, evlatları kanlar içinde uzanmasın, göğüsleri parçalanmasın diye Barış Annesi oldu. Barışı haykırdı. Bunun için defalarca gözaltına alındı. Zindanlara ses olabilmek için 81 yaşında açlık grevine girdi ve yine gözaltına alındı. 50’ye yakın soruşturması vardı ama yine de vazgeçmedi. 

İyi bir anne, iyi bir yoldaştı

Özgür bir yaşam inşa etmek istiyordu, evlatları ve torunları da. Kendi evlatlarını kendi eliyle yeniden inşa ediyordu. Çok iyi bir anne, çok iyi bir yoldaştı. Toplumsal gerçekliği bilen ve ona göre yaşayandı. Barış Annesi olma ciddiyetini hiç yitirmezdi. Devrime en değerli yanıyla; çocukları ile birlikte katıldı ve bu haklı mücadeleden asla vazgeçmedi. Hiçbir çalışmaya ve yoldaşlarına yüzeysel yaklaşmadı. Her şeye kendini katan, 85 yaşında bile sorumlu gören yerdeydi.

Çok çalışanı çok seviyordu

Çalışma arkadaşları olarak onu çok seviyorduk, o da bizden güler yüzünü sevgisini eksik etmiyordu. Bunu öyle basitçe yapmıyordu; yurtsever olanı, partide çok çalışanı, daha çok seviyordu. Elbette en çok torunlarının yolundan gideni seviyordu; dualarını torunları ve arkadaşlarına, beddualarını da düşmana gönderiyordu. 

Dört ay önce yeni acı

En son bundan dört ay önce bir torunu daha şehit düştü. Bunca acı, yaşanmışlık, hastalık ve yaşlılığının üzerine bu acıyı da gördü ama yıkılmadı. Torununu alıp kendi topraklarına kavuşturmak istiyordu. Cenaze, aylarca cenaze aileye verilmedi ve sistematik bir işkence uygulandı. Yılmadı, vazgeçmedi, ta ki torununu alana kadar. Bir ay önce torununu alıp köyüne götürdü, sarı-kırmızı-yeşil örtüsü ve ağıtlar içinde toprağa verdi. İçi rahattı, evladını almış kutsal toprağına kavuşturmuştu. Bedeni artık eşlik etmek istemedi. 

Wan Barış Annesi Meclis üyesi 85 yaşındaki Xemê Akdoğan, Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Servisi’nde, 7 Temmuz sabahı, gözlerini yumdu. 

* Leyla Balkan, JINNEWS için yazdı.