Hakan Fidan yeni arızalar peşinde

Tülay Hatimoğulları
- DEM Parti Eşbaşkanı Hatimoğulları, tüm mesaisini Kürt kartışlığına harcayan Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kürtleri hedef alarak, Suriye'den sonra sıranın Irak'a geleceğini söylemesini eleştirdi.
- Eşbaşkan Hatimoğulları, "Bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz. Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretilebilir diye bakılıyor. Açıklaması, sürecin ruhuna uygun değil" dedi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, barış için artık söz değil, adım atma zamanı olduğunu belirterek, “Süreci hızlandırmanın tam da zamanıdır. Komisyon raporu temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya konulmalıdır” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin dünkü Grup Toplantısı'nda konuştu. Türkiye'deki barış ihtiyacın uzunca bir süredir Suriye, Rojava'ya ve sınır ötesindeki gelişmelere bağlandığını belirten Hatimoğulları, her defasında 'önce orası' denildiğini hatırlattı.
Mutabakatı sabote etmeyin
Barış sürecinde somut adımlar atılmadığını kaydeden Hatimoğulları, şöyle devam etti: "DEM Parti olarak defalarca söyledik; Türkiye'de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin. Bugün gelinen noktada QSD ve Şam yönetimi arasında 29 Ocak anlaşması imzalandı. Bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde pratik çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası topluma düşen görev, bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır. Türkiye'ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak Mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye'de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu, hem Suriye'nin hem de Türkiye'nin geleceği için hayati önemdedir.
Süreci hızlandırma zamanı
Türkiye'deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmadı. Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanıdır. Komisyon ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya konulmalıdır. Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini hangi temel perspektiflerden ele aldıklarını sıraladı:
* Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyum uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına, kayumlar kendi görevlerine dönmelidir.
* Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak, özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların, demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir. Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir.
* Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kültürel inkar sürdükçe barış kök salamaz. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır.
* Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor. Bütün siyasi mahpuslar içerideyken barış sağlam bir zemine oturamaz. Kent Uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar, bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır.
* Komisyon raporu TCK, TMK ve İnfaz Kanunu'nda kapsamlı değişiklikleri önermelidir. TMK demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı. İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli. ‘Umut hakkı’ Sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmada hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmelidir ki bu sürecin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir.
* Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz.
* İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır. Aleviler başta olmak üzere bu ülkede yaşayan farklı halklardan ve inançlardan yurttaşlarımızın özgürce ibadetlerini yerine getirebilecekleri, kendini bu toprakların üvey evladı değil, öz evladı olarak hissedebilecekleri bir uygulama hayata geçmelidir.
* Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel sosyal haklar üzerinde ve mutlaka çalışılmalıdır.
* Kadınların ve çocukların yaşam hakkı korunmalıdır. Şiddet ve istismara karşın etkin bir mücadele yürütülmelidir. Zira Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun yeni yaptığı açıklamada sadece Ocak ayında 22 kadın cinayeti, 14 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş.
Barış, bir istismar aparatı değil
Bugün yol alınacaksa demokrasi, hukuk ve özgürlükler ertelenmemeli. Barış iktidarın ya da bir başkasının kullanacağı bir aparat olamaz. Barış demokrasiyle birlikte yürüyen, hukukla birlikte güvence altına alınan, özgürlüklerle güçlenen bir halk iradesidir. Gerçek ve onurlu bir barış hakiki bir güvenliğin ta kendisidir. Eğer gerçekten bu sürece bir dinamizm kazandırılmak isteniyorsa aynı tas ve aynı hamamla devam edilemez. Gözle görünür bir değişimin başlaması şarttır. Adres bellidir. Demokrasi, hukuk ve özgürlüklerdir. Bunun dışındaki her söz ertelemenin bir başka adıdır. Biz bu ülkenin haklarına, halklarına karşı sorumluluğumuzun gereği bütün görev ve sorumluluklarımızı harfiyen yerine getirmeye devam edeceğiz. Barış için artık söz değil, adım atma zamanıdır. Biz DEM Parti olarak duruşumuzda gayet netiz. Neyin arkasında, neyin karşısında olduğumuzu hep açıkça ifade ettik. Biz barışın, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve özgürlüğün arkasında, tahakkümün, inkarın karşısındayız. Baskının, yargı operasyonlarının karşısındayız. Korkutmanın, susturmanın, manipülasyonla siyasi mühendislik yapılmasının karşısındayız."
Hakan Fidan'ı açıklamaları
Eşbaşkan Tülay Hatimoğulları, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak'ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur" sözleri sorulan Tülay Hatimoğulları, şunları dile getirdi: "Bu haftadan itibaren Türkiye'nin temel gündemi ve temel konusu komisyonun çalışmaları ve yeni atılacak somut adımların olmasını beklerken, Sayın Hakan Fidan'ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz. Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretilebilir diye bakılıyor. Yaptığı bu açıklamayı sürecin ruhuna uygun olarak görmüyoruz.
Biz bölgesel düzeyde barışın ilerlemesi için daha yapıcı adımların atılmasını beklemekteyiz. Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme var. Fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz bunları sizlerle paylaşacaklar. Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Basın da bunu defalarca yazdı. Belirlendiği zaman sizlerle tarihini paylaşacağız." ANKAR
* * *
Hakan Fidan ne demişti?
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bir Türk televizyonundaki söyleşisinde, Kürtlere hem akıl vermeye kalkıştı hem de tehditler savurdu.
Suriye'nin birliği, bütünlüğü açısında bayağı mesafe kat edildiğini, biraz daha gidilmesi gereken mesafenin olduğunu belirten Fidan, şunları söyledi: "YPG'nin işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Kürt nüfusunun yaşadığı yerde pozisyon alması bir önceki haritaya göre çok daha sağlıklı bir durum. Bu durumdan daha iyi bir duruma da gidilebilir. Mutabakat gereği tamamlanması gereken adımlar var. İki tarafta da güvensizlik var.
YPG'nin de tarihi bir dönüşüm yaşaması gerekiyor kendi içinde. Daha gerçekçi daha Suriyeli, Irak ve Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmeyen, PKK'nın orijinal emellerinin bir parçası olmayan bir durumda olurlarsa kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruşuyla ilgili bir mücadele zemini olur, siyasi mücadele esastır. Biz Cumhurbaşkanı Şara'ya da bunu öneriyoruz. Büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Süreç devam ediyor.
İnanılmaz hassaslarmış!
Kürtlerin Şam ile tanışma imkanı olmadı, onlar farklı bir iradenin kontrolü altındaydılar, şimdi yavaş yavaş tanışacaklar. Ülke olarak Suriyeli Kürtlerle inanılmaz bir hassasiyetimiz oldu. Daha önce Beşşar Esad ile defalarca görüştük. Kürtlerin haklarını da o zaman görüştük, çoğunun vatandaşlığı yok, ait hissetmiyorlar ve bu sıkıntı getirir dedik. Biz kendimiz için ne istiyorsak bölgemiz için de onu istedik. İnşallah bu sayfa da Kürtlerin ve Arapların lehine kapanır ve Türkiye'nin de güvenlik endişeleri giderilir ve Suriye daha güzel bir geleceğe yol alır.
İşin Irak ayağı varmış
Halka imkanı versen, alternatif versen, Kürt halkı başka bir yerden bakacak, Türkiye’de olduğu gibi. Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak'ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur. Türkiye'de işgal edebildiği hiçbir alan yok ama Irak'ta buna mukabil çok geniş toprak parçalarını işgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade senin sorunun olmuş. Sen (Irak) nasıl bir egemen devletsin ki bunun varlığına bu şekilde izin veriyorsun? Çok uzak olmayan bir zamanda da buralarda bir değişiklik olacağını düşünüyorum."













