• Sokağa çıkma yasağında iki evladı katledilen Barış Annesi Behiye Özkül: “Oğullarımdan biri bodrumda kül edilerek yakıldı, diğerini de katlettiler. Çocuklarımız nasıl ki canlarını verdilerse biz de veririz ama mücadelemizden vazgeçmeyiz.”

 

Sokağa çıkma yasaklarında iki oğlunu kaybeden Barış Annesi Behiye Özkül, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendirerek mücadele kararlılığını ifade etti.

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde öz yönetim ilanı ardından başlayan sokağa çıkma yasağı sürecince ilçede 14 Aralık 2015’te sokağa çıkma yasağı başladı. 2 Mart 2016’ya kadar süren sokağa çıkma yasaklarında toplam 288 kişi yaşamını yitirdi. Bu 288 kişiden 177’si ise bodrumlarda katledildi.

Sokağa çıkma yasaklarında iki oğlundan birini bodrumlarda, diğerini ise yine yasak sırasında kaybeden Barış Annesi Behiye Özkül, o dönem yaşadıkları zorlukları ve devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair Jinnews’ten Neslihan Kardaş’a konuştu.

Oğlunun cenazesi yakıldı

Cizîr’de ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının üzerinden yaklaşık 11 yıl geçtiğini hatırlatan Behiye Özkül, “Oğullarımın biri bodrumda kül edilerek yakıldı. Cenazesi bir poşete koyuldu. Diğer oğlum ise yine yasaklarda vurularak katledildi. Vurulan oğlumun cenazesini biz gördük. Riha’ya götürülmüştü cenazesi. Bir battaniyeye sarılıp, tabuta konulmuştu. Riha’da defnetmişlerdi. Öğrenince gidip getirdik cenazemizi. Bodrumdaki oğlumun ise cenazesini bile göremedik. Çünkü bodrumlarda yakılmış, kül olmuştu. Sorduğumuzda küllerini bir poşete koyup defnettiklerini söylediler. Bir oğlum 18 yaşındaydı, diğeri ise 20’li yaşlarındaydı” dedi.

‘Namlularını bize doğrulttular’

Yasak süreci boyunca çok büyük zorluklar yaşadıklarını ifade eden Behiye Özkül, “İlan edilen sokağa çıkma yasakları boyunca katledilen çocuklarımızdan dolayı hep acıyla yaşıyorduk. Bir saat bile huzurlu bir yaşam göremedik. Oğlum daha bodrumdayken arıyordu ama o zaman hala hayattaydılar. Sonrasında bir kez aradı, ‘biz boğuluyoruz, buralara gelemez misiniz?’ diye sordular.  Bir gün dayanamayıp gittim. Biz köprüye vardığımızda askerler etrafımızı sardı. Namlularını bize doğrulttular ve bizi öldüreceklerini söylediler. Saçları, sakalları uzun adamlardı bunlar. Ne için orada olduğumuzu sorunca erzak almaya gittiğimizi söyledik. Bir markete girdik, bir şeyler aldık, fakat bize inanmadıkları için iki kişi kapıda bizi bekliyordu. Biz tam çıkacakken, marketten çıkmamıza izin vermediler. Sonraki güne kadar bizi markette tuttular. Büyük zorluklarla evimize geri döndük” diye belirtti.

 ‘Artık katliam istemiyoruz’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Behiye Özkül, son olarak şunları ifade etti: “Biz barış istiyoruz. Artık katliam istemiyoruz. Barıştan başka bir isteğimiz yok. Cezaevlerinde suçsuz insanlar kalıyor hala serbest bırakılmadılar. Birçok hasta tutsak var içeride. Cezaevlerindeki tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı. Savaş istemiyoruz. Biz Abdullah Öcalan’ın da özgür olmasını istiyoruz. Ne olursa olsun biz davamızdan, mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Çocuklarımız nasıl ki burada canlarını verdilerse biz de veririz ama mücadelemizden vazgeçmeyiz. Cezaevlerindeki binlerce tutsağı artık serbest bıraksınlar.” ŞIRNEX

 

***

 

Bedel ödeyenler barış istiyor

Barış Anneleri, sürecin kalıcı barış ve demokratik çözüm yönünde ilerletilmesi çağrısında bulundu. Anneler yıllardır savaş ve çatışmalar nedeniyle ağır bedeller ödendiğini belirterek, “Onurlu bir barış istiyoruz. İlk önce önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz” dedi. Kürt halkının acılar yaşadığını ifade eden anneler, sürecin hem Kürt halkı hem de Türk halkı için bir fırsat olduğunu, bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Anneler, “Her türlü acıyı gördük. Çocuklarını kaybeden bütün anneler barış istiyor” ifadelerini kullandı. 

Önder Apo’nun fiziksel özgürlüğünün sürecin önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Barış Anneleri, “Biz önderliğimize güveniyoruz. Biz ilk önce önderliğimizin fiziksel özgürlüğünü istiyoruz” dedi. Barışın toplumun tamamına fayda sağlayacağını vurgulayan anneler, geçmişte büyük bedeller ödendiğini belirterek, “Biz kimliğimizi, ana dilimizi istiyoruz” diye konuştu.