Anlaşma var, uygulama yok
Dosya Haberleri —

Kobanê /foto:AFP
Anlaşma üzerinden 2 ay geçmesine rağmen Kobanê’de kısmi abluka sürüyor. Fırat Kantonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Ferhan Hac Îsa ile son durumu konuştuk...
- En büyük sorun, Kobanê’nin çevresine yerleşen Şam’a bağlı askeri güçlerin hâlâ geri çekilmemiş olması. Anlaşmada geri çekilme kabul edilmiş ve karara bağlanmıştı. Buna göre bu güçlerin Kürt köylerinden 10 kilometre geri çekilmesi, yani uzaklaşması gerekiyordu.
- 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın garantörlerinin üstlendikleri sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Bu anlaşmanın yazıldığı şekilde uygulanması için daha fazla çaba göstermeleri lazım. Kendileri bu anlaşmanın tarafı ve bu nedenle maddelerin hayata geçirilmesi için gerekli baskıyı kurmaları gerekir.
- Bugün Suriye’de en belirleyici mesele Kürt sorunudur. Bu sorun çözüldüğünde diğer sorunlar da çözüm yoluna girer. Bu açıdan Kürt meselesi, geçici Şam Hükümeti için de bir turnusol işlevi görüyor. Kobanê ise bu tablonun merkezinde duran bir başlıktır.
ERKAN GÜLBAHÇE
QSD ile Suriye Geçici Hükümeti arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın üzerinden iki ay geçmesine rağmen Kobanê’de kısmi ambargo devam ediyor. Özellikle anlaşmada yer alan askeri geri çekilme maddesinin uygulanmaması, kentin çevresindeki köylerde Şam’a bağlı güçlerin varlığını sürdürmesi ve buna bağlı olarak yaşanan güvenlik sorunları dikkat çekiyor. Aynı şekilde yakıt geçişinin kısıtlanması, kente giriş-çıkışların denetim altında tutulması ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan zorluklar, Kobanê’de günlük yaşamı doğrudan etkiliyor. Güvenlik riskleri sürerken ekonomik baskı da giderek ağırlaşıyor.
Kobanê’deki son durumu, anlaşmanın neden sahaya yansımadığını ve halkın karşı karşıya olduğu zorlukları Fırat Kantonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Ferhan Hac Îsa ile konuştuk.
29 Ocak’ta QSD ile Suriye Geçici Hükümeti arasında imzalanan anlaşmanın sahada uygulanmadığı ve kuşatma koşullarının sürdüğü yönünde açıklamalar yapılıyor. Sizce bu anlaşmanın uygulanmasının önündeki temel engel nedir ve bu durum sahada nasıl bir tabloya yol açıyor?
En büyük sorun, Kobanê’nin çevresine yerleşen Şam’a bağlı askeri güçlerin hâlâ geri çekilmemiş olması. Anlaşmada geri çekilme kabul edilmiş ve karara bağlanmıştı. Buna göre bu güçlerin Kürt köylerinden 10 kilometre geri çekilmesi, yani uzaklaşması gerekiyordu. Ancak 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmaya rağmen bu hâlâ sağlanmış değil. Bu askeri güçler köylerde yaşayan insanlarımıza ciddi sorunlar çıkarıyor. Bu yüzden köylüler istedikleri gibi hareket edemiyor, rahatça gelip gidemiyor. Bu zaten Kobanê üzerindeki ablukanın hâlâ sürdüğünü gösteriyor. Bu güçler Kobanê’yi abluka altında tutmayı adeta kendilerine görev edinmiş durumda. Biz de buna karşı bu sorunun giderilmesi ve askeri güçlerin anlaşma çerçevesinde geri çekilmesi için girişim ve görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Elbette bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz.
Yakıt geçişinin engellendiği ve kente giriş-çıkışların kısıtlandığı belirtiliyor. Bu durum günlük yaşamı nasıl etkiliyor?
Şu anda internet sorunu büyük ölçüde çözülmüş durumda. En azından bunu olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Ama yakıt konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Kobanê’ye ihtiyaçları karşılayacak düzeyde yakıt girişine izin verilmiyor. Bu durum hem yönetimi hem de halkı doğrudan etkiliyor. Kobanê’nin içinde akaryakıt çok sınırlı. Bu konuda Geçici Şam Hükümeti ile görüşmelerimiz devam ediyor. Sürekli temas halindeyiz ve en kısa sürede çözülmesini bekliyoruz.
Ekonomik hayat nasıl gidiyor? Halkın günlük yaşamda karşılaştığı temel sorunlar nelerdir?
Gerçeği söylemek gerekirse ambargo halk üzerinde çok ağır bir etki yarattı. Kobanê’de yaşayan insanların günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştı. İnsanlar en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor. Özellikle temel gıda ürünlerinin fiyatları ambargo nedeniyle ciddi biçimde yükseldi.
Gıda tamamen yok değil, insanlar aç kalmıyor. Ama fiyatlar o kadar yüksek ki bu ürünlere ulaşmakta zorlanıyorlar. Şu an bazı alanlarda kısmi iyileşmeler var, ancak akaryakıt sorunu hâlâ çözülmüş değil. Bu da günlük hayatı ciddi şekilde zorlaştırıyor.
Eğitim hizmetleri açısından bugün Kobanê’de durum nedir? Okullar yeniden açılabildi mi, ne tür sorunlar yaşanıyor?
Ne yazık ki okulların büyük bir bölümü göç etmek zorunda kalan insanlara ayrılmış durumda ve bu yüzden birçok okul hâlâ eğitim veremiyor. Göç eden insanların önemli bir kısmı okullarda kalmaya devam ediyor.
Elbette çatışmalardan kaçarak Kobanê’ye gelen bazı insanlar köylerine geri döndü. Onların geri dönüşüyle birlikte boşalan okulları yeniden eğitime açmak için çabalarımız sürüyor. Ama şu an için çok büyük bir ilerleme sağlandığını söylemek zor.
Bu hafta çocuklara karneleri verildi. Gelecek hafta okulların büyük bir kısmını açmayı planlıyoruz. Zorluklarımız çok, sıkıntılar gerçekten fazla. Buna rağmen bir çaba var.
Bazı köy okullarında hâlâ askeri güçler bulunuyor ve bu ciddi bir engel oluşturuyor. Yine bazı okullarda yerinden edilmiş insanlar yaşamaya devam ediyor. Buna rağmen önümüzdeki süreçte bu sorunları aşarak bütün okulları açmayı hedefliyoruz. Yakın zamanda bunu başaracağımıza inanıyorum.
Kobanê’nin güneydoğusundaki bazı Kürt köylerinde sivillere yönelik hak ihlalleri ve güvenlik sorunları yaşandığı yönünde açıklamalar yapıldı. Bugün bu köylerde durum nedir? Halk hangi risklerle karşı karşıya?
Maalesef bu sorun hâlâ devam ediyor. Köylerde yaşayan insanlarımıza yönelik hak ihlalleri sürüyor ve bu durum halkta ciddi bir korku yaratıyor. Halkımız bundan çok rahatsız.
Askerlerin köylerin içinde dolaşmaları ya da okullarda kalmaları bile başlı başına bir sorun. Bu askerlerin anlaşmaya göre geri çekilmesi gerekiyordu ama ne yazık ki şu ana kadar bu gerçekleşmedi.
Geçici Şam Hükümeti’ne bağlı askerler çoğu zaman hukuki sınırları tanımadan hareket ediyor. Halkımıza karşı tutumları da iyi değil. Bugüne kadar yaptıklarıyla bunu açıkça ortaya koydular. Bu durum bazı köylerde hâlâ sürüyor. Sorunun çözülmesi için görüşmelerimiz ve çabalarımız devam ediyor.
Geçici Hükümet’in Kobanê dışından bir kişiyi bölge sorumlusu olarak görevlendirmesi tartışma yarattı. Siz bu adımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kobanê dışından bir kişinin bölge sorumlusu olarak atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Bunun doğru olmadığını kendilerine açıkça ilettik. Bu, halkımızın iradesine karşı atılmış bir adımdır ve kabul edilemez. Bu nedenle söz konusu atamayı tanımadığımızı bildirdik ve bu kişi göreve başlayamadı. Bundan sonra da böyle bir atamayı kabul etmeyeceğiz.
Biz ısrarla Kobanê halkının kendi yöneticisini kendisinin belirlemesi gerektiğini söylüyoruz. Eğer bir atama yapılacaksa bu, Kobanê’de yaşayan bir kişi olmalıdır. Doğrudur, resmi görevlendirmeyi Geçici Şam Hükümeti yapıyor. Ama bu ismin Kobanê halkı tarafından belirlenmesi gerekir. Bu konuda görüşmelerimiz sürüyor.
Kobanê Özerk Yönetimi ile Suriye Geçici Hükümeti arasındaki ilişkiler nasıl ilerliyor?
İlişkiler var ve görüşmeler düzenli olarak sürüyor. 29 Ocak Anlaşması’nın maddeleri ele alınıyor, mevcut sorunların çözümü için tartışmalar yürütülüyor. Görüşmeler genel olarak olumlu ilerliyor. Ama anlaşmanın uygulanmasında ciddi bir gecikme yaşandığını da açıkça söylemek gerekiyor.
Bazı maddelerin uygulamasının yavaş ilerlediğini görüyoruz. Buna rağmen taraflar arasında karşılıklı bir yaklaşım ve çözüm arayışı var. Özellikle güvenlik ve asayiş alanında bazı adımlar atıldı, bazı ilerlemeler sağlandı. Önümüzdeki süreçte daha kapsamlı adımların atılmasını bekliyoruz. Bu süreç, geç de olsa anlaşmanın hayata geçirilmesi yönünde bir çabanın olduğunu gösteriyor. Biz de bu çerçevede entegrasyon sürecine umutla yaklaşıyoruz. Anlaşmanın tamamen uygulanmasını ve halkımızın huzura kavuşmasını istiyoruz. Çünkü çatışmalı sürecin yeniden başlaması herkes için ağır sonuçlar doğurur. Bu yüzden çözüm yönünde ilerlemek istiyoruz.
Kobanê yönetimi anlaşmanın uygulanması için uluslararası aktörlere çağrı yaptı. Sizce bu süreçte uluslararası güçler yeterli rol oynuyor mu?
29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın garantörlerinin üstlendikleri sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Bu anlaşmanın yazıldığı şekilde uygulanması için daha fazla çaba göstermeleri lazım. Kendileri bu anlaşmanın tarafı ve bu nedenle maddelerin hayata geçirilmesi için gerekli baskıyı kurmaları gerekir.
Anlaşmanın uygulanmaması ya da geciktirilmesi en çok Kobanê’de yaşayan sivil halka zarar veriyor. Bu yüzden anlaşmanın bir an önce hayata geçirilmesi bizim için hayati önemde. Açıkça söylemek gerekirse garantör devletlerden ciddi beklentilerimiz var. Çünkü bu anlaşma onların güvencesiyle imzalandı. Bu nedenle uluslararası güçlere açık bir çağrıda bulunduk. Rollerini yerine getirmeleri gerekiyor. Eğer bu rol oynanırsa sorunlar daha hızlı çözülür ve anlaşma maddeleri daha erken uygulanır. Uluslararası baskıyla bu anlaşmanın tam olarak hayata geçirilmesi mümkündür.
Kobanê’de yaşananlar Suriye’deki genel siyasi sürecin de bir parçası. Önümüzdeki dönemde hem anlaşmanın uygulanması hem de kalıcı çözüm için nasıl bir yol öngörüyorsunuz?
QSD ile Geçici Şam Hükümeti arasında bazı maddelerde mutabakat sağlanmış durumda. Aynı şekilde Sayın Ahmed Şara’nın yayımladığı 13. Genelge’de Kürt halkı açısından bazı olumlu maddeler de yer alıyor. Ancak bunlar tek başına yeterli değil. Bu hakların kalıcı olması için anayasal güvence altına alınması gerekiyor.
Kürt halkının varlığı, hakları ve talepleri açık bir şekilde tanınmalı ve anayasada net biçimde yer almalıdır. Bu sağlanmadan kalıcı bir çözümden söz etmek mümkün değil.
Bundan sonra halkımızın yeniden göç ettirilmemesi, mevcut haklarının korunması ve halk olarak tanınıp haklarının güvence altına alınması bizim için vazgeçilmezdir. Bu çerçevenin anayasal düzeyde garanti altına alınması bizim için olmazsa olmazdır.
* * *
Geri dönüş için destek gerekiyor
Son saldırılar sırasında yüz binlerce insan Kobanê’ye sığınmak zorunda kaldı. Bugün bu insanların durumu nedir? Geri dönüş süreci nasıl ilerliyor?
Çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların önemli bir kısmı evlerine geri döndü. Ama hâlâ Kobanê’de kalanlar var. Biz de onlar için geçici barınma imkânları sağladık. Şu anda Kobanê’de yaşıyorlar ve herkes fırsat bulduğunda kendi evine dönmek istiyor.
29 Ocak Anlaşması’nda da belirtildiği gibi, geçici Şam Hükümeti’ne bağlı askeri güçler Kürt köylerinden 10 kilometre geri çekildiğinde insanların tamamı güvenli şekilde geri dönebilecek. Bu geri çekilme sağlanmadan insanların köylerine dönmesi mümkün değil. Çünkü kimsenin bu askerlerle karşı karşıya gelmemesi gerekiyor.
Ama mesele sadece güvenlik değil. Ortada çok ciddi bir yıkım var. Birçok köy tahrip edildi, evler yakıldı, yıkıldı, içindeki eşyalar yağmalandı. Elektrik altyapısı yok edildi, direkler ve kablolar söküldü, su kuyuları bile tahrip edildi. Bu yüzden insanların geri dönebilmesi için sadece güvenlik değil, ciddi bir maddi destek de gerekiyor. Biz hem Özerk Yönetim hem de Kobanê yönetimi olarak bu süreci hazırlamak zorundayız. İnsanların yeniden yaşam kurabilmesi için maddi ve manevi destek sağlanmalı. Ama bunun ön koşulu güvenliğin sağlanmasıdır. Askeri güçler geri çekildikten ve güvenli bir ortam oluştuğunda geri dönüş sürecini hızlandıracağız.
* * *
Turnusol işlevi görüyor
Kobanê halkı 2014’te DAİŞ’e karşı verdiği direnişle bütün dünyanın dikkatini çekmişti. Bugün yaşanan gelişmeleri bu direnişin yarattığı kazanımlar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kobanê meselesi aslında sadece bir kentin meselesi değil. Kürtlerin tamamının sorunu olduğu gibi, aynı zamanda Suriye’nin de temel sorunudur. Bu yüzden açık söylüyoruz: Kobanê sorunu çözülmeden Kürt sorunu çözülmez, Kürt sorunu çözülmeden de Suriye’de kalıcı bir çözüm mümkün olmaz. Suriye’de Kürt sorunu çözülmeden diğer hiçbir etnisitenin ve hiçbir inancın sorunu da gerçek anlamda çözülemez.
Bugün Suriye’de en belirleyici mesele Kürt sorunudur. Bu sorun çözüldüğünde diğer sorunlar da çözüm yoluna girer. Bu açıdan Kürt meselesi, geçici Şam hükümeti için de bir turnusol işlevi görüyor. Kobanê ise bu tablonun merkezinde duran bir başlıktır. Eğer Kobanê’de bir çözüm sağlanmazsa, diğer alanlarda da kalıcı bir istikrarın oluşması mümkün değildir.
Suriye’deki sorunlar birbirinden kopuk değil; aksine iç içe geçmiş durumda. Alevilerin, Dürzilerin ve Kürtlerin yaşadığı sorunlar aynı sistemin ürünü ve birbirine bağlı. Eğer bu sorunlardan biri çözülüp diğerleri çözülmezse, ortaya gerçek bir barış çıkmaz. Ama Kürt sorunu çözülürse, aynı yaklaşım ve yöntemle diğer toplumsal sorunların çözümünün de önü açılır.
Bugüne kadar Suriye’yi yöneten iktidarlar bu gerçeği görmedi. Çözümü esas almak yerine halkların taleplerine kulak tıkadılar ve baskıcı bir yönetim sürdürdüler. Bu da sorunları daha da derinleştirdi ve ülkeyi iç çatışmaya sürükledi. Yeni Geçici Şam Hükümeti’nin bu deneyimden ders çıkarması gerekiyor. Suriye’de yaşayan tüm halkların ve inançların haklarını güvence altına almadan kalıcı bir istikrar sağlanamaz. Aksi halde onlar da önceki yönetimlerin akıbetini yaşar.
Sonuç olarak mesele yalnızca Kobanê’nin meselesi değil; bütün Suriye’nin geleceğiyle ilgili bir meseledir. Bu sorunlar birlikte ele alınıp çözüldüğünde hem Suriye’de hem de Kobanê’de gerçek bir çözüm ve istikrarın önü açılacaktır.















