Radyoda ilk Kürtçe ses: Yerevan Xeber dide

Dosya Haberleri —

Erivan Üniversitesi öğrencileri, Casimê Celîl’in oturma odasında Kürtçe yayını dinliyorlar

Erivan Üniversitesi öğrencileri, Casimê Celîl’in oturma odasında Kürtçe yayını dinliyorlar

  • Kürtçe programların başlatılmasına ilişkin karar eski Sovyetler Birliği Merkez Yönetimi tarafından alınmıştı. Ancak Erivan’ın Kürtçe “konuşmaya” ve “şarkı söylemeye” devam etmesi, esas olarak Casimê Celîl, ailesi ve yerel Kürtler ile Ermeniler arasındaki işbirliği sayesinde mümkün oldu
  • Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’larda Ermenistan ağır bir ekonomik kriz yaşadı. Kürtçe bölümde çalışan 13 kişiden çoğu ülkeyi terk etti. Cemîla ve sunucu Keremi Seyyad kaldı. “Yeni şarkılar kaydetmek isteyen köylüler gelirdi ama bant yoktu…” diyor.

Gayane Ghazaryan* Çeviri: Yeni Özgür Politika

“Yerevan xeber dide!” (Erivan konuşuyor). Bu sözler, 1955 yılında Ermenistan Kamu Radyosu’ndan yayımlanan ilk Kürtçe ifadelerdi. Ermenistan sınırları dışında “Erivan Radyosu” olarak bilinen bu yayınlar, 20. yüzyılın ikinci yarısında, Ortadoğu genelinde Kürt kimliğinin inkâr edildiği ve kültürel ifade alanlarının yasaklandığı bir dönemde, binlerce Kürt’ün kültürüyle bağ kurmasına yardımcı oldu.

Kürtçe programların başlatılmasına ilişkin karar eski Sovyetler Birliği Merkez Yönetimi tarafından alınmıştı. Ancak Erivan’ın Kürtçe “konuşmaya” ve “şarkı söylemeye” devam etmesi, esas olarak Casimê Celîl, ailesi ve yerel Kürtler ile Ermeniler arasındaki işbirliği sayesinde mümkün oldu. Erivan Radyosu’nun Kürtçe yayınlarının tarihi, Celîl ailesinin hikâyesiyle iç içe geçmiştir.

Hayatımın büyük bölümünü Erivan’da geçirmiş olmama rağmen, 2017’ye kadar Kürtçe radyo yayınlarından haberdar değildim. İstanbul’dan yakın bir arkadaşımın benimle paylaştığı ve on yıllar önce Erivan’da kaydedilmiş “Leylo Xanê” adlı Kürtçe şarkı bu kapıyı araladı. Bu şarkı, Ermenistan’daki Kürtlerin yürüttüğü geniş çaplı kültürel çalışmaları keşfetmemi sağlayan bir pencere oldu. Aynı zamanda Ermeni-Kürt ilişkilerine dair, çoğu zaman anlatılan topluluklar arası şiddet hikâyelerinin aksine, işbirliği ve dostluk üzerine nadir örneklerden biriydi.

Bu makale, sözlü tarih görüşmeleri ve Casimê Celîl’in kızı Cemîla Celîl ile yapılan söyleşilere dayanarak, ailenin Ermenistan’da ve ötesinde Kürt folklorunun korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalarını ele almaktadır.

Mala Radyoyê in Kurdish (Courtesy- Celîl family archive)

Kars’tan Erivan’a

Cemîla Celîl’in babası Casimê Celîl, modern Ermenistan’a ilk gelen aile ferdiydi. Şair, çevirmen ve eğitimci olan Casimê, 1908’de, o dönem Rus İmparatorluğu’na bağlı Kars oblastında bulunan Ghzl-Ghula (Ermenice: Ղզլ-Ղուլա; Türkçe: Kızılkule) köyünde Êzîdî bir Kürt ailede dünyaya geldi. O, “yetim kuşağı”nın çocuklarındandı. Yaklaşık on yaşındayken ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere, Êzîdîlere, Süryanilere ve Rumlara yönelik zulümden kaçmaya karar verdi. 1,5 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği ve farklı etnik ile dini grupları da hedef alan bu süreç, Ermeni Soykırımı olarak bilinir; Casimê gibi Êzîdîler de bu kıyımdan etkilendi.

Casimê, bugünkü Ermenistan sınırları yakınındaki Osmanlı-Rus hattına ulaştığında ailesinden hayatta kalan tek kişi, onu nehirden geçiren halasıydı. Daha sonra, Ermeni Soykırımı’ndan kurtulan binlerce yetim çocuğun kaldığı Gümrü’deki (o dönem Aleksandropol) yetimhaneye yerleştirildi. Ergenlik yıllarını Gümrü ve Stepanavan’daki yetimhanelerde geçirdikten sonra, pek çok yaşıtı gibi çalışmak ve okumak için Erivan’a gitti. Bu sırada Bolşevik Devrimi, Rus İmparatorluğu’nu Sovyetler Birliği’ne dönüştürmüş; Erivan da Sovyet Ermenistanı’nın başkenti olmuştu.

Eğitime ve özellikle edebiyata büyük ilgi duyan Casimê, ana dili Kürtçeyi hiç unutmadı. Yetimhanede Ermenice ve Rusçayı öğrendi; 1927-1931 yılları arasında Tiflis ve Bakü’de eğitimini sürdürdü. Erivan’a döndüğünde Ermenistan Devlet Pedagoji Üniversitesi’ne kaydoldu. Bu dönemde şiir yazmaya başladı. İlk şiir ve çevirileri, Kürtçe yayımlanan Rya Teze (Kürtçede “yeni yol”) gazetesinde basıldı. Kurmancî lehçesinde, Ermenice ve Rusça kaleme aldığı eserlerinde lirizm, içtenlik, doğa ve aşk temaları öne çıkıyordu. Mezun olduğunda Yazarlar Birliği üyesiydi ve kızının ifadesiyle “dönemin Ermeni aydınlarıyla çok iyi ilişkileri vardı.”

Radyoda kültürel direniş

Casimê, 1 Ocak 1955’te başlayan ilk resmî yayından kısa süre önce, 1954’te Erivan Radyosu’nun Kürtçe bölümünün başına geçti. Başlangıçta haftada üç gün, 15 dakikalık programlar planlanmıştı ve amaç, sınır ötesindeki Kürt topluluklara Komünist Parti’nin siyasi gündemini aktarmaktı.

Ancak Casimê, radyoyu Kürt müziğini canlandırmak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için bir fırsat olarak gördü. Kürtlerin yaşadığı ülkelerde kültür büyük ölçüde yasaklıyken, Erivan Radyosu nadir mecralardan biri hâline geldi. Bu yaklaşım hem tartışmalıydı hem de radyo yönetiminin karşılamakta zorlandığı ek kaynaklar gerektiriyordu.

1930’larda Sovyetler Birliği’nde tek bir kelime yüzünden bile yargılanmanın mümkün olduğunu hatırlatan Cemîla Celîl, Stalin’in ölümüne rağmen korku atmosferinin sürdüğünü söylüyor. İlk başvurusu reddedilince Casimê geri adım atmadı; sonunda programların sonunda iki dakikalık Kürtçe müzik yayını için izin aldı. “Babamın ihtiyacı olan tek şey bu izindi, biraz bant ve bir ses mühendisiydi. Gerisini halledeceğini söyledi.”

İzni alır almaz, Ermeni Soykırımı yıllarında çok sayıda mültecinin yerleştiği Talin’e gitti. Karslı bir Êzîdî olan Şamilê Bako’yu Erivan’a davet etti. Bako, dudukla çaldığı ilk Kürt ezgisine, Casimê’nin sevgiyle kullanılan küçültme adı olan “Casko” adını verdi.

1954-1964 yılları arasında bölüm başkanlığını yürüten Casimê, 700’den fazla özgün kayıt bırakarak Sovyetler Birliği tarihindeki ilk Kürt ses arşivinin temelini attı. Buna rağmen sınırlamalar sürdü; kimi zaman şarkı sözleri Rusça ya da Ermeniceye çevrilerek onay alındı. Dini içerikli şarkılar yasaktı. Cemîla Celîl, “Ama melodisi güzelse bir yolunu bulup yayımlardım” diyor ve babasının Ermeni meslektaşlarının desteği olmadan bunun mümkün olmayacağını özellikle vurguluyor.

Dinleyici sayısına dair net veriler yok. Ancak her hafta gelen mektuplar, yayınların Ermenistan’da ve batı sınırının ötesinde büyük ilgi gördüğünü gösteriyordu. 1960’ların başında yayınlar Ermenistan-Türkiye sınırını aşarak, ana dilinde eğitim hakkından mahrum bırakılan Kürtlere ulaştı. Doktor ve Koma Amed’in kurucularından Ahmet Kaya, o dönemi “Herkes işi gücü bırakıp radyoyu dinlerdi. Radyo azdı; bir evde toplanır, birlikte dinlerdik” sözleriyle anlatıyor.

“Stran û Awazên Kurdî”nin (Kürt Şarkıları ve Melodileri) 5. cildi 

Ev, bir hafıza mekânı

Casimê için dengbêj ve müzisyen bulmak zor değildi; yetimhaneden tanıdığı pek çok isimle bağını korumuştu. Asıl sorun, radyo yönetiminin maddi destek sunmaması nedeniyle konaklamaydı. Bu yük, bütünüyle aileye düştü.

Cemîla Celîl’in Erivan merkezindeki mütevazı dairesi yıllar boyunca bir kültür mekânına dönüştü. Duvarlarda geleneksel Kürt kıyafetli kadınların fotoğrafları, eski kasetçalar ve aile portreleri yer alıyordu. Köylerden gelen müzisyenler burada ağırlanıyor, ev âdeta bir köy evine dönüşüyordu. Cemîla, “Evimiz köy evi olmuştu. Onlar köyün kokusunu da getirirdi” diye anlatıyor.

Stüdyoda ise Casimê, Kürtçe bilmeyen, çoğu Êzîdî ve Müslüman Kürt olan köylülerin kendilerini rahat hissetmeleri için çaba gösterirdi. “Burası da sizin eviniz. Evinizde çalıyormuş gibi düşünün” derdi. Evde misafirperverlik görevini anneleri Khanoum üstlenirdi. Zor zamanlarda çocuklarına, “Biz bugün ekmek peynir yeriz; onlar misafir” diyerek fedakârlığı öğretirdi.

Casimê Celîl (Courtesy- Celîl family archive

Mirasın sürdürülmesi

Cemîla ve kardeşleri Celîlê, Ordîxanê ve Zînê, bu atmosferde büyüdü. Ordîxanê Celîl, Erivan Radyosu’nun ilk Kürtçe sunucusu oldu; Leningrad Üniversitesi’nde Kürt dili ve edebiyatı alanında çalışmalar yürüttü. 1959’da Leningrad’da Sovyet Bilimler Akademisi bünyesinde Kürt Bölümü kuruldu. Ordîxanê, Ermenistan’ın yanı sıra Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’daki Kürt topluluklarında saha araştırmaları yaptı; 1958’de Mustafa Barzanî’nin desteğiyle Irak’a giderek peşmerge folklorunu derledi.

Ordîxanê ve tarihçi kardeşi Celîlê Celîl, Kürt folkloru ve tarihi üzerine çok sayıda eser kaleme aldı; Zînê Celîl bu çalışmaları Rusça ve Litvancaya çevirdi. Böylece Kürt çalışmaları Sovyetler Birliği sınırlarını aştı.

Cemîla Celîl ise müziğe yöneldi. 1967’de radyoya katılarak müzik arşivini yönetti. “Müzik Posta Kutusu” adlı programı büyük ilgi gördü. Sadece eğlence değil, eğitim amacı da taşıyan bu programda Komitas, Aram Haçaturyan, Spiridon Melikyan ve Srbuhi Lisitsyan gibi isimlerden söz ederek Kürt müziğiyle kurdukları bağlara değiniyordu.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’larda Ermenistan ağır bir ekonomik kriz yaşadı. Kürtçe bölümde çalışan 13 kişiden çoğu ülkeyi terk etti. Cemîla ve sunucu Keremi Seyyad kaldı. “Yeni şarkılar kaydetmek isteyen köylüler gelirdi ama bant yoktu. Eski bantları tekrar kullanır ya da kendi kasetçalarımda kaydederdim” diyor.

35 yıl boyunca radyoda çalışan Cemîla Celîl, 2002’ye kadar arşivi binlerce yeni kayıtla zenginleştirdi. Stran û Awazên Kurdî (Kürtçe Şarkılar ve Melodiler) adlı beş ciltlik eserin hazırlanmasına katkı sundu. 81 yaşında, altıncı cilt üzerinde çalışmayı sürdürüyor. “Bunu halkım ve gelecek kuşaklar için yapıyorum. Ben olmadığımda bilgi ve kültür kaybolmasın” sözleriyle çalışmalarının amacını özetliyor.

*Gayané Ghazaryan, Erivan merkezli serbest gazetecidir. Çalışmaları hafıza, toplumsal cinsiyet anlatıları ile sosyal ve kültürel meseleler üzerine yoğunlaşmaktadır. Ermenistan Amerikan Üniversitesi mezunudur ve yüksek lisans tezini Erivan Radyosu’nun tarihi üzerine yazmıştır.

Ajam Media Collective yayınlanan yazı kısaltılarak alındı.

Kaynak link: https://ajammc.com/2021/06/13/radio-yerevan-kurdish-culture/

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.