BM kararı Halepçe’den sonra bir ilk

Dünya Haberleri —

17 Eylül 2020 Perşembe - 08:59

  • Birleşmiş Milletler'in, Türk devletinin Rojava'da birçok savaş suçu işlendiğine dair raporunu değerlendiren Mezopotamya İnsan Hakları Gözlemevi’nden Deniz Arbet Nejbir, "Halepçe’den sonra ilk kez Kürtlere yönelik savaş suçu işlendiği dile getiriliyor" dedi. Nejbir, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Savunma Bakanı Hulusi Akar hakkında tutuklama kararı alınabilmesinin önünün açıldığını kaydetti.  

 

Birleşmiş Milletler’in (BM) Türk devleti ve çetelerinin Efrîn ve Serêkaniyê’de gasp, tecavüz, yağma, kültürel mirasın yok edilmesi gibi insanlık dışı suçlar işlediğine ilişkin raporunu değerlendiren Mezopotamya İnsan Hakları Gözlemevi (Mojust) kurucularından Uluslararası Hukuk Danışmanı Deniz Arbet Nejbir raporun "Kürtlere yönelik savaş suçunun uluslararası alanda tespiti ve buna yönelik hukuki mücadele açısından çok önemli" olduğunu belirtti. "Halepçe’den sonra ilk kez Kürtlere yönelik savaş suçu işlendiği dile getiriliyor" diyen Nejbir, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Savunma Bakanı Hulusi Akar hakkında tutuklama kararı alınabilmesinin önünün açıldığını kaydetti.  

Raporla savaş suçlarının tüm ayrıntılarıyla aktarıldığını ifade eden Nejbir şöyle konuştu: "Türkiye’nin Efrîn’de iki türlü savaş suçu işlediği ortaya konuluyor. Birincisi; Efrîn kendi denetiminde ve buradaki grupların işlediği, iskence, tecavüz, suçlarından direkt olarak Türkiye’nin sorumlu olduğu belirtiliyor. Bu çok önemli. İkincisi; Türkiye’nin kendisinin de savaş suçu işlediğinin altı çiziliyor. Çok sayıda insan Efrîn’den alınıp Türkiye’deki belirsiz zindanlarda işkence edilmiş. Rapor her iki boyuta da dikkat çekiyor ve Türkiye savaş suçlarınından sorumlu tutuluyor." Rapor bu savaş suçunu isleyen askerlerin ve komutanların savaş suçlusu olduğunu belirtiyor.  

UCM devreye sokulmalı 

Bu raporla Kürtlere uluslararası alanda girişimlerde bulunma yolunun da açıldığını kaydeden Nejbir atılabilecek adımları şöyle sıraladı:

Birincisi; Kürtler, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin savcısına başvurabilir ve Türkiye’nin işlediği savaş suçlarından ötürü hem bu suçu işleyen bireylere karşı hem de devlet mekanizmasındaki yetkililere karşı tutuklama kararı çıkarılmasını isteyebilir.  

Türkiye, UCM’nin üyesi değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla Türkiye’ye karşı savaş suçu işlediği için Konsey savcıya davayı açma yetkisi verebilir, Darfur ve Libya örneğinde olduğu gibi. Mahkeme tutuklama kararını herkese karşı hatta devlet başkanına karşı bile alabilir, El Beşir olayında olduğu gibi. Bunu Türk yetkililere karşı da yapabilir.  

Birçok insan mağdur oldu, kimisi öldürüldü, kimisi tecavüze uğradı, kimisi işkence gördü. Mağdurlardan hayatta olanlar ya da aileleri BM İnsan Hakları Komisyonu’na davalarını taşıyabilir. 

Aynı zamanda Türkiye’deki iç hukuk yollarını tüketerek AİHM’e gidebilirler. AİHM’in özellikle Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali nedeniyle aldığı birçok ihlal kararı var.  

 Savaş ve insanlık suçu 

Öz yönetim süreçlerinde Avrupa Konseyi’nin Sur, Cizre, Nusaybin gibi kentlere ilişkin "Kürtlerin kollektif olarak cezalandırıldığı" yönünde karara vardığını hatırlatan Nejbir şöyle devam eti: "Bu rapor Kürtler için oldukça önemli. Türkiye’nin spesifik olarak savaş suçu işlediğini, sunduğu verilerle Türkiye’nin aynı zamanda demografik değişim ve insanlık suçu işlediğine dair birçok yerli ve uluslararası rapordaki doğruları da kanıtlamış bulunuyor. Kürtler kolektif saldırıya uğradığından dolayı BM’nin Araştırma Komisyonu kurmasını isteyebilir."

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.