‘Gördün mü, devlet bizi yaktı!’

Dosya Haberleri —

1 Temmuz 2021 Perşembe - 23:00

  • Bugün Türk-İslam faşizminin Alevi aydınlara yönelik  kırımının, Sivas Katliamı’nın 28. yıldönümü. Katliam  ardından failler ve avukatları, önce Refah Partisi’nden,  ardından AKP’den  milletvekili, Adalet Bakanı, Devlet Bakanı oldu. Devlet, katillerini korudu, kolladı, sırtlarını sıvazladı.  Dava da düşürüldü. 

FİRAZ BARAN

Gülay Bayrak, geçtiğimiz günlerde Öz-Ge Yayınevi’nden çıkan “Anılar” kitabında önemli tanıklıklarını anlattı. Bayrak, 1980’deki askeri darbe öncesinde Türkiye’deki polislerin üçte birinin üye olduğu demokratik örgüt Pol-Der’in genel sekreterliğini yaptı. 12 Eylül sonrasında ise SHP Parti Meclisi üyeliği görevini üstlendi ve partinin ünlü “Kürt Sorunu” raporlarından birini kaleme aldı. Ankara’da 15 yıl belediye meclis üyeliği ve partisinin grup başkanlığını yapan Bayrak’ın hatıraları arasında bugün yıldönümü olan Sivas Katliamı’yla ilgili anekdotlar da bulunuyor.

“Katliamla ölen, yanan ve kurtulanlar bizim yakın arkadaşlarımızdı. Cenazeleri Mürted Askeri Havaalanı’nda, sağ kalanları ise Esenboğa Havaalanı’nda karşıladık” diyen Bayrak, devam etti: “Çok üzüntülü bir gündü ve acısı halen devam ediyor.”

 

Cenaze töreni

Bu sırada özellikle Ali Balkız’ın eşi Mehmet Bayrak’a söylediği, “Mehmet gördün mü, devlet bizi yaktı” sözlerini unutamadığını belirten Bayrak, ekledi: “Hepimiz büyük bir acı içindeydik. Bir iki gün sonra cenazeler bizim de ilk üyelerinden olduğumuz Dikmen’deki Pir Sultan Abdal Derneği’ne getirildi ve orada araçlara konuldu. Cenazeler önde, kitle arkada Karşıyaka Mezarlığı’na yürüdük. O yürüyüşe on binlerce insan katıldı ve cenazeler orada sırlandı.”

 

İnönü’ye küfürler, yuhalamalar

Arif Sağ ve Aziz Nesin’in katliam sırasında dönemin SHP Genel Başkanı, koalisyon ortağı ve başbakan yardımcısı olan Erdal İnönü’yü aradıklarını, İnönü’nün de onlara “Gerekli kuvvet gelip müdahale edecek” sözü verdiğini hatırlatan Bayrak, “İnönü de o cenazeye gelmişti ama insanlar İnönü’nün önünden geçerken ağladılar, hayıflandılar, küfürler ettiler ve yere tükürdüler; İnönü’yü yuhaladılar” dedi.

O günlerin ardından katliamda yaşamını yitirenler için anıt mezar yapma çalışmalarına başladıklarını ifade eden Gülay Bayrak, kendisinin de Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde SHP’nin grup başkanı olarak bu süreçleri hızlandırmaya çalıştığını aktardı.

 

Katledilenlerden kalanlar…

Gülay Bayrak, katliamda yaşamını yitiren bazı isimlere ilişkin tanıklıklarını ise şu cümlelerle paylaştı:

Asım Bezirci: Çok değerli, çok sevdiğimiz bir insandı. Biz 1972 yılında iki yıllığına İstanbul’a taşındık ve Asım Bezirci ile de o zaman tanıştık. Fatih Mahallesi’nde, karşılıklı apartmanlarda oturuyorduk. O evi bize bulan da Asım Bezirci’ydi. Eşi Refika Taner de çok hanımefendi bir kadındı ve Asım Bezirci’nin çalışmalarına çok yardımcı olurdu; kitapların daktilo edilmesine katkı sunardı. Yine birlikte yazdıkları kitapları da var. Mesela ‘Seçme Romanlar’ kitabını birlikte çıkardılar. Hatırladığım kadarıyla Bezirci’nin kitaplığı Emek Partisi’ne bağışlandı.

Eşim Mehmet, Asım Bezirci ile sürekli edebiyat sohbetleri yapardı. Sivas’ta katledildiğinde çok acı çektik, çok üzüldük ve halen de onun anılarıyla yaşıyoruz.

Asaf Koçak: Asaf Koçak da aile dostumuzdu; Yozgat/Ortaköylü idi. İlkokul öğretmenliğinden ayrılmış bir arkadaştı. Karikatürist ve ressamdı. Mehmet, 1988-89 yıllarında Kürtleri anlatan Özgür Gelecek dergisini çıkardı; derginin teknik danışmanı da Asaf’tı, kapak resimlerini hep o çizerdi. Annesi, Asaf’a “dîno” yani “deli” diyormuş, desenlerinde o yüzden bu ismi de kullanıyordu. Özgür Gelecek’e yönelik baskılar artınca da geri çekilmedi, çalışmaları bırakmadı.

Asaf, Sivas’ta o felaketle karşı karşıya kaldı. Ailemizden biriydi. Halen içimizde bir acıdır.

Hasret Gültekin: Hasret çok genç bir arkadaştı. Ankara’ya gelince sıkça bizi ziyarete gelirdi. Bizim çocuklarımızla da yaşıttı. Kızım Devrim’le yaşıt, oğlum Özgür’le samimiydi. Çok şendi, yetenekliydi. Her geldiğinde sazı yanında olurdu. Çok duyarlıydı ve belli bir bilinç düzeyi de vardı. Çok iyi müzik yapıyordu. Koçgiriliydi.

Hasret hem bizim hem de çocuklarımızın arkadaşıydı. O geldiği zaman biz, dostlarımızı da çağırırdık ve evimizde müzikli sohbetler olurdu.

Hasret’le Sivas’a gideceği zaman da görüştük. Gitmeden önce Mehmet’e, ‘Abi sen gelmeyecek misin’ demiş; Mehmet, ‘Davet edilmedim’ deyince, ‘Nasıl olur, Pir Sultan kitabının ilk yazarı sensin!’ diye hayıflanmıştı.

 

Yüzleşmeden sonu gelmez 

MASİS HESKİF

Sivas Katliamı’nı gelişini, sonuçlarını, Alevilerin taleplerini ve devletin Alevi politikasını Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ile konuştuk.

İlk olarak Madımak Katliamı’na giden süreci anlatan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Pir Sultan Abdal anma etkinlikleri o sene ilk defa Sivas’ta yapılıyordu. Bu etkinlikleri Alevi Dernekleri ve Kültür Bakanlığı ortaklaşa gerçekleştiriyordu. Etkinlik öncesi yerel gazetelerin neredeyse tamamı etkinliği hedefe alan manşetler yayınlıyorlardı. Hatta bazı gazetelerden cihat ilan ediliyordu. Etkinlik süresince Sivas Kültür Merkezi’ndeki panelistlere, semahlara, sanatçı arkadaşlara saldırılar gerçekleşmişti. Yine katliamın olduğu tarih olan 2 Temmuz’da sokaklarda insanların cihat telkiniyle gezmeleri, cihada davet etmeleri, ‘kafirlere ölüm’ diyerek sokaklara dökülmeleri gibi gelişmeler yaşandı. Her şey planlı ve programlı ilerlemişti” dedi.