- Kürt sinemasının sorunu, Kürdistan’ın sorunuyla doğrudan bağlantılıdır. Kürt sineması da tıpkı ülkesi gibi parça parçadır.
Ortadoğu Sinema Akademisi tarafından düzenlenen Kürt Sinema Çalıştayı’nın sonunda, Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nin kurulması kararı alındı. Çalıştayda sinema dil, hafıza, coğrafya, tarih, kimlik, kültür, estetik ve politik gerçekliklerin birlikte şekillendirdiği bir alan olarak değerlendirildi. İnisiyatif kararıyla birlikte oluşturulan yürütücü kurul, yapının hukuki statüsüne dair çalışmalar yürütecek.
Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan çalıştaya katılan yönetmen Veysi Altay ile İnisiyatif’e ve bundan sonra yapılması gerekenlere ilişkin konuştu.
Kürt sineması, Kürdistan sorunu
Kürt sinemasının özgürlük mücadelesiyle birlikte 40 yıllık bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Altay, “Belki yüz yıl önce de Kürtler hakkında filmler çekildiğini söyleyebiliriz ama bunları Kürtler çekmedi. Fakat yaklaşık 40 yıldır Kürtler artık kendi hikayelerini anlatmaya, kendi çekimlerini yapmaya ve kendi sinemalarını oluşturmaya başladılar. Ancak Kürt sinemasının sorunu, Kürdistan’ın sorunuyla doğrudan bağlantılıdır. Çünkü Kürdistan resmiyette tanınmıyor. Dört parçaya, hatta beş parçaya bölünmüş durumda. Kürt sineması da tıpkı ülkesi gibi parça parçadır. Çünkü her parça kendi içinde bir çaba gösteriyor, kendine göre bir sinema ve sinema dili inşa ediyor. Bu inşa süreci de her parçanın kendi egemenlerinin, kendi sömürgecilerinin zihniyetine göre şekilleniyor” diye belirtti.
Kürtlerin bulundukları coğrafyalarda sinema alanında da emek verdiğini dile getiren Altay, ancak kendi kimlikleri, dilleri ve renkleriyle yer alamadıklarını bununda Kürt sinemasının en büyük sorunlarından olduğunu söyledi.
Kürdistanî sinema
Ortak bir Kürt sinemasının ise tam olarak ortaya çıkamadığına işaret eden Altay, “Ortak bir Kürdistan sineması hiçbir zaman tam anlamıyla var olamıyor. Ama uzun zamandır Kürtler ister bireysel ister kolektif olsun artık kendi hikayelerini kendileri çekiyorlar. Yani bunu bir sinema tanımıyla adlandırıyorlar. Bu sinemaya bazen Kürt sineması, bazen de Kürdistan sineması deniyor. Fakat ne derseniz deyin, artık yavaş yavaş bir Kürdistanî sinema inşa ediliyor. Kürtler artık sinema yapıyor” dedi. Altay, dünya genelinde de Kürt sinemasının yavaş yavaş kendisi için bir yer edinmeye başladığına dikkati çekti.
Bugüne kadar egemen zihniyetin Kürt sineması üzerinde büyük etkilerine tanıklık ettiklerini kaydeden Altay, şunları belirtti: “Çünkü bizler ilişkilerimizi kendi sömürgecilerimizin festivalleri üzerinden kuruyoruz, onlardan ekonomik destek almak istiyoruz, onların sistemine dahil olmak istiyoruz, onların dizilerinde yer almak istiyoruz. Bu da ne anlama geliyor? Onların diliyle konuşmayı getiriyor. Hikayelerimizi onların keyfi nasıl istiyorsa, onların hoşuna gidecek şekilde değiştirmek, senaryolarımızı ‘onlar bize yardım etsin’ ya da ‘çektiğimiz filmleri festivallerine kabul etsinler’ diye şekillendirmek zorunda kalıyoruz. Bu durum zaten kendi başına üzerimizde çok büyük bir otosansür yaratıyor; yani bizler artık kendi rızamızla otosansür uygulayan kişiler haline geliyoruz. Kendi isteğimizle otosansür yapıyoruz. Bu da hikayelerimizi tersyüz ettiğimiz, insanların yaşamlarıyla yazdığı hikayelerimizi kendi ellerimizle çarpıtıyoruz. Bu çok büyük bir darbedir. Kürdistan sinemasının en büyük sorunu da zaten tam olarak budur.”
Oluşturulan Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nin bu durumu da ortadan kaldıracağını söyleyen Altay, “İki gün boyunca sömürgeci zihniyetin etkisini kendi üzerimizden nasıl atacağımızı da konuştuk. Bu sadece bizim, yani Bakur’un sorunu değil tüm parçaların, tüm Kürt sinemacılarının sorunudur. Eğer kendimizi bu zihniyetten kurtarmazsak, bu zihniyeti geriletmezsek başarılı olamayız. Sadece film üreterek kendi sömürgecilerimize hizmet etmiş oluruz. Ama eğer kendimizi bundan kurtarırsak, işte o zaman kendimiz için özgün, farklı bir sinema inşa edebiliriz. Yani devrimci, toplumsal cinsiyet bilincine sahip, ekolojik ve Kürdistanî bir sinema inşa edebiliriz” dedi.
Kürt ve Kürdistanî
Yapılan çalıştayın da bu ihtiyaçlara çözüm bulabilme arayışıyla gerçekleştirildiğini aktaran Altay, “İki gün boyunca 100 Kürt sinemacı olarak Kürt sinemasının sorunlarını ve çözüm yollarını tartıştık. Bunun pratiğini hayata geçirdik. İnanıyorum ki, diğer parçalar da bu konuda kendi çalışmalarını yapacak. Kürt sinemasının eksiklikleri, ilkeleri ve çalışmaları üzerine yoğunlaşacaklardır. Kürt sinemasının ortak sözünün sahibi olacağız” diye aktardı.
Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nin, Kürt sinemasının kurumsal alt yapısını da hazırlayacak bir çalışma içerisinde olacağının altını çizen Altay, “Ayrıca komisyonlar ve bir topluluk oluşturacağız; bu gruplar birbirinden farklı alanlarda olacak. Ve bu oluşum, Bakur Kürt sinemasının sözcüsü olacak bir inisiyatif haline gelecek. Çünkü buraya gelen, daha önce de bu çalışmalara katılan herkes bunu talep etti. Bizlerin birlik içinde, ortak, devrimci, kendisini sömürgeciliğin zihniyetinden kurtarmış bir dille, Kürt ve Kürdistanî bir bilinçle sinema yapmamız gerekiyor” dedi.
Kürt sinemasının bütçesi
Sinema üretmenin kendisinin maliyetinin çok yüksek olduğunu belirten Altay, bu nedenle Kürt siyasetçilerin, iş insanlarının, kurumlarının Kürt sinemasına sahip çıkmasının önemli olduğunu vurguladı. Altay, film üretmenin, çekmenin ciddi bir ekonomi ve bütçe gerektirdiğini belirtti ve ekledi: “Yapımcılar için bu ekonomik kaynakların sağlanması şarttır. Hemen hemen tüm ülkelerde sinema bütçesi tamamen ayrı tutulur. Her yıl kaç film gösterilecek, kaç film üretilecek, uluslararası filmlerin durumu ne olacak, hepsi planlanır. Bu yüzden Kürt sinemasının da kendi bütçesine sahip olması gerekir. Bu nasıl olur? Yapımcıların ve iş insanlarımızın bu meseleye el atıp desteklemesi şarttır. Ve sadece onlar da değil, siyasetin de buna destek vermesi gerekir. Ama bu destek, buyurgan, bir sansür ya da otosansür şeklinde olmamalıdır. Kürt sinemasının büyümesi ve gelişmesi için herkes, üzerine ne düşüyorsa onu yapmalıdır.” AMED