Halep’te direnişe çarptılar
Yurt Dışı Haberleri —

Halep için eylem / foto:AFP
- Şam ve Türk devletinin güdümündeki çeteler, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de sivilleri canlı kalkan yaptı, okulları üsse dönüştürdü, çatılara keskin nişancı yerleştirdi, binlerce çete ve araçla mahalleri kuşattı. 5 kez mahallelere girmeye çalıştı ancak savaşçıların direnişini kıramadı, cesetlerini bırakarak kaçtı.
- Efrîn, Süveyda ve Alevi katliamında yer alan çeteler, Kürtlerin direnişine çarparken Türk devleti, Şam’ın “talep etmesi” halinde saldırıya resmi olarak dahil olabileceğini söyledi. QSD, saldırıların Suriye’yi açık savaş alanına çevireceği uyarısını yaptı.
Şam rejimi ve Türk devletine bağlı Emşat, Hemzat, Nureddin Zengi, Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Sultan Murad çeteleri, Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallerine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Mahallelerin etrafını onlarca tank ve zırhlı araçla kuşatan çeteler, 7 Ocak günü gündüz saatlerinde 4 kez Şêxmeqsûd üzerinden bölgeye girmeye çalıştı ancak İç Güvenlik Güçleri’nin (Asayiş) direnişi sonucu ağır kayıplar verip, arkalarında cesetlerini bırakarak geri çekildi.
Gün boyunca mahalleleri yoğun bir şekilde bombalayan çeteler, direnişi kıramayınca bu kez sivilleri özellikle genç erkekleri canlı kalkan olarak kullanmaya başladı. Halep İç Güvenlik Güçleri Basın Merkezi, yoğun topçu atışı gerçekleştiren, yerleşim alanlarını tanklarla kuşatan ve kapsamlı işgal tehdidinde bulunan çete koalisyonunun, sivilleri zorla teslim almak için her türlü hukuk ve insani normları açık şekilde ihlal ettiğine dikkat çekti. Şêxmeqsûd’dan zorla çıkarıp kaçırdığı gençleri saldırı hatlarında canlı kalkan olarak kullandığını ve yaşlıları kuşatma altındaki bölgelere geri göndererek hayatını riske attığını vurguladı. Aynı zamanda saldırılar nedeniyle Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde otobüslerle ayrılan aileleri, mahallelerinin çevresinde otobüslerden kaçırdığını, aynı suçu Halep-Efrîn yolundaki kontrol noktalarında, özellikle Kefircen ve Basûtê yakınlarında da işlediğini duyurdu. Öte yandan, Şam rejiminin mahallelerden çıkan aileleri taşımak için gönderdiği otobüslere binen kişilerin isimlerini kaydedip onları Efrîn’de takip etmeyi planladığını ekledi.
Kürtlere savaş ilan eden çete koalisyonun DAİŞ’le işbirliği de 6 Ocak’tan bu yana devam eden saldırılarda bir kez daha ortaya çıktı. DAİŞ sembolleri taşıyan çetelerin mahallelere saldırdığı, El Cezire’nin canlı yayını sırasında kameraya yansıdı.
10 şehit, 60’tan fazla yaralı
Gece saatlerinde, halkın evlerinde bulunmasını fırsat bilerek bombardımanı yoğunlaştırdı. Dron uçuşlardı sürdü, yeni zırhlı araçlar ve tanklar bölgeye sevk etti; aralarında yabancı uyruklu unsurların da bulunduğu binlerce çete yığınağı yaptı. 8 Ocak sabahı erken saatlerde ağır silah yüklü çok sayıda araçla özellikle Şiqêf ve Girê Qestelo üzerinden yeni bir saldırı başlatarak mahallelere girmeye çalıştı. Benî Zeyd Mahallesi’nde iki yurttaş bomba yüklü dronlarla hedef aldı ve dron uçuşları nedeniyle yaralanan yurttaşlar hastaneye götürülemedi. Şiqêf Mahallesi’ne 5 obüs atışı yaptı, Eşrefiyê Mahallesi’nde topçu atışları sonucunda bir ev ateş aldı. Ancak mahalle sakinleri ve iç güvenlik güçlerinin direnişiyle karşılaştı. Saldırıların tamamı püskürtüldü, 4 ağır silah monteli araç imha edildi. Çok sayıda çete öldürüldü. Günlerce üst üste roket ve tank atışlarıyla birlikte insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılar sonucu sivil şehitlerin sayısı 10’a yükselirken, 60’tan fazla kişi yaralandı. Çok sayıda ev ve araç kullanılamaz hale geldi.
Binlerce çete ve zırhlı araç yığdılar
Savaşçılar binlerce çete ve zırhlı araç yığılmasına rağmen, savaşçıların kahramanca direnişi sayesinde Qestelo hattında herhangi bir ilerleme kaydedemediler. Bunun üzerine elektriği kesip, mevcut temel ihtiyaç ve tıbbi malzemelerin girişini engellemeyi sürdürdü. Aynı zamanda tarım merkezleri ve okulları üsse dönüştürüp, çatılara keskin nişancı yerleştirerek yeni yöntemler denedi.
Qestelo’yu geçemediler
Sabah saat 10.00 sularında Dewara Şêxan bölgesinden 5 doçka yüklü araçla saldırıya geçti ancak savaşçıların pususuna düştüler. Pusuda ağır darbe yiyen çetelere ait doçka tipi silah yüklü bir araç imha edildi. Eş zamanlı olarak Qestelo bölgesinden doğru başlatılan saldırı da geri püskürtüldü. Misteşfa Yewnanî bölgesinde bir çete öldürüldü.
Türk devletinden müdahale tehdidi
Çetelerini sahaya süren Türk devleti, direnişin kırılmaması üzerine bu kez doğrudan müdahale edeceğinin sinyalini verdi. Türk Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Halep’te Kürt katliamını destekleyerek Şam’ın talep etmesi halinde doğrudan saldırıya dahil olabileceğini söyledi.
Tüm cephelerde direneceğiz
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Mahalle Meclisi Eşbaşkanı Hêvîn Sîlêman, ağırlıklı olarak altyapının ve sivillerin hedef alındığına işaret etti. Halkın savaşçılara kesintisiz destek verdiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: “Elektrik jeneratörleri ve ana su hatları da dahil olmak üzere bölge sakinlerinin günlük ihtiyaçlarını hedef alıyor. Bazı kişiler çocuklarıyla birlikte yoğun bombardıman nedeniyle mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Halkımız savaşçılarımızın yanında ve zafer bizim olacak. Direnişimizi tüm cephelerde sürdüreceğiz.” Hêvin Silêman, İç Güvenlik Güçleri’nin 14 yıldır bölge sakinlerini koruduğunu belirterek, halk desteğiyle kazanacaklarını dile getirdi. Kürdistan, Avrupa halklarını ve barış ve demokrasiyi destekleyen herkesi direnişi desteklemek ve sivillere yönelik saldırılara karşı sokaklarda sesini yükseltmeye çağırdı.
QSD’den net uyarı
Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanlığı, çetelerin 6 aydan fazla bir süredir mahalleleri kuşattığına dikkat çekerek, iki mahallenin hiçbir askeri tehdit oluşturmadığını ve saldırıların kaynağı olamayacağının altını çizdi. Şam’ın iddialarının tamamen asılsız olduğunu ve güçlerinin 1 Nisan anlaşmasından bu yana mahallelerde bulunmadığını vurguladı. QSD açıklamasında şunları belirtti: “Garantör devletlere ve Şam rejimin ilgili taraflarına, sorumluluklarını derhal yerine getirmeye ve Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki masum sivillere yönelik abluka ve askeri saldırıları durdurmak için çalışmaya çağırıyoruz. Sivillere yönelik saldırıların sadece Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri ve Halep kenti için değil, Suriye’yi bir kez daha açık bir savaş alanına dönüştürebileceği konusunda uyarıyoruz. Sivillere karşı güç kullanmakta ısrar edenler bunun hesabını verecektir.
Olayları, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki halkımızın güvenliğiyle ilgili tüm taraflarla koordinasyon içinde yakından ve büyük bir hassasiyetle takip ediyoruz. Abluka, güç tehdidi, sivillerin hedef alınması, baskı aracı veya insanların kalkan olarak kullanılmasının tüm insani ve hukuki standartlara göre suç olduğunu vurguluyoruz.”
SOHR: Halep’te QSD savaşçıları yok
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Direktörü Rami Abdurrahman da Halep’te QSD savaşçılarının olmadığını vurguladı. “Kürtlere karşı ırkçı bir kampanya var” diyerek, daha önce Efrîn’de Kürtlere saldıran aynı çetelerin şimdi Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırdığını duyurdu. Rami Abdurrahman, “Kürtlerin yutulması kolay bir lokma olduğunu sanıyorlar ama Kürtleri bölgelerinden uzaklaştırabilecek hiçbir güç yok” dedi.
Af Örgütü: Saldırılar derhal son bulsun
Uluslararası Af Örgütü, saldırıların durdurulması ve sivillerin korunması gerektiğini belirterek, uluslararası insancıl hukuka tam saygı gösterilmesini, saldırıların derhal sona erdirilmesini, siviller ve savaşçılar arasında ayrım yapmayan silahların kullanımının durdurulmasını ve insani yardıma engelsiz erişimin sağlanmasını talep etti. Uluslararası Af Örgütü, sivillerin ve altyapının korunması için mümkün olan tüm önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizdi.
Saldırı kararı Türkiye’de alındı
Saldırılar 4’üncü gününe girerken uluslararası kurumlar ve aktörlerden de peş peşe açıklamalar yapılıyor. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Yürütme Kurulu, Halep’e saldırı kararının Türkiye’de alındığına ve Türk devletinin emrindeki çetelerin kararı şu anda uyguladığına dikkat çekerek, “Amaç barışçıl bir çözümün sağlanmasını ve Kürtlerin Suriye’de bir statüye sahip olmasını engellemektir” dedi.
“Rojava’ya sahip çıkmak Kürdistan’a sahip çıkmaktır” diyen KNK, şu çağrıyı yaptı: “Dünya kamuoyunu ve Kürt halkının dostlarını, Rojava’daki Kürt halkını yalnız bırakmama ve onları desteklemeye çağırıyoruz. Ayrıca, Kürdistan’daki tüm güçleri ve tüm Kürdistanlıları, Kobanê direnişi ruhuyla Rojava’nın kazanımlarını korumaya ve Özerk Yönetim’in yanında yer almaya çağırıyoruz.”
PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl ise saldırıların yakın gelecekte QSD ile Şam arasında somut adımlarla pratiğe geçirilmesi beklenen görüşmenin sonuçlarını sabote etmeyi yansıtan bir Türk kararı olduğunun ifade etti.
Bafil Talabani: Endişeyle takip ediyoruz
Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Başkanı Bafil Talabani, “Tüm tarafların sükûneti tercih etmesini, yaşanan gelişmelere karşı sağduyulu davranmasını ve sorunları diyalog ile sorumluluk bilinci çerçevesinde ele almasını temenni ediyorum. Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaşananları büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Bu zor ve hassas süreçte kalbim Rojava Kürdistanı’ndaki halkımızla birliktedir. Tüm tarafların gerilimi tırmandırmaktan kaçınarak, durumu istikrara kavuşturacak ve sorunları barışçıl yollarla çözecek her türlü çabayı destekliyorum” dedi.
Mesud Barzani: Etnik temizlik tehdididir
KDP Başkanı Mesud Barzani, “Halep'te şu anda mevcut olan tehlikeli durum, savaş ve şiddet büyük bir endişe kaynağıdır, sivil halkın ve masum vatandaşların hayatı üzerinde bir tehlike oluşturmuştur Bölgede Kürtlere karşı bir etnik temizlik tehdidi bulunuyor" ifadelerini kullandı.
Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ise diyalog çağrısı yaparak şunları söyledi: “Halep'te yaşanan olaylar, bölgenin demografik yapısını değiştirmek amacıyla Kürtlerin hedef alınması ve sivil vatandaşların hayatının tehlikeye atılması hem Şam otoritesini hem de uluslararası toplumun vicdanını sorgulanır hale getirmektedir. Hiçbir bahane ve gerekçe, etnik temizliğe izin vermemelidir. Tüm tarafların itidalli davranmasını ve vatandaşların hayatını korumasını umuyoruz. Mevcut Suriye yönetim sisteminin, tüm Suriye halkı için demokratik ve kapsayıcı bir otorite sorumluluğu düzeyinde olmasını temenni ediyoruz.”
BM’den 10 Mart mutabakatı çağrısı
Saldırılara ilişkin en dikkat çekici açıklama BM, İngiltere ve İsrail’den geldi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında müzakerelere derhal yeniden başlaması çağrısı yaptı. Dujarric "Genel Sekreter'in, Halep'teki çatışmaların ardından sivillerin ölümü ve yaralanmasıyla ilgili haberlerden endişe duyduğunu size bildirebilirim. Tüm tarafları hem askeri hem de siyasi alanlarda esneklik ve iyi niyet göstermeye ve 10 Mart anlaşmasını tam olarak uygulamak için müzakerelere derhal yeniden başlamaya teşvik etmeye devam ediyoruz" dedi.
İngiltere: Diyaloğa geçilmeli
İngiltere'nin Suriye Özel Temsilcisi Ann Snow, "Halep'in kuzeyinde devam eden çatışmalar, sivil kayıplar ve halkın yerinden edilmesi nedeniyle derin endişe duyduklarını" dile getirdi. Ann Snow, Suriye'de istikrarın sağlanmasının kritik önem taşıdığı bir dönemde yaşanan bu gelişmelerin kaygı verici olduğunu ifade ederek taraflara "derhal gerilimi düşürme, diyaloğa geçme ve sivillerin korunması" çağrısında bulundu. Ann Snow, ayrıca İngiltere'nin bölgedeki durumu yakından izlemeye devam ettiğini belirtti.
İsrail: Kürtlere saldırılar vahim ve tehlikeli
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada saldırılara tepki gösterdi. Saar, "Suriye rejimi güçlerinin Halep şehrindeki Kürt azınlığa yönelik saldırıları vahim ve tehlikelidir. Genel olarak uluslararası toplum, özelde ise Batı, IŞİD’e karşı cesurca ve başarıyla savaşan Kürtlere bir onur borçludur. Suriye'nin çeşitli azınlıklarına yönelik sistematik ve ölümcül baskılar, ‘yeni Suriye’ vaatleriyle çelişmektedir. Uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalması, Suriye rejimi tarafından uygulanan şiddetin daha da tırmanmasına yol açacaktır” dedi. HABER MERKEZİ
* * *
Her katliamda yer aldılar
Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêyd mahallelerine saldıran çeteler, Efrîn’in yanı sıra Süveyda ve Suriye’nin kıyı bölgesinde de katliamlar gerçekleştirdi. İşledikleri ağır ihlaller nedeniyle uluslararası yaptırım listesinde yer alan çete grupları, kurulduğu günden bu yana vekâlet savaşları yürütmüş, hiçbir zaman ulusal projelerin bir parçası olmadı. Halep İç Güvenlik Güçleri, saldırıları gerçekleştiren grupların ve Şam’a bağlı Savunma Bakanlığı bünyesinde hangi tümen içinde yer aldığını açıkladı. Buna göre, Süleyman Şah-El Emşat 62’nci Tümen’e, Sultan Murad 72’nci Tümen’e, El Hamzat 76 ve Nureddin Zengi çeteleri ise 80’inci Tümen içinde faaliyet yürütüyor.
* * *
Dêrazor ve Dêr Hafir’a eş zamanlı saldırı
Şam ve Türk devletinin kadrolu çeteleri, Dêrazor ve Dêr Hafir’da QSD’ye saldırdı. QSD, DAİŞ’in 7 Ocak akşam saatlerinde Dêrazor’un doğusunda Meraşîde askeri noktayı RPG silahıyla hedef aldığını, ancak saldırının püskürtüldüğünü, herhangi bir can ya da mal kaybının yaşanmadığını duyurdu. Saldırının ardından bölgede geniş çaplı bir arama-tarama operasyonu başlatan QSD, Dêrazor saldırısıyla eş zamanlı olarak Emşat çetelerinin Dêr Hafir merkezini top ve havan atışlarıyla hedef aldığı bildirildi. Çeteler, ayrıca Til Temir kentinin batısındaki Um El Kêf köyündeki buğday silolarına doçkalarla saldırdı.
* * *
Êzîdîler katliamla yüz yüze
Hristiyan Koalisyonu, Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaşayan bin 200 Êzîdî ailenin kuşatma ve bombardıman altında "etnik temizlik" riskiyle yüz yüze olduğunu duyurdu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Arap Birliği’ne hitaben acil bir bildiri yayımlayan Hristiyan Koalisyonu, şunları kaydetti: “Güvenli bir koridorun ve korumanın olmaması, yaşanan ihlalleri 'savaş suçu' veya 'etnik temizlik' boyutuna taşımaktadır. On yıl önce DAİŞ eliyle soykırıma uğrayan Êzîdî kardeşlerimizin yaraları henüz sarılmamışken, dünya bu barışçıl halkın kökünden sökülmesine seyirci kalmamalıdır.”















